Elbette devrik ama meşru Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed

Mürsi ile Ömer Abdulaziz in şahıslarını karşılaştırıyor değiliz. Ömer Bin

Abdulaziz ümmetin göz bebeklerinden birisidir. Üç hayırlı asırdan birinde

yaşadığından dolayı selef-i ümmettendir. Bununla birlikte Mürsi ile Ömer Bin

Abdulaziz i şartlar açısından karşılaştırabiliriz. İkisinin de saltanata veya

iktidara gelmesi kendi iradelerinin haricinde, hasbel kader olmuştur. Kendi

iradelerinin dışında sevk-i kader ile yönetime gelmişlerdir. Ömer Bin Abdulaziz

Medine valiliği yapmış ve burada çok hizmetleri geçmiştir. Haccac-ı Zalim Irak

valisi iken Ömer Bin Abdulaziz Medine valiliğini yapmıştır. Dedesi Hazreti Ömer

gibi adalet timsali olmuştur. Adaletten sapmamıştır. Süleyman bin Abdulmelik in

vefatının gelip çatması ve bir boşluğun bulunması nedeniyle aynen Muzaffer Kutz

meselesinde olduğu gibi iktidar çölünde bir vaha açılmış ve Ömer Bin Abdulaziz

beklenmedik bir biçimde halife olmuştur. Lakin bu görevi büyük tereddütlerle

kabul etmiştir. Asr-ı saadet ile kendi dönemi arasına yüz yıllık bir fasıla

girmiş ve devlet ve ahlak çarkları bozulmuştur. Yükün ağırlığının farkındadır.

Süleyman bin Abdulmelik küçük oğlunu yerine geçirmek istese de  kendini ikna edememiştir. Bunun üzerine salih

kimseler araya ve devreye girmişlerdir. Bunlardan birisi Reca Bin Hayeve adlı

salihlerden bir kimsedir. Süleyman Bin Abdulmelik e oğlu yerine Ömer Bin

Abdulaziz in yerine geçirmesini tavsiye etmiştir.  Ömer Bin Abdulaziz de hem özü hem de eşi itibarıyla

ailedendir yani Emevilere mensuptur.

*

Süleyman Bin Abdulmelik med cezir hali yaşadıktan sonra

bu formüle ikna olmuştur. Diğer formül ise boşa koyup dolmamak ve doluya koyup almamak şeklindedir. Süleyman Bin

Abdulmelik ikna olmuş olmasına ama bu defa ikna etme sırası Ömer Bin Abdulaziz e

gelmiş. Zira bir türlü bu yükün altına girmek istemiyormuş. Nedeni, ahvalin

bozuk olması, devlet çarkı ve kadrolarının sağlam ellerde olmaması onu

ürkütüyormuş. Reca Bin Hayeve onu şöyle ikna etmiş: Pazarda tezgahını açan

herkesin müşterisi olur. Dağına göre kar, esnafına göre müşteri yağar demiş.

Sen tezgâhını aç ve korkma! Tezgâhına da sana benzeyen insanlar gelecektir

diye ümitlendirmiş. Korkularını nispeten teskin etmiş. Bunun üzerine Ömer Bin

Abdulaziz Peygamberimizden yüz yıl sonra siyaset ve devlet alanında

yenileyicilerden ve mücedditlerden birisi olmuştur. Hatta ilk müceddit ve

siyaset alanında da belki şimdiye kadar ki en büyük müceddittir. Bundan dolayı

kimileri kendisini Mehdi ye benzetmiştir. İnşaallah siyaset alanında Mehdi son

ve  en büyük yenileyicilerden birisi

olur. Din ve devlet alanında yenileyici olan Ömer Bin Abdulaziz hakikaten

korktuğu gibi Emevilerin kalıntılarıyla ve onların çıkarlarıyla boğuşmak

zorunda kalmıştır. Zira devlet çarkına sülük hatta kene gibi yapışmışlardır. O

derinden ve cezri ıslahat yaptıkça Emevilerin ileri gelenleri açık veya gizli

bir biçimde karşısına geçmişler. İçerden ıslahatını yavaşlatmaya ve sabote

etmeye çalışmışlardır. Sonunda da zehirleyerek ölümüne sebebiyet vermişlerdir.

*

Mürsi ye gelince, asker ve sivil bürokrasinin direnmesi

sonucunda cumhurbaşkanlığı adaylığı için Hayret Şatır ın önü kesilince hasbe l

kadar onun ismi öne çıkmış ve girdiği seçimleri de kazanmıştır. Cumhurbaşkanı

olduğunda ise devr-i sabık  ricali

sürçmesini ve tökezlemesini dört gözle beklemiş ve hatta beklemenin ötesinde

fiiliyata geçmiştir. Onu başarısız kılmak ve kitlelerin gözünden düşürmek için

halka hizmet götürmesini engellemişlerdir. Çelme atmışlardır. Elektrik, su

kesintileri ve gaz yokluğu ile halkı bezdirmişlerdir. Bir yıllık süreç içinde

derinden derine darbe ortamını olgunlaştırmak için ellerinden geleni artlarına

koymamışlardır. Bu nedenle fulul tabir edilen eski kadrolarla çatışmak zorunda

kalmıştır. Kadrolaşmasına da  ihvanlaştırma

yaftasıyla izin vermemişler ve bunu bir suçmuş gibi sunmuşlardır. Sonuçta

askeri ve sivil bürokrasinin direnmesi ve bindirilmiş kıtaların da sokağa

indirilmesi sonucu darbeci askerlere pas atılmış ve bilinen darbe süreci

gerçekleşmiştir. Her ikisi de iktidara hasbe l kader gelmişler ve her ikisi de

devr-i sabıkın bürokrasisi ile yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Birisi

zehirlenmiş diğeri de darbeyle indirilmiştir. Lakin Ömer Bin Abdulaziz

döneminde örgütlü olmayan kamuoyu bugün Mısır da örgütlenmiş ve hakları geri

almanın peşine düşmüştür. Her iki lider de adalet gereği kurulu düzenlerin

çıkarlarına ters düşmüşlerdir. Ömer Bin Abdulaziz in iktidar yılları Hazreti

Ebubekir in iki yılına eşit olmakla birlikte gölgesi yüzyıllara vurmuştur. Gün

olur yüzyıla bedel. Yıl olur gölgesi bin yıla vurur.