Mekke’yi işgal edip Ka’be’yi yıkmaya kalkışan bir Haçlı komutanı ve başına gelen ilginç olaylar:
Fil Suresi:
“Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.”
Habeşistan Kralı Necâşi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettiği Ebrehe El Eşrem, Ka’be’nin ziyaret, ticaret ve kültür merkezi olmasını kıskanmış ve yıkmaya karar vermiştir.
Ka’be’yi yıkacak ve Sana’da inşa ettirdiği kiliseyi insanların ziyaret merkezi haline getirecektir.
Ebrehe, Ka’be’yı yıkmak maksadı ile fillerle donattığı ordusunu Yemen’den yola çıkardı. Önüne gelip kendisine engel olmak isteyen askeri birlikleri dağıtıp, kumandanlarını da esir alarak Mekke yakınlarına kadar geldi. Etrafta ne kadar ganimet mal ve hayvan varsa ele geçirdi.
Mekke’de Kureyş lideri ve Efendimizin dedesi Abdülmuttalip, Ebrehe’ye giderek kendisine ait develeri geri istedi.
Ebrehe de küçümseyici bir tavırla:
-Sen Mekkelilerin liderisin. Ben sandım ki Mekke ve Ka’be’yi yıkmamam için ricacı olacaksın. Ama sen sadece develerini düşünecek kadar zavallı imişsin!
Cevabı şu oldu:
-Ben develerin sahibiyim. Ka’be’nin sahibi değilim. Onun sahibi var ve onu korur!
Nihayet Ebrehe ordusunu harekete geçirdi ve yıkım olayının başlamasını emretti. Ordunun en önünde Mahmud denilen büyük fil, şehre yaklaşınca yere çöküverdi; kalkması için çok uğraştıkları halde kalkmadı. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, başka bir yöne yöneltildiklerinde koşarak kaçmaya çalıştıkları görüldü.
Onlar bu fillerle uğraşırken deniz tarafından, daha önce o bölgede hiç görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak, Ebrehe ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Askerler kuş saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke’liler bu mucizeyi dağlardan seyrederken, Allah’ın irâdesi karşısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri parçalanmış, çürümüş halde San’aya döndü. Daha sonra da rezil ve perişan bir şekilde öldü.
O devirde Ka’be’yi koruyacak Hakk’a bağlı bir askeri güç yoktu. Ebrehe’nin muazzam ordusuna karşı siviller de bir şey yapacak güçte değillerdi.
Allah kendi evi olan Ka’be’yi, filleri durdurarak ve ebabil kuşlarını görevlendirerek korumuştu.
Bu olay Peygamber Efendimizin doğumundan takribi iki ay önce meydana gelmiştir.
Hazreti Aişe Validemizin bir rivayetinde, Ebabil kuşlarının Ebrehe ordusuna attığı taşların bazılarının evinde muhafaza edilmekte olduğu ifadeleri vardır. Yine o rivayette, fil olayında Ebabil Kuşlarının attığı taşlarla yaralanan ve perişan olan bazı Yemenlilerin Mekke sokaklarında dilenmekte olduğuna dair ifadeler mevcuttur.
Peygamber Efendimizin de Fil olayını teyit eden çeşitli hadisi şerifleri mevcuttur.
Fil suresi nazil olduğunda Kureyş Müşrikleri bunu inkar edememişlerdi. Çünkü onlardan bir çoklarının şahit olduğu bir olaydı.