SAADET Partisi her an seçime de, iktidara da hazır şekilde çalışıyor. Seçim süreci dışında ve seçim sürecinde çalışmalarına ara vermiyor. Seçim süreci dışında iç bünyeyi güçlendiriyor. Haftalık ve aylık toplantılarını yapıyor; üst kademede de YİK, GİK, il başkanları toplantılarını aralıksız sürdürüyorlar. Kadrolar hep çalışır vaziyette. Görevler sorumluluk şuuru ve milletimizin sıkıntılarını çözme duygusuyla yerine getiriliyor.

Saadet kadroları iki aydır “Saadet Sahada” programını icra etmek üzere esnafı, her kesimden halkı dinliyor. İl ve ilçeleri karış karış dolaşıyor; vatandaşlarımızla buluşuyorlar. Saadet, vatandaşa en sıcak gelen parti! Temsilcilerine saygı duyuyor, onları dinlemek istiyorlar. Türkiye’de mağdur edilmiş; hakkı yenilmiş bir parti. Erbakan Hoca gibi Türkiye ve insanlığın huzurunu, barışını dert edinmiş bir lidere oy verememiş olmanın pişmanlığını ifade edenlere sık rastlıyoruz.

Saha çalışmalarını genel merkez adına koordine eden Fatih Aydın, halkın iktidardan ümidini kestiğini, en rahat çalışmayı Saadet Partisi’nin yaptığını şöyle anlatıyor:

“AKP yeni başarılar oluşturamıyor. Ümidini muhalefetin dağılmasına bağlamış durumda. Saadet Partisi halkın ümidini karşılıyor. Sahada Saadet Partisi’ne itibar ediliyor. ‘İktidara yürüyoruz’ sözü karşılık buldu. Türkiye’nin teminatıyız.”

Sahadaki izlenimlerini anlatanlardan, Saadet’in “Türkiye’nin en sevilen partisi” olduğunu söyleyenler oldu. Ben de, Antalya’nın Döşemealtı, Korkuteli, Elmalı; Afyon’un Dazkırı, Başmakçı, Dinar ve Denizli’nin Baklan ilçelerinde benzeri havaya şahit oldum.

SEVGİNİN KARŞILIĞI

SAADET Partisi ülkesini seviyor; 85 milyonun kardeşliğini ve onların iyiliğini istiyor. YSK’ca seçilme yeterliliği tescil edilmiş bütün siyasi partilerle sıcak ilişkiler geliştiriyor. Türkiye’nin geleceği için onlarla müzakere yöntemini benimsiyor. Fikir ve çözümlerine güveniyor. İttifak kurma konusunda hiçbir partiye rezerv uygulamıyor. Hepsini “Türkiye’nin gerçeği” olarak görüyor

İyi niyetle herkesi kuşatan bir düşünce eninde sonunda hedefine ulaşır. Osmanlı’nın kuruluş seyrini bilirsiniz! Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılışından sonra, Anadolu beyliklerle (şehir devletleri) yönetilmeye başladı. Germiyan, Karesi, Aydınoğulları, Eşrefoğulları, Karamanoğulları beylikleri gibi. 

Beyliklerin en küçüğü Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman Bey’in kurduğu Osmanlı Beyliği’ydi. Bilecik’in Söğüt civarında hüküm süren 243 çadırlık bir aşiret. Kışın kışlaklara, yazın yaylaklara çadır kurarlardı. Osmanlı Beyliği, Kur’an’ın emirlerine sıkıca bağlıydı. İslâmî ölçülerde samimiydi. Sağlam aile yapıları, inançlarından gelen plan ve disiplin üzerine kurulmuş bir yönetim anlayışları vardı.

Osmanlı Beyliği diğer beyliklerle iyi geçindi. Hiçbiriyle sürtüşmeye girmedi. Şeyh Edebâli gibi bilgeleri vardı. Ertuğrul Gazi; Osman Bey’e, döneminde zulüm ve entrikalarıyla tanınmış Bizans’ı hedef gösterdi: “ İstanbul’u aç ve gülzâr yap.” Osmanlı, devlet olduktan sonra diğer beylikler çeşitli aralıklarla Osmanlı’ya katıldı. İstanbul fethedildi.

Erbakan Hoca da, Millî Görüş hareketini başlatırken hedefine Siyonizm’i,  sömürgeci haçlıları koydu. Siyonizm dünyanın başına belâydı. Sömürgeci Batı ise, mazlumların kanını emiyor; haklarını gasbediyordu.

DÜŞMAN İÇTE DEĞİL; DIŞTA

SİYONİZM ve sömürgeci Batı ülkelerinin Türkiye’yi haritadan silmek isteyen planları olduğunu hepimiz biliriz. Erbakan Hoca şer odaklarını hedefine koydu. Türkiye’deki her kesimden insanla iletişim kurdu. Türkiye’yi bekleyen tehlikeleri hatırlattı. Kardeşliğe, tek vücut olmaya çağırdı. “Önce ahlâk ve maneviyat” ilkesini en başa koydu. Ömrünü Türkiye’nin “lider” olmasına adadı. 42 yıllık mücadelesi sonrası; vefatından bir gün önce bazı kurmaylarını toplayarak davayı kadrolarına emanet etti.

Erbakan Hoca ilerlemiş yaşına rağmen, Saadet Partisi Genel Başkanı olarak vefat etti. Saadet Partisi, Türkiye’nin parlayan yıldızı; son imtihanı da verenlerin partisidir, dedi. Millî Görüş’ün tek partisi vardır; o da Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi’nden başka, kim, “Ben de Millî Görüşçüyüm” derse palyaçoya döner, uyarısını yaptı. Bugün Saadet Partisi’nin en etkili kadroları, hep Erbakan Hoca’nın çalışma arkadaşlarından oluşmaktadır

Başkanlık sistemi siyasi partilere ittifak zorunluluğunu getirdi. 10 kere seçime girip hep yüzde 50-1 oy alsanız, hükümette söz sahibi olamıyorsunuz. İttifak yaptığınız partilerle yüzde 50+1 oya ulaşırsanız hükümette bulunabiliyorsunuz. Saadet Partisi’nin programının tam uygulanması tek başına iktidar olmasıyla gerçekleşir. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, şöyle anlatıyor:

“İttifaklar zorunlu hale geldi. Halk perişan. Tarım ve hayvancılığı bitirdiler. Hükümet başarısızlığını muhalefete yüklüyor. Türkiye’de hava değişti. Geçmişimiz, merkezi ve yerel yönetimlerdeki başarılarımızla dolu. İktidara hazır bir partiyiz.”

Bugün o efsanevî hizmetlerin reçetesi Saadet Partisi’nde!