1435 Hicrî senesi mübarek Ramazanını idrak etmiş
bulunuyoruz. Cenab-ı Hak tan rahmet, mağfiret, tevfik, yardım, bereket; her türlü
afetlerden, belalardan, savaşlardan ve musibetlerden korunma dileriz.
Bu münasebetle, Din-i Mübin-i İslam ın iki kere iki eder
dört derecesinde muhkem, zarurî ve temel emir yasak, öğüt ve uyarılarını
sevgili kardeşlerime arz etmeyi kendime bir vazife bilmekteyim.
Birincisi: Her Müslüman itikadını (inançla ilgili
bilgiler) Kur ana, Sünnete, Sevad-ı Âzama, râsih ulemanın öğretilerine uygun
şekilde tashih etmeli, bid at ve sapıklıklardan arınmalıdır.
İkincisi: İmanla küfür arasındaki sınır olan beş vakit namazı
dosdoğru kılmalıdır.
Üçüncüsü: Hür ve mukim erkekler, şer î özürleri olmadığı
takdirde farz namazları ehil imamların ardında cemaatle kılmalıdır.
Dördüncüsü: Nisaba malik olanlar zekatlarını Kur ana,
Sünnete, Şeriata, fıkha uygun şekilde gerçek kişilere (tüzel kişilere zekat
verilmez) vermelidir.
Beşincisi: Her Müslüman ilmihalini ve islamî ahlak
bilgilerini doğru olarak öğrenmelidir.
Altıncısı: Bütün Müslümanlar Ümmet şuuruna sahip olmalı,
Ümmet birliği içinde yerlerini almalıdır.
Yedincisi: Bütün mü minler, bu devirde Resul-i Kibriya
aleyhi ekmelüttahaya Efendimizin vekili ve halifesi durumunda olan âdil, âbid,
râşid, muktedir ve müdebbir İmam-ı Kebir e biat ve itaat etmelidir. Böyle bir
İmam yoksa veya bilinmiyorsa onu istemeli, aramalı, bu şuura sahip olmalıdır.
Sekizincisi: Müslüman kadın ve kızlar Kur ana, Sünnete,
Şeriata uygun tesettüre bürünmeli, şeytanî ve rezil Avrupaî tesettürden uzak
durmalıdır.
Dokuzuncusu: Müslüman aileler on yaşından itibaren
çocuklarına namaz kıldırmalıdır.
Onuncusu: Müslümanlar din düşmanı kafirleri ve
münafıkları taklid edip, onlara benzemeye çalışmamalıdır.
On birincisi: Ramazan boyunca yatsı ve teravih namazları
cemaatle kılınmalıdır. İslamda teravih yoktur gibi batıl yaygaralara kulak
asılmamalıdır.
On ikincisi: Halkı cemaatten soğutan, camiden kaçıran
kulak sağlığına zarar veren aşırı yüksek sesler, göz kamaştıran aşırı parlak
ışıklar, ezan okunduktan sonra namazı geciktirmek, namazı tâdil-i erkan ile
kılmamak, cami içinde para toplamak gibi kötü bid atlerden uzak durulmalıdır.
On üçüncüsü: Dinimizin yasak kılmış olduğu israflardan,
gösterişlerden, gurur ve kibirlerden, saçıp savurmadan kaçınılmalıdır.
On dördüncüsü: Hiçbir Müslüman belediyenin yatsı ve
teravih namazı vaktinde İslam ahlakına aykırı şenlikler, etkinlikler,
eğlenceler tertiplemeye hakkı yoktur. Yatsı ezanı okununca Müslüman halk şenlik
ve eğlence çadırlarına ve mekanlarına değil, secdegah-ı Kibriya olan cami ve
mescitlere gidip Allaha ibadet edecektir. Müslümanları dolaylı şekilde de olsa
ibadetten ve taatten alıkoyanlar haindir.
On beşincisi: Hiçbir mü minin, mü min kardeşine düşmanlık
etmeye hakkı yoktur. Allah mü minleri kardeş kılmıştır; Resulullah siz
birbirinizi sevmedikçe gerçek Müslüman olamazsınız buyurmuştur.
On altıncısı: Mü minler birbirlerine beddua etmekten çok
korkmalı ve çok sakınmalıdır. Beddua yerine hayır ve ıslah duası edilmelidir.
On yedincisi: Müslümanları bölen, birbirine düşüren,
büyük fitne ve fesada sebebiyet veren cemaat, tarikat, grup, hizip, fırka
holiganlıklarından, militanlıklarından, fanatizminden uzak durulmalıdır.
Ümmet-i Muhammed, olumlu çeşitlikler içinde sarsılmaz bir birlik teşkil eder.
On sekizinci: Kadın erkek çocuk bütün Müslümanlar
öğrenilmesi farz olan ilmihal bilgileriniz doğru olarak öğrenmeli ve içindeki
bilgileri hayata geçirmelidir.
On dokuzuncusu: İslam yardımlaşma ve paylaşma dinidir.
