Ayağın başım üstüne Sultanım

Peygamber (s.a.v.) e ait olan her şey kutsaldır,

Müslümanlar için. Bu kutsalların içinde Kadem-i Şerif ler de vardır. Kadem-i

Şerif Peygamberimiz (s.a.v.) in ayak izidir. Buna Kadem-i Saâdet, Kadem-i Nakş,

Nakş-ı Kadem-i Saâdet de denir. Sert zemine çıkan bu ayak izi meselesinin;

nasıllığı, olurluğu veya olmazlığı tartışılsa da Peygamber (s.a.v.)  mucizelerinden biri olarak rivayet edilir ve

de öyle kabul görür.

Kayıtbay (1468-1496), ünlü Memlük Sultanı dır. Kayıtbay,

20.000 eşrefi altın (3.45gr. ağırlığındaki altın para) ödeyerek,  Peygamberimiz (s.a.v.) e ait olduğu söylenen

bir Kadem-i Şerif i satın alır. Bu Kadem-i Şerif i öldüğünde mezarının başucuna

konulmasını vasiyet eder. Vasiyeti üzerine türbesinde ebedi istirahatgâhının

başucuna konulur bu Kadem-i Şerif. Gel gör ki aradan geçen iki yüz yıl içinde

çok şeyler el değiştirir. Kadem de. Osmanlı Sultanı  I.Ahmed (1603-1617) tarafından yerinden söktürülüp İstanbul a getirtilir. I.Ahmed in Divançe si vardır,   Bahtî mahlasıyla yazdığı şiirlerden

oluşan.  Dinine de çok düşkündür.

Peygamber (s.a.v.) imize de. O yüzdendir getirtmesi bu mübarek Kadem-i Şerif i

Sultan Ahmed in.  Onu yaptırdığı Sultan

Ahmet Camii nin mihrabına koydurmak ister. Fakat o gece bir rüya görür. Bir

mahkeme kurulmuş. Sultan Kayıtbay davacı, Hz. Peygamber (s.a.v.)  kadı (hâkim), kendisi de sanık. Kayıtbay  : Efendim, ben Sultan

Ahmed den davacıyım. Kendi helal paramdan yirmi bin eşrefi altına satın aldığım

Kadem-i Saadetinizi türbemde başımın ucuna asılmasını vasiyet etmiştim.

Vasiyetim yerine getirildi. Herkes sizin Ayak İzinizi görmek amacıyla türbeme

gelip, bana da Fatiha hediye etmekteydiler. Fakat bu şahıs, Kadem-i

Saadetinizi gasbetti. O gidince de bana  Fatiha okuyanların sayısı azaldı. Ben bundan davacıyım. diye şikâyet

etmektedir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Sultan Ahmed e dönerek: Derhal

bunu yerine iade edeceksin buyurur. Uykudan korkuyla uyanan I. Ahmed bu

rüyasını çok sevdiği şeyhi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin de içinde bulunduğu

âlimlerden oluşan bir topluluğa anlatır. Hepsi de Kadem-i Şerif in yerine iade

edilmesi yönünde karar verirler. Sultan Ahmed göndermeden önce Kadem i Şerif in

bir kopyasını çıkarttırır.  Asıl kademi

de Kayıtbay ın türbesine iade eder. Yaptırdığı Nakş-i Şerif in bir kopyasını

Sultan Ahmet Camii nin mihrabına koydurur. Diğer bir kopyasını da küçülttürerek

murassa (çeşitli taşlarla süslü) sorgucunun altına nakşettirir. Sorgucun

ortasına mavi mine üzerine altın ile şu meşhur dörtlüğünü yazdırtır:

N ola tâcım gibi başımda götürsem dâim,

Kademi nakşını ol Hazret-i şâh-ı rüsûlün

(Ne olurdu tacım gibi başımda götürsem Peygamberlerin

şahı Resûlün ayak izini)

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

(O ayak izinin sahibi, peygamberlik gül bahçesinin

gülüdür.)

Bahtiyâ  (Ahmedâ

)durma yüzün sür kademine o gülün.

(Ey Ahmed, durma o gülün ayağına sür yüzünü.)

Sultan Ahmed Cuma ve Bayram günleri gibi mübarek günlerde

yapılan merasimlere teberrüken (uğur addederek) bu sorgucu başlığının

(sarığının) üzerine takarak çıkardı. Ayağın başım üzerine Efendim!

Diyerek.  Peygamberler Peygamberi nin

ayağının izine yüzünü sürerek O peygamberler şahının mübarek ayağını taç

yaparak başına

Kaynaklar

Süleyman Uludağ, Kadem , DİA,c.XXIV,İstanbul 2001,s.56

Mustafa Armağan, Osmanlı nın Mahrem Tarihi, İstanbul:

Timaş Yayınları, 2008, s.s.99-103

Saadettin Kaplan, Sultanların Şiirleri Şiirin Sultanları,

İstanbul: Saka Yayınları, 2005, s.s. 76-77