2023’ün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü de geride kaldı. Geçen yıllar boyunca engellilerin sorunlarını, problemlerini, sıkıntılarını hemen her zaman ve zeminde, her fırsatta anlattık. Birilerine dinlemekten gına geldi, biz de anlatmaktan bizar olduk.
Bu hafta içerisinde yaşadıklarımıza bakıldığında, daha nice yıllar bu senaryonun aktörleri olacak gibi görünüyor engelliler. İktidar partileri, engellilerin sorunlarını çözmeye bir türlü yanaşmıyor. Bunun açık delili, 5 Aralık 2023 Salı günü TBMM Genel Kurulunda Saadet Grubu tarafından verilen "Engellilerin Sorunlarının Tespiti ve Çözüm Yollarının Araştırılması” hakkındaki önergesinin; ayrıca 6 Aralık 2023 Çarşamba günü yine Saadet Grubu tarafından verilen "Türkiye’de yaşayan engelli vatandaşlarımızın engellerinin dünya standartlarına göre kategorizasyonlarının sağlanması” hakkındaki araştırma önergesinin iktidar partilerinin oyları ile reddedilmesidir.
Genelde bütün insanlığa, özelde de engellilere hizmet etmek zihniyet meselesidir, insanlık ve anlayış meselesidir. Bunun en çarpıcı örneği de geçmişte engellilerin yaşadıklarıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nde hem başbakanlık hem de cumhurbaşkanlığı yapmış bir zat-ı muhterem, kendisinden iş isteyen engellilere, “Sadakalar, fitreler size yetmiyor mu?” demiş idi. Aynı konumdaki bir diğeri de, “Ben sağlama iş bulamıyorum ki, sakata iş bulayım” demiş idi. Yine aynı konumdaki biri de engellileri dinledikten sonra, “Tamam anlaşılmıştır, bugüne kadar ne yapılmışsa bundan sonra da aynısı yapılacak” diyerek engellileri hafife almıştı. Yine yakın bir tarihte bir siyasetçi de bir binanın açılışında yapmış olduğu konuşmada, “Biz sizi adam yerine koyduk, insan yerine koyduk” diyerek aşağılamıştı. Bütün bunların yanı sıra biri de var ki, 1996 yılının 3 Aralık’ında TBMM’yi engelliler gündemi ile topladı. Bütün engelli temsilcilerini grupta ağırladı. “Bugünü sizin için bayram ilan ediyorum. Siz bizim özürlü değil, özel vatandaşlarımızsınız. Bizim size yapmış olduklarımız sizler için ulufe değil, sizin tabii hakkınızdır” dedi ve TBMM’den kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi aldı ve 571, 572 ve 573 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile başta Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığını kurdu. Engellilerin istihdamı hususundaki %2’lik kotayı %3’e çıkardı. O zamanın parasıyla 3 trilyon TL’yi engellilerin araç ve gereçlerinin karşılanması için sosyal dayanışma fonlarına gönderdi. Engellilerin o güne kadar görmediği nice hizmetleri sundu. İşte bu 54. Hükümetin Başbakanı, Millî Görüş’ün merhum lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan farkıydı. Daha onlarca örnek verebiliriz, lakin yazımız uzamasın diye bunlarla yetiniyoruz.
Evet, önümüzdeki yerel seçimlere yaklaşık üç buçuk ay gibi kısa bir süre kaldı. Bundan sonra engelliler siyasetçilerden geçmişte olduğu gibi boş vaat, yaldızlı söz, hamasetle çocuk kandırmaca istemiyor. Hakiki manada kerim devlet, garson devlet anlayışını önemseyen, benimseyen ve uygulamaya koyan siyasetçilerin görev başına gelmesiyle engellilerin önündeki engeller ancak aşılabilir. Yoksa yukarıda örneklerini sunduğumuz anlayıştan ne ülkeye ne de engelliye bir hayır geleceğini düşünmek zor maalesef. TBMM’yi takip ettiğimiz kadarıyla Saadet grubuna engellilerin şimdiden bir teşekkür borcu var. Bu da kadirşinaslığın bir gereğidir, vesselam...