Temmuz ayında Portekiz Milli Takımı'nın başına geçen Jorge Jesus ile Cristiano Ronaldo arasındaki ipler koptu.
Jesus'un görevdeki ilk sınavı olan Galler karşılaşmasına ilk 11'de başlayan Ronaldo, 2-1 kazanılan Norveç mücadelesinde yedeğe çekilince faturayı ağır kesti.
Karara sinirlenen dünyaca ünlü yıldızın, maçtan üç gün sonra Kopenhag'daki milli takım kampını terk etmesi ülkede büyük bir krizi beraberinde getirdi.
"Kimse Fikrimi Değiştiremez"
Yaşanan krizin ardından kameralar karşısına geçen teknik direktör Jorge Jesus, geri adım atmadı. Taktiksel tercihlerinin arkasında duran 72 yaşındaki tecrübeli hoca, basın toplantısında sert ifadeler kullanarak, "Hiçbir futbolcu benim fikirlerimi asla değiştiremeyecek. Ne o ne de başka biri" dedi. Portekiz'in Danimarka'yı mağlup ettiği karşılaşmanın ardından diğer oyunculara da Ronaldo ile yaşanan bu soğuk savaşın sorulması, krizin soyunma odasındaki yankılarını gözler önüne serdi.
Başbakan Devrede, Geleceği Belirsiz
Olayın boyutları yeşil sahaları aşarak siyasetin de gündemine oturdu. Gelişmeler üzerine Portekiz Başbakanı'nın dahi Jorge Jesus'u telefonla aradığı basına sızdı. Kampı terk etmesiyle milli takımdaki geleceği büyük bir tartışma konusu haline gelen Ronaldo'nun, Portekiz kariyerinin resmen sona erip ermediği ise belirsizliğini koruyor.
Al Nassr'dan Gelen Birliktelik ve Jesus'un Tavizsiz Çizgisi
Daha önce Suudi Arabistan ekibi Al Nassr'da birlikte çalışan ve lig şampiyonluğu sevinci yaşayan ikilinin milli takımdaki buluşması büyük beklenti yaratmıştı. Ancak Jesus'un kariyeri boyunca taviz vermediği otoriter tarzı bu beklentileri gölgede bıraktı. 2014 yılında verdiği bir röportajda, "Bir kulübün içinde bana emir veren tek bir kişi vardır: Başkan. Başka hiç kimse. Buna izin vermem" diyen Portekizli çalıştırıcı, takım içindeki mutlak hakimiyetini bir kez daha kanıtladı.
Benfica'da kazandığı üç lig şampiyonluğunun yanı sıra 2019'da Flamengo ile Brezilya Ligi ve Libertadores Kupası'nı kaldıran, Al Nassr'daki başarılarıyla da üç farklı kıtada şampiyonluk yaşayan Jesus, kararlarında son sözü kendisinin söyleyeceğini Ronaldo krizinde de tüm dünyaya ilan etmiş oldu.




