Onu ve arkadaşlarını şehrin batı varoşlarında gördüm. Bir inşaat alanında, işçilerin kaldığı barakaların sağına soluna çöreklenmişler, sessiz, miskin, kıpırtısız pinekliyorlar. Hemen yanı başlarındaki yoldan geçen arabalılar, yayalar, onları rahatsız etmiyor, edemiyor. Hatta çok defa yol boyunca dizi dizi sıralanıp uyuşukluk demine yattıklarına bile şahit olunuyor.

Onları bu halde görenler, hele hele çocuklar, kadınlar, kimi ödlek erkekler, içten içe yol değiştirmek eğilimine giriveriyor. İçte yaşadıkları korku duygusu, bir adım ötede, yenilgiyle bitiyor, yol çatallaşmış oluyor. Bedavadan, bir zafere imza atmış çanak yalayıcılar durumdan kuşkusuz habersiz. Onlar hâlâ pineklemekte, ölü gibi beklemekte

 Bu ölü hayat dilimini, bu ölü hayat diliminden huylanıp yol kıranları uzun uzun seyrediyorum. Zaman zaman, uyuşukluk seansına ara veren uyuz hayvanlardan birisi yerinden kalkıyor, abuk sabuk birkaç hareket yapıp tekrar yere yuvarlanıyor. Pek az olmakla birlikte, barakaların kapısına yuvalanmış enikler, bir işçinin kendilerine yemek vereceği zannına kapılıp kuyruk sallıyor, çektikleri kürek boşa çıkınca, toprakta oluşturdukları sıcaklığın kucağına atıyorlar kendilerini.

Ölü saatlerin saltanatı bu minval üzere devam ediyor. Fakat neden sonra bir hareketlilik başlayacak. Uyuzluk sürüsünün içinden cüsseli bir beden sarsak hareketlerle dört ayağının üzerine kalkacak. Kalkarken, cismiyle uyumsuz bir ses çıkaracak ağzından; inliyor mu, havlıyor mu, farketmek mümkün değil

Birkaç saniye geçiyor ki anlıyorsunuz hantal kütlenin meramını: Zira, göz ve kulaklarınıza inanıyorsunuz: Uzakta bir davar sürüsü tepe boyu yürümektedir. Çan sesleri kulaklarınızın zarına kadar gelmiş, nazlı bir terennüm kılığında gezinmektedir. Birkaç köpek, davar sürüsüne yordam öğretmektedir. Başlarında bir çoban arayan gözleri de avutalım, o da oradadır.

Demek ki, inilti ile havlama arasında garip bir ses çıkaran uyuzlar sürüsünün başı, bu manzarayı fark etmiştir. Kimbilir, belki burnuna bir koku gelip çatmıştır. Kendine kendini hatırlatan bir koku. Çoban kokusu, çoban köpeği kokusu, davar kokusu.

Sonra, bir hamlede ayağa kalkmak istediyse de, bu olmadı. Sarsaklık, tökezleme, sallanma, inilti, uğultu

Gördüğü manzara bir şeyler mi hatırlatmıştı ona Neyi Geçmiş bir hayatı mı Hiç yaşanmayan bir saltanatı mı Asli görevlerini mi Bitmeyen hasretleri mi İçini kemiren hasetleri, kendini yiyen fesatları mı

Fotoğrafın uyuşukluk karesini kaplayan diğer mahluklar da iştirak ediyor manzaraya. Yal ehli güruh, başlarında şefleri, küçük bir taarruza girişiyorlar, karşı sırtta iş işleyenlere doğru üç beş adımlık havlamalı bir koşuya çıkıyorlar, ardından geri vites, eski konuma dönüyorlar

Belli ki, hantal cisim daha ilerisini göze alamamıştır. Bedeni ve yüreği daha ötesine cesaret edememiştir. Hücum emrini kısa kesip, askerlerini geri çekmiştir.

Onun dudakları arasından böylesi emirler çıkmamış olma ihtimalini de elde tutmalıyız. Şu halde, sayın şefin halini gören uyuzluk sürüsünün bireyleri, doğal bir hamleyle, eski ortama çekilmişlerdir...

*

Böylesi seanslar sadece hayvanlar aleminde yaşanmaz, bilirsiniz. Mesela, devrini tamamlamış kimi hantal kimlik, kişilik ve yapılarıyla, arada bir meydana çıkıp ortalığı kasıp kavurmaya teşebbüs etmiş niceleri çıkmıştır karşınıza. Onlar ki miskin köpek onlara denk düşer- size karşı bir miktar yol almış olmakla beraber, sonuçta nasıl da mağlubiyet çukuruna def edilmişlerdir!

Kuşkum yok, benim zeki okuyucum zihnî bir yolculuğa çıkıp maksadı hâsıl ettirmiştir burada

www.cevatakkanat.cjb.net

Adres: P. K. 205, Ulucami, Bursa*