Ölüm bazen gelir vurur yüzümüze çarpar aniden. Gencecik

birini alınca Azrail, nedense inanışımız ve sarsılışımız daha güçlü ve derinden

olur. Hele tanıdığımız bir arkadaşımızsa bu vefat eden, ortaokul ve lise

yıllarımızı paylaştığımız, sohbetini bildiğimiz saygı duyduğumuz bir arkadaşımızsa,

sarsıntıyı siz düşünün.

Ölüm çarptı yüzüme bu sabah. Hiçbir sıkıntım yokmuş

anladım. Dünyanın boşluğunu sıkıntı diye edinmişim kendime. Bomboş şeyler için

üzülmüşüm, bomboş şeyler için ağlamışım anladım. Ölüm bir rüzgâr gibi gelip,

kumdan kalelerimizi duman ediyor. Bin bir emekle edindiğimiz mesleğimiz,

sevgilerimiz hiçe dönüşüyor sanki yok oluyor. Dünyayı terk edip giderken ne

hisseder acaba insan Zihninden neler geçer Ahirete kaygımız nasıl da

körelmiş, dehşetle farkına varıyorum. Kazaya bırakılmış ibadetler, telaşlar ve

diğer yanda dünyanın bomboş işleri ve bir de bu işler için duyduğumuz bin bir

endişe, kahrolası kuşkular, gelecek kaygısı. İşlerimiz yüzünden kırıp

terslediklerimiz, yok yere yıkılan yuvalar, biten arkadaşlıklar, çıkar ilişkileri

ve hırslar. Bizi yoran hırpalayan bunca hırs, sinir harbi ne denli gereksiz

oysa. Bir gün bırakıp gideceğimiz şu han için kaç kişiyi gözümüzü kırpmadan

sildik defterimizden. Kaç kişiye hançer salladık kim bilir. Daha önce de

yazmıştım, benim dediğimiz nefes bile değilken bizim, biz bu dünyaya ne kadar

da bağlandık.

Yaşamımızın kaç gününde gerçekten yaşadık Kaç gününde

içimizi huzurla doldurabildik Hüzünlerimiz, dertlendiğimiz şeyler gerçekten

değdi mi o zaman kayıplarına Yoksa hepsi beyni yoran ve bu dünyadan başka bir

yerde hükümsüz olan saçma sapan uyduruk şeyler miydi Kalpleri kırarken,

birbirimize düşerken bunları hiç de düşünmüyoruz. Hangi kırmamız gerçekten

haklı bir sebebin sonucuydu Ya mahşerde o sorgudan geçebilecek miyiz

Haklarını helal etmelerini isterken Devamını düşünemiyorum, düşüncesinin

dehşeti bile yetiyor.

Ölüm çarptı yüzüme bu sabah. Gencecik bir delikanlı,

Tolga Trafik kazası sebep olmuş gidişine. Ortaokul ve lise yıllarında aynı

mekânı paylaştığımız, başarılı bir arkadaşımızdı Tolga. Çocukluk yıllarımızdı,

aileler gün yapardı biz aynı sınıfın çocukları isim-şehir oynardık. Aynı liseyi

kazandık sonra; Bursa Anadolu Lisesi Sınıflarımız farklı olmuştu ama aynı

servisteydik. Her akşam dönüşünde serviste Tolga nın sohbeti dinlenirdi.

Tartışmalar açar ve sonucu illâ ki olumluya çıkarırdı. Beyin fırtınası

oluştururdu Türkiye ye dair. Bazen farklı görüşten arkadaşları ile türküler

söylerlerdi. Servisimizde radyo kavgası yaşandığından servis şoförümüz Ahmet

amca, radyoyu açmama kararı almıştı. Onlar da yorgunluğu, can sıkıntısını böyle

gidermeye başlamışlardı.

Ayrı düştüğünde geceleri gözüne uyku girmeyen bir anne

Melahat Teyze nicedir şimdi Kalbinin yangısını duyuyorum buradan.

Ankara Hukuk u kazanan Tolga, Akdeniz Üniversitesi nde akademisyen

olmuş ama bunu bilmiyordum zira Facebook ta iş bilgilerine bunu yazmamış sadece

Balıkesir Barosu nda çalıştığını yazmıştı. Demek ki övünmeyi sevmezmiş Tolga.

Bu övüngenlik devrinde, o güzel işini gizli tutmuş. Kimselere hava atma gibi

bir derdi yokmuş. Rabbim taksiratını affetsin. Mekânı cennet olur inşallah Bir

Fatiha