Allah’ın zatı hariç her şey bir şekilde örtülüdür. Burada bitişik örtüyü kastediyorum yoksa esasında bütün âlemin Allah’a alamet olduğu dikkate alındığında mevcudat, Allah’a örtü olarak kabul edilebilir. Cevherler arazlarla, zatlar sıfatlarla, akıllar nefislerle örtülüdür. Bu yüzden örtü ve örtünme her şey için ve her cins için tabii olan, fıtri olandır.

Örtülen şeyin örtünün kendisinden kıymetli olması akli bir ilkedir. Bu yüzden değer, örtünün kendisinde değil örtünün örttüğü güzellikte, örtünün sırladığı hakikattedir. Örtünün, örttüğü şeyden her yönden kıymetli olması ise abestir. Allah’ın fiillerinde abese yer olmadığı gibi kulun fiillerinde de abeste bulunmak uygun değildir. Her yönden kaydını bilerek koyduk. Bazı örtüler bazı yönlerden örttüklerinden değerli olabilir. Mesela sevgilinin emaneti olan bir gül yaprağını ipek kumaşlarla örtebilirsiniz. Gül yaprağı maddi olma cihetiyle ipek kumaştan değersizdir ancak sevgiliye ait olmak ipek kervanlarına bedeldir.

Kâbe siyah örtüsü ile örtünür, Hz. Peygamberin mübarek bedenlerinin sırlandığı toprak yeşil kubbe ile örtülür, hacılar ihramla, gece gündüzle, gündüz geceyle örtülür. Erkekler örtünür, kadınlar örtünür, masalar örtülür, duvarlar örtülür, gözler günaha bakmasın diye gözkapakları ile örtülür, televizyonlar örtülür, arabalar, koltuklar örtülür, meyveler kabuklarıyla… Kısaca ne varsa hayatımızda muhakkak örtmeyi düşünür kadim insan.

Örtünme konusunda iki yönlü bir hakikatin var olduğunu ifade edebiliriz. Birinci yön akli ve metafizik iken, ikinci yön dinidir. Akli yön kendi içerisinde çok açıktır. Zira insanlık umum halinde örtünme fiilini yerine getirir. Yani örtünme kesinlikle fıtridir. Örtünmeyen hiçbir insan göremedik henüz. Örtünmeyen (tamamıyla anadan üryan olmayı kast ediyorum) ya da yılın belli günlerinde örtünmeme partisi düzenleyen arkadaşların akılları şöhret ve şehvetle örtüldüğü için bu fiili yapmaktadır. Yani netice yaptıkları gayr-ı insani fiil esasında bir örtünmenin yani aklı şehvetin ve şöhretin örtmesinin sonucudur.

Burada örtünmenin kendisi ile ne kadar örtüneceğimiz meselelerini birbirinden ayırmak lazım. Ne kadar ve ne şekilde örtüneceğimiz kanun koyucu emrine tabidir. Ancak örtünmenin kendisi kesinlikle fıtridir. Bu yüzden örtünme karşıtı gibi duran hiçbir arkadaş bu fikirlerini savunurken çıplak (andan üryan) değildir. Bu arkadaşlar örtünmenin kendisine değil örtünmenin şekline ve ne şekilde yapılacağına üst bir otoritenin karar vermesine karşıdır. Dolayısı ile örtü karşıtlığı dini bir tartışmadır. Aksi durumda örtünmenin kendisine karşı duruş henüz vuku bulmadı.

Varlığın Rab ile olan irtibatı daim kabul edildiğinde örtüler türleri bireyselleştirir. Bütün varlıktaki örtüler; diğer varlıklar kendilerini ayırır ve diğer ya da öteki diye ifade edilen alanın sınırını belirler. Örtü varlık feyzi içerisindeki müstakilliğin en pratik yoludur. Ancak bu pratik yön sürekli iyi anlamlar taşımaz. İnsan bedeninin aklına örtü olması, gazabın yani öfkenin aklı örtmesi bazı durumlarda telafisi güç sıkıntılar doğurur. Bu yüzden örtü olanın örttüğünden özünde değerli olmaması gerekir. Özünde değer ise hakikat anlamı ile ilişkilidir. Hakikat anlamı taşımayan şey değerden yoksundur.

Örtünmenin ikinci yönüne gelince yani dini kısmı kast ediyorum, bu kısımda örtünmenin ne şekilde olacağı, nasıl olacağı ve ne zaman olacağı işin ehli tarafından zaten bildirilmiştir. Şekil konuşmak sıradandır. Bu yüzden örtünün şeklini konuşmak doğru değil. Şeklin ilkesini konuşmak gerekiyor. İlke çok nettir. Kadın olsun erkek olsun -hiç fark etmez- dikkat çekmemek ve bedenlerindeki cazibeyi ifşa etmemek üzere örtünmelidir. Bu şartı sağlayan her renk, her şekil, her kumaş hatta her türlü şey caizdir.

Dikkat çekmeme konusu açmamız gerekiyor. Dikkat çekmeme konusu yöresine göre değişir. Örfi algılar bu noktada önemlidir. Örfi algıların tersine bir giyimde bulunursa insan zahirde örtünmüş olsa da gerçek manada örtünmüş olmaz. Şunu kast ediyorum. İstanbul’da ortaya çıkan örtü şekli Trabzon’da uygulandığında aynı manayı içermeyebilir. Her yörenin kendi değerleri dikkate alınarak örtünün insan için gerçekleştirilmesi lazım.

İnsan diyorum zira zihnimiz örtü denince hemen kadına gidiyor. Oysa örtü en az kadın kadar erkek için de geçerlidir. Kadının örtüsünün erkekten farkı şekli ve kapsamıdır. Şekil ve kapsam ise mahiyete dâhil değildir. Yani örtü, mahremiyet, haram helal her ne varsa bu dinde her iki cins için de geçerlidir.

Bu anlattıklarım kadim insanın kavram dünyasında anlam ifade ediyor. Modern insan ise tam tersi bir sapma içinde örtünmeyi anlamsızlaştırıyor. Yahut örtünmeyi sıradanlaştırıyor. Örtündüğü zaman varlık var olmanın imkânını pekiştiriyor sanki. Bir varlık ifşası varlık açılımıdır örtü…

Ne garip örtü ile varlığımızı ifşa yani açıyoruz. Çift kutuplu kavramlar. Hem evet hem hayırlar. Varlıkta birliğin farklı yansımaları; Celal ve Cemal… Cemal, Celal ile örtülürken âlemde insan neden örtünmesin ki?