Batı da İslamofobia ile Müslümanların birer korku ve
nefret (bete noir) simgesine dönüştürüldüğü bir zamanda, Güney Tayland
kıyılarında ve Andaman Denizi nde tahta teknelerde balık istifi şeklinde ölüme
metruk Rohinyalı Müslüman mültecilerin, yürekleri burkan görüntüleri bir kez
daha gerçek zulmün adresini gözler önüne sermiştir.
ABD Dışişleri Sözcüsü Marie Harf, politik atraksiyon
türünden bir yaklaşımla, Güneydoğu Asya da krizden etkilenen Rohingya
mültecilerle ilgili ABD nin öncü rol (leading role) oynama isteğini vurgulaması
bir bakıma fasarya sözlere ve fabrikasyon haberlere dayalı bir sığınma
(enclave) ile statükoyu korumaya yönelik bir ifadeden öteye gidememiştir.
Budist Rakhine de Müslümanlara yönelik üç yıldır devam etmekte olan sistematik
soykırım karşısındaki sessizlik bunun en önemli göstergesidir. Batı tarafından,
bir yandan globalizm anlayışına dem vurulurken, diğer taraftan Arakan daki
izolasyonizm e adeta seyirci kalınması yadırganacak bir tutumdur.
Başbakan Davutoğlu ise, seçim meydanlarında derin
strateji kitabına atıfta bulunarak merkez Türkiye vizyon projesinin
kendisine ait olduğunu vurgularken, Avro-Asya nın kurulmuş olduğunu vurgulaması
ister istemez bu proje çerçevesinde, Rohingya Müslümanları için gönderilen
sözde yardımların Myanmar daki Budist Thein Sein yönetimine ulaştırılmasından
başka AKP hükümeti tarafından bu acılı insanlara ne gibi yardım ulaştırıldığı
doğrusu merak konusudur.
Baştan beri, bu ülkede Müslüman kanının akmasına seyirci
kalan ve bu konuda hiçbir olumlu adım atamayan AKP iktidarı, Avro-Asya taslak
projesi kapsamında sadece Avrupa ile Asya arasında Batı çıkarlarına hizmet ve
kılavuzluk etmekten öteye geçebilecek bir politika üretememiştir. Bütün bunlar
yaşanırken, Başbakan Davutoğlu nun seçim meydanlarındaki boş yaygaralarla,
umacı politikalarla iradi (sugjestiyon) marjdan ne kadar uzak olduğu
görülmektedir. Şu anda, Tayland, Endonezya, Kamboçya, Bangledeş ve
Hindistan daki Rohingya Müslüman mültecilerin sayısı yarım milyonu aşmış
durumdadır. 2012 den beri bu ülkelere devam etmekte olan mülteci akımından
başka, Rohingya IDP Kampları ve Arakan daki Rohinya köylerindeki mevcut durumun
vahameti gerçekten içler acısıdır. 7 Mayıs 2015 te Andaman Denizi ndeki Güney
Tayland sahilinde tahta teknelerde dikkat çeken yüzlerce Rohingyalı mülteci,
Myanmar Silahlı Kuvvetleri nin kötü muamelesi, Arakan devlet görevlileri ve
Budist Rakhine şiddetinden kaçarak adeta ölümle pençeleşmeyi göze almaktadır.
Üç aydan beri sekiz bin Rohingyalı Müslüman erkek, kadın ve çocuk, kendilerine
kucak açacak ülkeyi beklemektedirler.
Rohingyalı Müslümanlar karşısında suskun kalmayı yeğleyen
ülkeler, Thein Sein rejiminin saldırgan ucuz politikalarına adeta payanda
olmaktadırlar. Bu nedenle, 29 Mayıs ta, Tayland ın Bankok kentinde yapılacak
olan konuyla ilgili toplantı, Rohingyalı Müslümanlara yönelik şiddetin önlenmesi
ve konunun tüm boyutlarıyla çözülmesi ve gerekli adımların atılması için ayrı
bir öneme haizdir.
Tayland Başbakanı Prayut Chanochan ın organize ettiği,
Myanmar ın Rakhina Eyaleti ndeki Müslümanların sorunlarının masaya yatırılacağı
ve Malezya, Endonezya, Avustralya, ABD gibi ülkelerin ve BM nin üst düzeyde
temsil edileceği toplantıda, Türkiye nin de katılım sağlaması büyük önem arz
etmektedir.Rohingyalı Müslümanların inisiyatiflerini kırmaya ve onları güdüm
altında tutmaya yönelik planlı katliamlara karşı direnen ve bunun sonucu olarak
iyice baskı altında tutulan Rohingyalı Müslüman varlığının Myanmar dan tamamen
atılmasına yönelik adımların püskürtülmesi amacıyla Türkiye ye bu meyanda büyük
görevler düşmektedir.
Türkiye yi Avro-Asya merkezi gören politikacıların, asıl
Rohingyalı Müslümanlar konusunda sorumluluk yüklenerek tarihi fenomeni
canlandırabilecek adımların atılmasına vesile olabilirler. Yoksa seçim
meydanlarında verbal söylemlerle haykırarak bir yere varmak söz konusu
değildir.