SURİYE Kürtleri adına konuşan Kobani Kantonu ndan İdris

Nassan, Kuzey Suriye Federasyonu adında bir yapı kurulacağını açıklamış. Böyle

bir özerk yapı içinde Kuzey Suriye de yaşayan tüm etnik grupların olacaklarını

da sözlerine eklemiş. Kısacası, PYD nin aslında gizli olmayan niyeti net bir

şekilde açığa vurulmuş. Yani, Kuzey Irak ın ardından Kuzey Suriye de de bir

Kürt bölgesi oluşturulacağını ilan etmiş. Bunu yaparken bölge içinde sadece

Kürtler değil tüm etnik grupların hamisi pozuna bürünmekten de geri

kalmamışlar. Bu açıklamanın hiçbir sürpriz yanı olmadığını, olayın malumun ilanından

ibaret olduğunu belirterek bu açıklamanın ardından ABD den gelen, PYD nin

özerklik ilanını tanımayacağız açıklaması üzerinde durmak istiyorum. Hemen

belirteyim ki, ABD den yapılan bu açıklamanın hiçbir inandırıcılığı yoktur.

Çünkü eğer PYD bugün tüm dünyanın gözünün içine baka baka Kuzey Suriye de bir

federasyon kurulacağından bahsediyorsa onlara bu cesareti veren ve bu noktaya

gelmelerini sağlayanın ABD olduğunu, buna Rusya nın da katkı verdiğini

hatırlamak gerekiyor.

Türkiye Suriye de olayların başlamasının hemen ardından

Kuzey Suriye de Irak ın ardından ikinci bir Kürt bölgesinin oluşturulmasına

karşı olduğunu çeşitli kereler açıklamış olmasına, PYD ile PKK arasında hiçbir

fark olmadığını ısrarla vurgulamasına rağmen ABD hemen karşı açıklama yapmış,

PYD yi terör örgütü saymadıklarını ısrarla vurgulayarak desteklerinin

süreceğini ilan etmişlerdi. Bunun anlamı PYD nin her türlü silah ve eğitim

desteğini ABD den aldığı, ABD ile ortak hedeflere yürüdükleriydi. Bugün PYD nin

federasyondan söz etmesinin ardından ABD nin, PYD nin özerklik ilanını

tanımayacağız şeklindeki açıklaması ciddiyetten uzak olduğu gibi, kendilerini

çok akıllı alemi ise aptal sanmalarından öteye geçmez. Ayrıca, Suriye nin

Kuzeyi nde özerk bir bölge ilan edildiğinde bu yapıyı ABD tanısa ne olur

tanımasa ne olur Çünkü düne kadar PYD yi Suriye de kara gücü olarak kullanan

ABD nin bunun karşılığında bu terör örgütüne verdiği sözler vardır. Bu bakımdan

dünyaya karşı tanımıyorum derken, ABD, PYD ye her türlü desteği sürdürecekse

böyle bir tavır zımni bir tanıma anlamına gelir. Kaldı ki, Irak ın işgalinin

ardından benzer bir durum Kuzey Irak ta da ortaya çıkmış, Türkiye böyle bir

gelişmeyi kesinlikle kabul etmeyeceğini ilan edince ABD adına yapılan aç

ıklamalarda Kuzey Irak ta bağımsız bir yapının oluşmasına karşı oldukları

söylemesine rağmen, gelinen noktada Kuzey Irak Yönetimi Irak Merkezi

yönetiminden tamamen bağımsız hareket etmektedir. Ayrıca bununla da kalmayan

Barzani her fırsatta Kuzey Irak ta bağımsızlık ilanını gündeme getirmektedir.

Özellikle de Barzani ya ABD ziyareti sırasında ya ABD li bir yetkili ile

bölgede yapılan görüşmenin ardından bağımsızlık için ABD nin onayını

istemektedir. Bu arada PYD nin Kuzey Suriye de bir federasyon ilanını gündeme

getirdiği gün ve saatlerde Barzani nin Kuzey Irak ta bağımsızlık ilanının

geciktirilmesinin iyi olmayacağını açıklaması bir tesadüf olmasa gerektir.

Barzani nin de PYD gibi bugünkü noktaya ABD nin koruyucu kanatları altında

geldiği de hatırlandığında ABD nin dünyaya karşı farklı gerçekte daha farklı

bir tavır sergilediği, kısacası ikili oynadığı, bu oyuna bölge ülkelerinin

gelmemesi gerektiği gerçeği ortaya çıkar. Netice itibariyle artık ABD nin ne

söylediğinin değil, ne yaptığının önemli olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.

Özelliklede Müslüman ülkelerin yöneticileri ABD ye kanmaktan vazgeçmelidirler.

Çünkü aynı delikten yılana kinci kez sokulmak aptallık olur. Ayrıca, geçen

yüzyılın başlarında İngilizler tarafından çizilen haritada Türkiye, İran, Irak

ve Suriye nin bir bölümünü içine alan Büyük Kürdistan dan söz edildiği,

bölgemiz Kürtlerinin bu hedefe başta İngiltere olmak üzere daha sonraları ABD

tarafından teşvik edildiği, destek sağlandığının, PKK terör örgütünün ortaya

çıkışında ve bugünlere gelmesinde de bu sömürgecilerin payının unutulmaması

gerekiyor.