Türkiye çok hassas bir süreçten geçiyor. Ülkemizin yara almadan bu sıkıntıyı atlatabilmesi en büyük arzumuz. Geçmişte yaşadığımız tecrübeler var. 1. Dünya Savaşı’nda dış güçler basını, sermayeyi, hatta pek çok ilim adamını İttihat ve Terakki etrafında toplamayı başardı. Bu macera, Osmanlı topraklarının önemli bir kısmının elimizden çıkmasına yol açtı. Irak’ın işgalinin bahanesi Saddam’ın zalim oluşu idi. Dünya kamuoyu bu görüşte birleşti. Halbuki, ABD ondan binlerce kat daha zalim idi. Sonuçta, Irak’ta on binlerce bacımız tecavüze uğradı, 2 milyon insan hayatını kaybetti. Irak şimdi dörde bölünüyor.

Bugün, büyük oyun Türkiye üzerinde oynanıyor. IŞİD bahane edilerek Türkiye savaş bataklığının içine çekilmek, Müslüman kardeşleriyle karşı karşıya getirilmek isteniyor. Küresel güçlerin bu tuzağına düşmemeliyiz.

Ülkemizi tehdit eden tehlikeyi uzaklaştırmanın yolu dış politikada millî, yerli çözümler üretmek, katışıksız bu toprakların sesi olan Millî Görüş’ümüze dönmektir.

Millî Görüş’ün tek temsilcisi de Saadet Partisi’dir.

Küresel güçler emellerine ulaşabilmek için Millî Görüş’ün sesini boğmak istediler. İçteki işbirlikçiler eliyle liderini siyasî yasaklı hale getirdiler. Onu devre dışı bıraktılar. Hangi oyun oynanırsa oynansın kimse Millî Görüş hareketini yok edemeyecektir. Çünkü fikirler topla, tüfekle yok edilemez.

Saadet Partisi, 24-26 Ekim’de Ankara’da yaptığı 3 günlük kampla 2015 genel seçimlerinin startını verdi. Eğitim ağırlıklı ve “Şuurlanma, çelikleşme ve üretim” konsepti ile yapılan çalışma Saadet Partisi kadrolarının heyecan, azim ve enerjisini artırdı. Tarihî bir dönüm noktasında yapılan toplantıda, seçim stratejileri, üslûp ve genel seçimlerde verilecek mesajlar ele alındı.

Milletin Kurtuluş Reçetesi

Programda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “Millî Görüşçülerin alnı ak, başı dik ve davalarından zerre kadar tereddüt etmeyen saygıdeğer insanlar” olduğunu söyleyerek, hak davadan ayrılıp yanlış yollara kapılanlara şunları söyledi:

“En acınacak insan ümidini yitirmiş, idealini kaybetmiş, davasını satmış olan zavallılardır.”

“Dün İttihat ve Terakki’nin Osmanlı’yı yıkmak için üstlendiği görevi, bugün AKP Hükümeti üstlenmiş, Erbakan’ı yıkarak Türkiye’yi bölünmenin eşiğine getirmişlerdir” diyen Kamalak şöyle uyardı:

“Türkiye üzerinde büyük bir oyun oynanmaktadır. Milletin geleceğini kumar masasına sürmeyin!”

“Millî Görüş’ün bakanlık ve belediye başkanlıklarında tek kuruşluk yolsuzluğuna rastlanmadığını” anlatan Kamalak, çözümün Millî Görüş’te olduğunu söyledi:

“Saadet Partisi Türkiye için bir pusula, insanlık için bir kurtuluş reçetesidir.”

Hepimiz şuna şahit olduk ki, Millî Görüş iktidarında yetim malı yiyen bakan veya başkan yoktur. Onlar iktidar gücünü insana hizmet için kullandılar, bölge ve görüş ayrımı yapmadılar. Bu yüzden Millî Görüş’ün mesajı kuşatıcıdır. Evsizlere, yetimlere, köprü altı çocuklarına, eroin ve esrar kullanan gençlere, bedenini satmak zorunda kalan kadınlara kadar her sınıf insanın, insanca yaşamasını amaçlamaktadır.

Millî Görüşçüler hizmette 3 esası benimsediler: 1. Halk ile birlikte, 2. Adil, 3. Tekliflere açık bir yönetim anlayışı.

Uzak durdukları 3 şey ise, 1. Rüşvet ve yolsuzluk, 2. Gizli, kapalı iş çevirme, 3. Ayrımcılık ve haksızlıktır.

Saadet’e İhtiyaç Var

Türkiye, 13 senedir milletimizin inancı, tarihi, özü ve aslını temsil eden Saadet Partisi’nden mahrumdur. Meclis’teki siyasî partiler, milletimizi birbiriyle kaynaştıracak ortak noktalar dururken; ihtilaf konularını körüklemiş, gerilimci, kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir siyaset anlayışını benimsemişlerdir.

Meselâ; Millî Görüş hareketi 45 yıllık geçmişinde, son 13 yılda olduğu oranda bir basın ambargosu ile karşılaşmamıştır. Yerel seçimlerin 3 aylık propaganda döneminde devlet TV’leri, Saadet Partisi’ni bir cümleyle olsun tanıtma sorumluluğu hissetmemiştir. İktidar, sözle “ileri demokrasi” davulunu çalarken, gerçekte anti demokratik bir uygulamalar içine girmişlerdir. Böyle demokrasi sizin olsun, biz böyle demokrasi istemiyoruz.

Saadet Partisi, seçim barajları ile boğulmak, hazine yardımları ve tanıtma imkânlarından mahrum bırakılmak suretiyle siyasî hayattan silinmek istenmesine rağmen; Millî Görüşçüler 13 senedir direniyor, dava adamlığının ne olduğunun ideal örneğini ortaya koyuyorlar. Hiç şüphe etmiyorum ki, tarih onları bu yüzyılın kahramanları olarak yazacaktır.

O ne muhteşem bir direniştir ki, çay ve ekmek paralarından keserek hizmet mekânlarının kiralarını ödüyorlar. O ne büyük bir idealdir ki, ihtiyaçlarından keserek hizmet ve çalışmalarını bir an bile aksatmıyorlar. Çünkü menfaat üzerine kurulmuş siyasî partilerin iflah olmaz yağcıları, insanlığa hizmet için kurulmuş partilerin samimi bağlıları vardır.

Millî Görüş’ün temsil edildiği Saadet Partisi’nin Meclis’te yer alıp hizmetlerini kaldığı yerden devam etmesine ihtiyaç vardır. Yarınlar, hak dava idealiyle koşanlarındır.