Sağlıklı beslenme dünyası, doğanın sunduğu şifa kaynaklarını her geçen gün yeniden keşfediyor. Tropikal iklimlerin saklı zenginliklerinden biri olan ve narenciye türlerine adeta meydan okuyan yabani bir çalı türü, son yıllarda bağışıklık sistemini destekleyen içeriğiyle tıp ve botanik çevrelerinin ilgi odağında yer alıyor. Botanik literatüründe Myrciaria dubia olarak kayıtlara geçen camu camu, minik cüssesine rağmen doğadaki en yoğun askorbik asit kaynakları arasında gösteriliyor.
CAMU CAMU MEYVESİ NEDİR VE PORTAKALDAN NE KADAR ÜSTÜNDÜR?
Görünüm olarak küçük bir eriği andıran bu egzotik türün çapı ortalama 2 ila 4 santimetreyi buluyor. Dalında yeşil renkle filizlenen meyveler, hasat olgunluğuna eriştikçe koyu mor ve canlı kırmızı tonlarına bürünüyor. Sulu ve açık renkli etli kısmıyla öne çıkan ürün, damağa ilk değdiğinde yoğun asidik yapısıyla oldukça ekşi bir lezzet profili sunuyor. Yapılan laboratuvar analizleri, camu camunun portakalla mukayese edildiğinde tam 60 kata kadar daha yüksek C vitamini ihtiva ettiğini kanıtlıyor. Bünyesinde barındırdığı güçlü antioksidan bileşikler sayesinde hücrelerin yıpranmasını ve oksidatif tahribatı engellemeye yardımcı olan meyve, küresel ölçekte bilimsel incelemelere konu olmayı sürdürüyor.
AMAZON HAVZASININ DERİN SULARINDAN EVLERE UZANAN ROTA
Doğal yaşam alanı Güney Amerika kıtasıyla sınırlı olan bitki; Peru, Brezilya, Kolombiya, Ekvador ve Venezuela nehirlerinin kıyılarında kendiliğinden boy veriyor. Su baskınlarına alışkın olan bu sulak orman çalısı, beyaz çiçekleri ve oval açık yeşil yapraklarıyla dekoratif bir siluet sergiliyor. Tropik kökenine rağmen uygun ısı, ışık ve toprak şartları sağlandığında hem bahçe tarımına hem de geniş balkon saksılarına son derece kolay uyum sağlayabiliyor. Güneşi fazlasıyla seven çalı, doğrudan güneş ışığı alan noktalarda hızla serpilse de yarı gölgeli köşelerde de yaşamını başarıyla sürdürebiliyor.
SAKSI VE BAHÇEDE CAMU CAMU YETİŞTİRMENİN PÜF NOKTALARI
Toprak seçimi, bu özel türün gelişimindeki en kritik halkayı teşkil ediyor. Köklerin çürümesini önlemek amacıyla suyun birikmeden süzüldüğü, buna karşın ihtiyaç duyulan rutubeti bünyesinde tutabilen gevşek ve geçirgen harçlar tercih edilmeli. Ağır bünyeli ya da killi zeminlerde drenaj kabiliyetini yükseltmek için toprağa zengin organik materyal karıştırmak gerekiyor. Dikim esnasında fidenin kök yumağının iki katı genişliğinde bir çukur açmak ve yüzeyi çevreyle dengeli ayarlamak şart. Çevresine organik malç tabakası sermek nem dengesini muhafaza ederken, fidanın dikilmesinin hemen akabinde bolca can suyu verilmesi ve toprağın balçık kıvamına gelmeden düzenli olarak sulanması fidenin tutunmasını hızlandırıyor.




