Türkiye’nin gündemindeki finansal tartışmalar ve fon soygunculuğu iddiaları üzerinden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik yürütülen kampanyalara Albayrak’a yakın medyadan tepki geldi. Sabah Gazetesi yazarları Dilek Güngör ve Hilal Kaplan konuyu köşelerine taşıdı. Yazarlar, Albayrak’ın hedef tahtasına oturtulmasının ardındaki gerçek niyetin, son dönemdeki krizlerin ve soruşturmaların gerçek sorumlularını gizlemek olduğunu belirtti.
Dilek Güngör: "Taşeronları Belli Olan Kirli Bir İttifak İş Başında"
Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör, kaleme aldığı yazısında Berat Albayrak’a yönelik yürütülen sistematik itibar suikastlarına ve algı operasyonlarına dikkat çekti. Aktif siyaseti 6 yıl önce bırakan Albayrak’ın başarılarını gölgelemek için bazı çevrelerin ortak bir akılla hareket ettiğini vurgulayan Güngör, şu değerlendirmelerde bulundu:
“6 yıl önce aktif siyaseti bırakmasına rağmen her fırsatta yalanlarıyla geçmişteki başarılarını gölgelemeye çalışıp haysiyet cellatlığı yapıyorlar. Albayrak üzerinden zorlama senaryolarla tartışma başlatmak, soruşturmanın uzanacağı isimleri gölgelemek için mi? Yoksa dert, faturayı suçsuz isimlere çıkartmaya çalışıp asıl failleri gizlemek mi?"
Hilal Kaplan: "İşlemler 2024-2026 Dönemine Ait, Albayrak'ın Hiçbir Yetkisi Yoktu"
Hilal Kaplan ise "Hükümete yakın" başlıklı köşe yazısında, son dönemdeki fon ve borsa tartışmalarının odağındaki tarihlere ve kurumlara dikkat çekti. Soruşturma konusu işlemlerin 2024-2026 dönemini kapsadığını hatırlatan Kaplan, Albayrak’ın bu süreçle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtti:
“Soruşturmaya konu işlemler 2024-2026 dönemine ait. Albayrak'ın bu dönemde ne atama, ne denetleme ne de hesap sorma yetkisi vardı. Ama muhalefet ve suflörü FETÖ, bizden onu konuşmamızı talep ediyor. Senaryo tanıdık; aynı 17-25 Aralık yargı darbesinde olduğu gibi kurumlardaki çürüme değil; Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi hedefe konuyor."
“Kraldan Çok Kralcılar”
Kaplan ayrıca, aynı mahallenin veya "hükümete yakın" bazı kalemlerin de bu ezbere ortak olmasını eleştirerek, "Demek ki tabiri caizse 'kraldan çok kralcılık' ile 'kralın ailesini hedef göstermek' aynı kalemden çıkabiliyormuş" ifadelerini kullandı. At izinin it izine karıştırıldığına vurgu yapan yazar, 6 yıl önce sahnede çekilmiş birinin adının bugün sorumluluk sahibi olanlardan daha sık anılmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.




