Soru: Geçirmiş olduğumuz Ramazan ayının ardından neler tavsiye edersiniz

Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Kur an-ı Kerim in inmeye başladığı, orucun tutulup Mü minlerin ibadet ve taatta yoğunlaştığı bir manevi iklim, kültür ve geleneğimizde on bir ayın sultanı olarak anılan rahmet, mağfiret-bereket mevsimi ve Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı Ramazan-ı Şerifi geride bırakmış bulunuyoruz.

Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı ve yapılan amellerin mükafatlarının sınırsız olarak verildiği Ramazan ayını dolu dolu geçirmenin sevincini yaşıyoruz.

Kendi ailemizin nafakası ile birlikte ihtiyaç içerisinde bulunan insanların yokluklarıyla da ilgilenmenin verdiği hazzı tadıyoruz.

Rahmet ve merhamet ayı olan Ramazan ayında hem gönül soframızı, hem ocağımızı insanlara açmak suretiyle paylaşmanın ve yoklukta var olmanın mutluluğunu taşıyoruz.

Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye, namazlarımızı kılmaya çalıştık. Fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik. Bol bol Kur an-ı Kerim okuduk ve okunan Kur an-ı Kerim i dinledik. Dinimizin güzelliklerini gönlümüze yerleştirmeye ve İslam ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya çalıştık. ALLAH Teâlâ ya karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin ve nefsânî arzularımıza gem vurarak, manevî bir zafer kazanmanın sevinci içerisinde eriştiğimiz Ramazan Bayramı nı da hep birlikte yaşadık.

ALLAH Teâlâ dan af ve mağfiret dileyerek manevi ikliminde ferdî arınmamızı toplumsal arınmayla bütünleştirdiğimiz, özel olarak emredilen ibadetleri yerine getirmek suretiyle nefislerimizi tezkiye ettiğimiz Ramazan ayı, maddi ve manevi açıdan sosyal dayanışma ve bütünleşmenin en güzel örnekliğine bir kez daha şahit olmuştur.

ALLAH Teâlâ dan daha nice Ramazan ve bayramlara sıhhat ve afiyetle, birlik ve beraberlik içinde, gönül huzuru ile yeniden kavuşmayı dilerken, Ramazan ayında kazandığımız bir takım iyi huyları, salih amelleri, güzel adetleri ömrümüz boyunca devam ettirmeyi şiar edinmeliyiz.

ALLAH Teâlâ nın müminlere özel olarak tahsis ettiği bu kutlu zaman dilimi, Yüce Yaratana inanması ve bağlanmasının, gündelik hayatın tekdüzeliğinden sıyrılarak ferdî ve toplumsal bilinç düzeyine erişmemiz, dindarlığın sorumluluğunu yeniden düşünme fırsatı bulmamız açısından ayrı bir anlam taşır. Bu sorumluluk, öncelikle bir insan olma bilinciyle akıl ve duygu bütünlüğünde kendimize, aile efradımıza, yakınlarımıza, komşularımıza, ülkemize, diğer uluslara ve bütün insanlığa ve en önemlisi de ALLAH Teâlâ ya karşı olan sorumluluğumuzun bir ifadesidir. İşte bu sorumluluk ve şuur halinin eriştiği düzey ancak bayram olarak ifade edilebilir ve bayram sevinci olabilir ki bu sevinç, neşeyle hüznün, hasretle vuslatın, varlıkla yokluğun, pişmanlıkla sekinetin iç içe yaşandığı bir sevinçtir.

Evet, uzun zannettiğimiz ömrümüz içinde sayılı Ramazanlardan birisini daha geçirmiş bulunuyoruz. Gelecek Ramazan ayına kimlerin kavuşacağını ve kimlerin de öleceğini biz bilemiyoruz. Meselâ geçen seneki Ramazan ayında bizlerle beraber oruç tutup, bizlerle beraber teravih namazı kılan kardeşlerimizden bazıları bu seneki Ramazan ayında ölümleri veya hastalıkları sebebiyle aramızda bulunamadılar. Biz, onların vefat edenlerine Cenâb-ı Hakk tan afv ü mağfiret, hasta olanlarına da acil şifalar diliyoruz.