Allahın bize nasip ettiği nimetlerin, paranın, malların, nafakaların bir
kısmını fakir, muhtaç, mülteci, hasta, biçare, miskin kardeşlerimizle
paylaşmalıyız.
Yirmincisi: İslamın ihlas prensibine çok dikkat
etmeliyiz. İhlassız oruç makbul olmaz, ihlassız namaz kabul edilmez, Allah ile
olan bütün işlerimizde ihlası esas almalıyız ve nifaktan ve riyadan ateşten
kaçar gibi kaçmalıyız.
Yirmi birincisi: Bütün reformculuklardan, dinde yenilik
ve değişiklik cereyanlarından, light ve ılımlı İslam tuzaklarından,
dünyevileşme sapıklıklarından, İslamdan başka hak dinler olduğu inkarlarından,
İslam Protestanlığı sapıklıklarından, mezhepsizlikten, telfik-i mezahibten,
Necdîlikten, Râfizîlikten ve bunlara benzer bozuk cereyanlardan uzak
durmalıyız.
Yirmi ikincisi: Feminizm sapıklığına karşı uyanık
olmalıyız.
Yirmi üçüncüsü: İlmi yetersiz olanların Kur andan kendi
re y heva ve heveslerine göre mana ve hüküm çıkartma bid atinden kaçınmalıyız.
(İkinci yazı)
Yargı ve Kanunlar Var da
Adalet Var mı
ÜLKEMİZİN Anayasası var. Yüz yılı doldurmayan Cumhuriyet
tarihinde hayli anayasa yapıldı, bugünkü dışındakiler çöpe atıldı. Bugünkü de
Müslüman çoğunluk tarafından istenmiyor, beğenilmiyor, onun yerine de ilk
fırsatta yenisi yapılacak. O, bakalım kalıcı olacak mı
Sürü sepet kanun var.
Dev adliye saraylarımız var.
Anayasa Mahkememiz var.
Yargıtay Danıştay
Dev hapishaneler.
Bir ordu kadar hakimlerimiz, savcılarımız.
Yine bir ordu kadar avukatlarımız. Barolar.
Adalet hizmet ve faaliyetleri için her yıl milyarlarca
dolarlık harcama yapılıyor.
Peki Türkiye de adalet var mı
Olup olmadığını 17 Aralık sivil darbe teşebbüsünde
gördük.
Balyoz davası sanıklarının tahliyesinde gördük.
Bendeniz son elli yıl içinde inançlarım, fikirlerim,
tenkitlerim yüzünden mahkemelerde sürünerek, hapishanelerde çürüyerek bizzat
gördüm.
Öyle bir Medenî Kanunumuz var ki, toplumun temeli olan
aileyi sarsıyor.
Yeni Ceza Kanunumuz zinayı suç olarak görmüyor.
Hapishaneler tıklım tıklım dolu.
Mahkemeler dava dosyalarına bakmaya yetişemiyor.
Duruşma salonunda Atatürk ün posteri asılı. Ya sanık
Kemalist ideolojiye muhalif ise
Türkiye kanun devleti midir, hukuk devleti midir
Hukuku devleti ise hangi hukukun devletidir.
Koca karısı ile yatmak istemiş, karı razı olmamış, adam
diretmiş, şimdi karısına tecavüzden yedi sene hapis istemiyle muhakeme
ediliyor.
Birkaç sene önce Bursa da direksiyona hakim olamayan
şoför durağa daldı, beş zavallı kadını öldürdü. Tutuklandı, on ay yattı serbest
kaldı.
M. Kemal Paşanın ölümünden sonra fabrike edilmiş
Kemalizmin bir hukuk ve adalet sistemi var mıdır
İsviçre Medenî Kanununu paldır küldür (bazı tercüme
yanlışları ve ufak tadilat yaparak) tercüme ettir, başına Türk Medenî Kanunu
yaz
Her toplumun bedenine, kültürüne, sosyal yapısına uygun
bir hukuk sistemi vardır.
Kara Avrupası hukuku ile İngiliz hukuku birbirine
benzemez.
Egemen azınlığın ideolojik vesayet sömürge sistemi
çoğunluktaki yerlilere din, inanç, inandığı gibi yaşamak, siyasî hürriyet
tanımadı.
Eski TCK 163 üncü madde hukukun yüz karasıdır.
Bir hukuk sistemi ki, vatandaşların dinî inançlarına
karışıyor ve onlar yüzünden hapse atıyor, o adaletsiz bir sistemdir.
Soruyorum: Dünyanın hangi medenî ülkesinde bizdeki gibi
bir Atatürk ü Koruma Kanunu vardır
1962 de, sahibi bulunduğum haftalık YENİ İSTİKLÂL
gazetesinin birinci sayfasında Zulümlerin en Şenii ve Alçakçası Kanunların
Gölgesinde Yapılandır başlıklı bir yazım yayınlanmıştı. Hemen tutuklanmış ve
Sultanahmet cezaevine atılmıştım. Resmî ideolojinin hukuku beni affetmemişti.
28.06.2014