Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,

hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Milli Görüşçüler olarak 4 Mayıs 2014 tarihinde bir kongre

yaşadık. Bu kongre, Erbakan hocamızın tabiriyle Milli Görüş camiasının

çelikleşme kongresi olmuştur. Milli Görüş bir davadır. Bu dava, hak davadır ve

tek davadır. Milli Görüş demek, Asiltürk, Kamalak veya Erbakan demek değildir.

Biz hiçbir zaman hocamızdan Milli Görüş demek Erbakan demektir sözünü duymadık.

Erbakan hocamız her zaman: Milli Görüş demek, İslam demektir, bizler İslam ın

hem şekline, hem ruhuna uymaktan sorumlu Allah ın aciz kullarıyız demiştir.

Erbakan hocamızın bizlere anlattığı bu davanın özünde, kimyasında üç şey vardır.

Bunlar; 1- HAKKI ÜSTÜN TUTMAK, 2- MANEVİYATÇI OLMAK, 3- NEFİS TERBİYESİNİ ESAS

ALMAK esaslarıdır. Maneviyatçı olmak, Allah a ve ahirete inanan kimse olmak

demektir. Nefis terbiyesini esas almak ise, dünya ve hevesler için değil,

insanlığın saadeti için Allah yolunda cihad edebilen Allah eri olabilecek hale

bürünmektir. Hakkı üstün tutmak ise, materyalizmin, Siyonizm in değil, İslam ın

tek çare olduğuna inandıktan sonra, temel uygulama esaslarına sıkı sıkıya

bağlanmak ve yaşamaktır. Bir insan zihniyet itibariyle bu temel esaslara bağlı

ise, Allah (c.c) o kimseye yardım eder ve ona 3 temel fiziki şeyi ihsan eder.

Bunlar ise; HİDAYET, FERASET ve DİRAYET esaslarıdır. Hidayet: Doğruyu

yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden,

ayırt edebilme kabiliyetidir. Feraset: Hayır ile şerri ayırt edebilme

kabiliyetidir. İnsanların hayrına olan işlerin detaylarını, o hayırlı olan işe

nasıl ulaşılacağını idrak etmek demektir. Dirayet: En geniş anlamda doğru

olduğunu bildiği ve hayırlı olduğuna inandığı şeyi sonuna kadar savunabilme, o

hayırlı olan işe ulaşma azmi, aşkı ve kabiliyetidir. Biz siyasi alanda Milli

Görüş sahibi olan harekete SAADET PARTİSİ diyoruz. Milli Görüş, asrımızda

insanlığın saadeti için başlatılmış bir medeniyet hareketidir. Bu hareketin üç

ayağı vardır. 1- YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE; a- Ekonominin onarılması, b- Halkın

refah düzeyinin arttırılması adil paylaşım, c- Sosyal ve ekonomik hayatın

insanın saadetini esas alacak şekilde tekrar yapılandırılması. 2- YENİDEN BÜYÜK

TÜRKİYE; Biz zaten büyük bir devlettik, yeniden eski gücümüze bir an önce

ulaşabilmemiz gerekmektedir. Bunun için gerekli güç bu ülkede mevcuttur, yeter

ki görmesini bilelim, yeter ki var olan gücümüzü hakkın hâkim batılın zail

olması için harekete geçirebilelim. 3- YENİ BİR DÜNYA; Bugünkü dünya adil

temeller üzerine kurulu değildir, küresel bir soygun düzeni bütün dünyayı

kendisine köle etmek için var gücüyle çalışmaktadır. Bu durumun değiştirilmesi

gerekmektedir. Bunun için başta bölgemiz olmak üzere bütün dünyanın adil

temeller üzerinde tekrar yapılandırılması bir mecburiyettir. İlk adım olarak

D-8 bunun için kurulmuştur.

Bu kongreye yukarıda sözünü ettiğimiz hakkı üstün tutmak,

maneviyatçı olmak, nefis terbiyesini esas almak, hidayet, feraset ve dirayet

esasları damgasını vurmuştur. Bu kongrede yaşanan bütün olaylar, Milli Görüş ün

yeniden şahlanışının işaret fişeği konumundadır. Allah Erbakan hocamızdan razı

olsun. O, Milli Görüş camiasını öyle terbiye etmiş ki, bu camia aldığı bu

terbiye sayesinde, dışarıdan etkilenmeden, kırmadan, dökmeden, kırmak ve dökmek

isteyenlere aldırmadan İşittik ve itaat ettik esasının gereğini büyük bir

olgunlukla yerine getirmiştir. Bu kongre, bütün Milli Görüşçüler için, sabrın

zafere dönüştüğü bir sınav olmuştur. Bu kongre ayrıca, terbiye ve ıslah edici

özelliği ile arınmaya, çelikleşmeye, hedefe kilitlenmeye vesile olmuştur.

Allah, bütün Milli Görüşçüleri davalarına hizmette sabitkadem eylesin. Bizleri

nefislerine uyanlardan eylemesin, itaat, sadakat ve samimiyetten ayırmasın. 

Erbakan Hocayı Doğru Anlamak

Milli Görüş davası baki, şahıslar fanidir. İslam kul

yapısı değildir, Allah tandır ve değişmez gerçektir. İslam yolunu bize gösteren

Allah tır. Allah bu yolu insanlara peygamberleri yoluyla bildirmiştir.

Peygamberler Allah ın dinini insanlara tebliğ eden seçilmiş kimselerdir. Hz.

Âdem (a.s) den, Peygamberimize kadar gelen bütün peygamberler İslam ı tebliğ

görevini kusursuz bir şekilde yerine getirmişler, ecel geldiğinde de ebedi

âleme göç etmişlerdir. Rabbimiz buyuruyor; BAKARA 213: İnsanlar bir tek ümmet

idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi.

İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için,

onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi... Son peygamber Hz.

Muhammet Mustafa (s.a.v) dır. Peygamberimizin de, diğer peygamberler gibi

insanlığa tebliğ ettiği şey, Allah ın yolu olan İslam dır. Rabbimiz buyuruyor;

ALİ İMRAN 164: Yemin olsun ki içlerinden, kendilerine Allah ın ayetlerini

okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap

ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta

bulunmuştur... Peygamberler, insanları kendilerine değil, İslam a davet

etmişlerdir. Bu önemli bir esastır. Bu gerçek Kur an da şöyle anlatılmaktadır

ALİ İMRAN 79-80:  Hiçbir insanın,

Allah ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp)

insanlara: Allah ı bırakıp bana kul olun demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle

demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca, Rabbe halis

kullar olunuz. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin, diye de

emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi İslami

tebligatta esas olan şey, insanların İslam a çağrılmasıdır. İnsan ve

toplulukları hakka davet eden önderler, vefat ettiklerinde takınılacak tavır,

tebliğ edilen ilahi hüküm ve esaslara uymaktır. Rabbimiz bu hususta şu

tembihatta bulunmaktadır;  ALİ İMRAN 144:

Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir.

Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz

Kim (İslam dininden) geri dönerse, Allah a hiçbir şekilde zarar vermiş

olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. Peygamberimizin insanlığa

tebliğ ettiği İslam, kaynaklarıyla birlikte kıyamete kadar değiştirilmekten

korunmuş bir şekilde devam edecektir. Hak batıl mücadelesinin tabii seyri

içeresinde insanların haktan uzaklaştığı dönemlerde, onları tekrar İslam ile

buluşturma görevi ümmetin âlimleri ve emir sahipleri tarafından yerine

getirilmiş ve getirilmektedir. Bu görevi yerine getirenlere muslih ve müceddit

denilmektedir. Osmanlı nın yıkılmasından sonra İslam dünyası birliğini

kaybetmiş, param parça olmuştur. Tam bu noktada 1969 yılında Erbakan hocamız

Milli Görüş harekâtını başlatmıştır. Erbakan hocamız ve arkadaşları başlatılan

Milli Görüş harekâtıyla İslam ile insanlık arasına konulmuş bütün engelleri

ortadan kaldırmanın mücadelesini vermişlerdir. Bu hareket, Müslümanların

kaybolmuş ümmet birliğini yeniden tecdit ve tesis hareketi olmuştur. Erbakan

hocamız yeni bir yol icat etmemiş, Peygamberimizin tebliğ ettiği İslam

gerçeğini günümüz insanlığına tebliğ etmenin önderi olmuştur. Erbakan hocamız

bize, İslam dan başka bir şey anlatmamış, ondan başka bir yola çağırmamıştır.

Erbakan hocamız anlatıyor: İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları

bilemez, hayır ve şerri tayin edemez. İslamsız bütün nimetler ve saadetler

eksiktir ve yetersizdir. Bu nedenle bugün dininizi ikmal ettim ve nimetlerimi

tamamladım ayeti en son indirilmiştir. Akıl, bir temyiz (iyiyi kötüden seçip

ayırma) yeteneğidir. Akıl; imanın ve İslam ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve

şeytanın elinde ise, sebebi felâkettir. Düşmanlar ve canavarlarla dolu ıssız ve

karanlık bir ormandan kurtulmak için, nasıl ki; 1- Tehlike bölgelerini ve

güvenlik yollarını gösteren bir haritaya, 2- Doğru yön tayinine yarayan bir

pusulaya, 3- Ve de çevremizi aydınlatacak bir ışığa ihtiyaç vardır. İşte,

haksızlık ve şeytanlıklarla kaplı bir dünyada, selamet yolunu bulmak için de,

Kur an bir harita, akıl bir pusula, iman ise önümüzü aydınlatan bir fener

hükmündedir. Bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır. Biri olmadan diğeri işe

yaramaz ve kurtuluşa ulaştıramaz. İslam ın dışında, hiçbir hak ve hakikat

kaynağı yoktur. Fen ve hikmet, sanat ve sanayi dahi, İslam ın içindedir ve onun

bir şubesidir. İlhamını Kur an dan almayan hiçbir ilim ve teknik asla şerden ve

zarardan arınmış sayılamaz. Mutlaka yeterli ve yararlı olduğu savunulamaz

İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat

programıdır. Yoksa sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira

sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir. Milli Görüş ne demektir

Bütün insanlığın saadeti için yeryüzünde hakkın ve adaletin hâkim olması

gayesiyle hep beraber disiplinli bir topluluk olarak çalışma görevini ifa

etmek, Milli Görüş ün şiarıdır. Buna bizim inancımızda cihat denir. Cihad:

hakkı hâkim kılmak, temel insan hak ve hürriyetlerini sağlamak ve korumak ve

her türlü zulüm ve sömürü düzenlerini ortadan kaldırmak için yapılacak hizmet

ve faaliyetlerin tamamıdır. Erbakan ı anlamak anlattıklarını kavramak ve

yaşamaktır. Milli Görüşçüler tıpkı öncekiler ve Erbakan hocamız gibi Allah

yolunda, takdir edilen ecel gelinceye kadar mallarıyla canlarıyla cihad etmeye

devam edecektir. Önemli olan Allah ın rızasını kazanmaktır. Bunu yapmak bizim

kulluk sorumluluğumuzdur. Erbakan hocamız: Batılda zirve olmaktansa hak yolda

zerre olmayı tercih ederim diyor vesselam.