Ortadoğu-Kuzey Afrika ağırlıklı güç mücadelesi yerini Orta Asya ve Güney Asya bağlamında yeni bir sürece bırakacağa benziyor. Hedef Rusya ve Çin’e yönelik kuşatma harekâtının terör üzerinden hararetli bir hale getirilmesi. Nitekim her iki gücün yakın çevresi bir süredir hareketli. Bölgedeki ılımlı İslami hareketler (örneğin Cemaati İslami gibi), bir bir tasfiye edilirken ya da sindirilirken, yerini daha radikal örgütler almaya başlıyor.

Bu radikal örgütlerin hedef alanı olarak özellikle ılımlı Sünni İslami hareketlerle birlikte bu yapıların sembol isimlerinin, şehir ve ülkelerin hedef alınması bir tesadüf olmasa gerek. Bu radikal örgütlerin hem “İslam” adını kullanması hem de hedef coğrafyaya yönelik isimleri kullanması bir ilk değil.

Daha önce Selefi-Vahabi tandanslı El Kaide terör örgütüne bağlılığını bildiren Özbekistan İslami Hareketi (ÖİH)’nin yine bir başka Selefi-Vahabi terör örgütü olan IŞİD’e biat etmesi ve hedef alanlarından biri olarak Orta Asya’nın merkez ülkesi Özbekistan’ı göstermesi, bu örgütün arka planı ve bir terör örgütünün kapasitesini fazlasıyla aşan “derin stratejik” aklı, kapasiteyi ortaya koyması itibarıyla oldukça önemli ipuçları veriyor.

Peki, niçin Özbekistan

Çünkü Özbekistan, İslam tarihi içerisinde her türlü yıkıcı, zararlı, radikal oluşumlara karşı panzehiri üretmiş bir merkez. Hoşgörü, diyalog, sevgi, barış ve insanı esas alan medeniyet anlayışının adresi. Başta İmam Buhari ve Maturidi olmak üzere, Sünni İslam’ın önemli temsilcilerinin doğduğu, bu bağlamda Buhara, Semerkant, Termiz gibi İslam dünyasında birer manevi başkent olarak kabul edilen kutsal şehirlere ev sahipliği yapan bir ülke.

Dolayısıyla, radikalizme karşı önemli deneyimleri olan ve buna sahip olduğu 3 bin yılın üzerindeki tarihsel deneyimi ile yine cevap verebilecek bir gönül köprüsü. Sahip olduğu jeopolitik ve stratejik konum itibarıyla Orta Asya bölgesinin adeta güvenlik sigortası. 90’lı yıllardan itibaren terörle mücadelede ortaya koyduğu performans, Orta Asya devletleri içerisinde en büyük-güçlü ordusu ve güvenlik yapılanması bu ülkeyi bölge açısından bir umut haline getiriyor.

Orta Asya devletlerinin tam ortasında yer alan ve neredeyse bu ülkelerin toplam nüfusuna sahip olan Özbekistan (30 milyonun üzerinde genç ve dinamik bir nüfus), istikrarlı, insanı esas alan, kendi öz kaynaklarına-gücüne dayalı modeliyle de ön plana çıkan bir ülke. Bundan dolayı hiç bir iktisadi-siyasi kriz bu ülkeyi sarsamıyor.

“Özbek Modeli” olarak da nitelendirilebilecek bu sürecin en büyük mimarı hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ve onun liderliğine canı gönülden bağlı olan Özbek halkı. Tarihsel deneyime ve inanca dayalı bu bağ, güçlü bir medeniyetin anlayışının göstergesi. Bunun temelinde sadece insan yer almıyor. İnsan ile birlikte bütün tabiatı içine alan bir anlayış söz konusu. “Özbekistan Ekoloji Hareketi” ve bu Harekete 150 sandalyelik Meclis’te ayrılan 15 kontenjan uygulaması dünyanın hiç bir demokrasisinde olmayan bir uygulama.

İnsanı ve çevreyi birlikte kucaklayan bu güçlü demokratik anlayışın sivil toplum örgütleriyle (STÖ) de kuvvetlendirildiğini görüyoruz. Yüzde 44’ü son üç yılda faaliyete geçen 8 binin üzerindeki STÖ faaliyetlerinin önemli bir kısmının kadın ve gençleri içermesi oldukça önemli. Özbekistan Kadınlar Komitesi, Kamolot Halk Gençlik Hareketi ve Mahalle Sistemi burada ilk akla gelenler arasında...

Güçlü aile, güçlü-sağlıklı nesiller bağlamında faaliyetlerini her geçen gün arttıran bu STÖ’ler, hiç kuşkusuz bu ülkede yer edinmeye çalışan radikal örgütlerin hiç de hoşuna gitmiyor. Bundan ötürü Özbekistan, idam cezaları örneğinde de görüldüğü üzere devamlı surette asılsız iddialarla gündeme getirilmeye çalışılıyor. Oysa bu ülkede idam cezası 1 Ocak 2008’den itibaren kaldırılmış durumda.

Son olarak, Mayıs 2005’te Akramiler (Ekremiler) terör örgütü üzerinden bu ülkede darbe yapmaya kalkışan zihniyet halen işbaşında. IŞİD ve onun uzantısı ÖİH üzerinden Sünni İslam’ın en önemli kalelerinden biri olan Özbekistan ve Türkiye’nin eş zamanlı olarak hedef alınması bir tesadüf olmasa gerek!

Bu kaleler düştüğünde en büyük darbeyi İslam dünyası yiyecektir. Bölgede çarpan etkisi oluşturabilme konumuna sahip, kilit/anahtar ülke konumundaki Özbekistan’ın 24 yıllık bağımsızlık tarihinde devamlı surette hedef alınmasını bir de bu açılardan değerlendirmekte fayda var. Bağımsızlığının 24. yıldönümünü kutlayan Özbekistan’ın bekası bu açıdan çok önemli.

Özbekistan’ın ve Özbek halkının bu milli bayramını canı gönülden kutluyoruz.