HAYDAAAA, adam Real Madrid le bizim Bursaspor u mu

kıyaslayacak diyeceksiniz değil mi Vallahi öyle yapacağım. Ancak ne var ki

benim kıyaslamam başka bir platformda olacak...

Çarşamba saat 20.00... Bizim kupanın yarı final ilk maçı

oynanacak. Bursaspor la Galatasaray arasında... İlk maç İstanbul da 2-2 beraber

bitmişti. Yani ev sahibi bayağı avantajlı durumda. Ama ne var ki bizim ülkede

üç büyükler denince ortada öyle avantaj mavantaj falan kalmaz. Neyse... O da

ne Bursaspor çok şık iki golle 2-0 öne geçiyor. Yani Galatasaray ın rakibini

elemesi için yediğinden bir fazla yani üç tane atması gerekir. Kolay mı Çok

zor. Bakıyorum Bursaspor bu 2-0 a rağmen başladığı gibi oynamaya devam ediyor.

Yani geri dörtlüsünün önünü açıyor, orta alanından kim varsa topluca hücuma

gidiyor. Eh yakalamışken Galatasaray ı şu ligdeki 6-0 ın rövanşı mı alalım

diyorlar nedir. Kenardan hiç Hooop diyen yok... Devre biterken önüne kazara

gelen topu Sneijder müthiş şutluyor... Durum 2-1 oldu. İkinci yarı başlıyor.

Bursaspor yine perili köşk gibi, rüzgar bir penceresinden giriyor, öbür

penceresinden çıkıyor. Eh Galatasaray da nasılsa, sağda Sabri, solu da Telles e

teslim edip, Sneijder i Burak ın arkasına almış, yani doğru yolu bulmuş. Selçuk

ve Yekta da daha batıcı olmuş doğal olarak... Dolayısıyla Galatasaray,

neredeyse topluca rakibinin açık bıraktığı, önlemsiz bölgelere sızıp sızıp

tabelayı değiştiriyor. Sağ ayaklı Sabri soldan girip asist yapıyor. Bir

penaltının hazırlayıcısı oluyor, bir de direği sallıyor. Vallahi sol ayağı

ile... Sonuç mu Bursaspor: 2 - Galatasaray: 5...

Bizim finalistin biri belli oluyor. Hemen İspanya ya

geçiyoruz. Real Madrid Ronaldo suz, Barcelona da ise Pique tribünde. Eksikler

bunlar. Real Madrid, kontradan Di Maria ile golü bulmaz mı Sonra mı

Barcelona ya topu bırakıp, topluca alanı daraltıp, Buyurun siz yorulun.

Nasılsa Messi de Messi değil... diyor. Barcelona pas üstüne pas yapıyor.

Pozisyon yok. Bazen uzun top açıyor, Bale dalıyor. Benzema tutucu. Di Maria ilk

yarıda beş kişilik oynadığından sağ çizgide sotada kalıyor. Derken Barcelona

bir duran toptan 1-1 i yapıyor. Ve Real de aynı kafa, aynı strateji...  Ronaldo suz en fazla uzatmaya gider derken,

Bale, 85. dakikada yaklaşık 75 metre topu taşıyor. Yetişen var gibi ama girip

golü yapıyor kupayı getiriyor.

Şimdi bizim hocalar başta olmak üzere, ne kadar teknik

adam varsa iki maçı yan yana koyup izlesin. Baksınlar bakalım koca Real Madrid

nasıl bir strateji ile oynadı. Barcelona bunu zaten yapamazdı, çünkü pas

zenginliği üzerine otomatize olmuştu. Oyuncular uygun değildi. Ama Real

Madrid in İtalyan hocasının yaptığı oyuncu değişikliklerine de bir bakın

bakalım. Kendi ceza alanının makul uzaklığında top gezdiren Barça ya karşı

stoperlerin sayısı kaça çıktı. Orta alandaki önleyici sayısı da... Benzema, Di

Maria bunlar olurken kulübede kupanın gelişini seyrediyorlardı.

Bu iki maç çok denk düştü. Tabii ki saf, temiz, bilgi

içerikli yorum yapabilenler için...