Aziz dostum Hayreddin Dilekcan ile fırsat buldukça sohbet etmekten zevk alırım... Çünkü çok okuyan ve okumakla da yetinmeyen düşünen, tefekkür eden bir kişiliktir. Yeni çıkan kitapları mümkün olduğunca takip eder, ülke ve dünya olaylarına geniş bir açıdan bakabilen kişilerdendir...
Kitapların insanımızın hayatından önemli ölçüde çıkalı çok olduğunu biliyorum. Buna rağmen sayıları az da olsa okuyanlar; kitaplarla ilişkilerini sürdürenler de var... Söz gelimi İbrahim Halil Çelik bunlardan birisidir... Okuyan ve düşünen insanlarla sohbet güzel oluyor... Sohbetin sonunda konuşmalardan bir şeyler aldığınızı, kazandığınızı görüyorsunuz.
Bir Ramazan gecesi sohbet halkası kurulmuş çeşitli iç ve dış olaylar değerlendirilirken Hayreddin Dilekcan dostum Türkiye ye yönelik değerlendirmeler yapılırken Lamartin e atfen, "Münevverlerin aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar kandırır" cümlesini aktardı. Bir gün kullanmak düşücesiyle ben de akıl defterime cümleyi not ettim.
Cümlenin izahına girmeden elbette münevver kime denir, şarlatan kimdir sorularının cevabının verilmesi gerekir.
Hemen belirteyim ki, modernleşme, batılılaşma ve değişme sevdası ile birlikte kelime olarak münevver dilimizden sökülüp atıldı, yerine aydın, entelektüel, hatta entel gibi kelimeler kullanılmaya başlandı... Aydın ve entel kelimeleri münevverin karşılığı olduğunu, yerini doldurduğunu sanmıyorum... Bu bakımdan toplumumuzda münevverlerin kalmadığını, kalanların da şarlatanların sesi daha fazla çıktığı için seslerinin toplum tarafından fazlaca duyulmadığını söylemek yanlış olmasa gerek. Münevver sözü ile fiili birbirine uyan kişidir... Onun için kişisel çıkarlar toplumsal çıkarın hep gerisinde kalır. Reklamdan uzak durur... Buna ihtiyaç da duymaz... Onların ölçüsü hak ve adalettir. Ama şarlatan bunun tam aksidir... Kulaktan duyma birkaç kelimeden oluşan bilgisini allame imiş gibi pazarlar... Şarlatanlar söylemde sivri, bugünkü tabiri ile radikal ama eyleme sıra geldiğinde çok gevşektirler... Hiçbir zaman riziko üstlenmek istemezler... Buna rağmen bir sorumluluk yüklenmek durumunda kalırlarsa içinde göründükleri grubu ufak bir zorlama karşısında satıverirler... Buna rağmen sıkıntıdan kurtulduklarında ise bir sürü kahramanlık yaptıklarından söz ederler. Çektikleri sıkıntının bedelini tahsile kalkarlar.
Yukarıda da belirttiğim gibi şarlatanlar her zaman en sivri uçta görünürler, buna özen gösterirler... Bunlar kendilerini bir kahraman ve savaşçı gibi satmaktan zevk alırlar... Ama bir bakarsınız İslamcıların içinde en radikal söylemlerin sahibi iken bir başka zamanda ırkçıların arasında rahatlıkla yer alabilirler ve orada da radikal söylemden geri kalmazlar... Olayların gelişmesine ve değişmesine göre bir başka gün de liberal takılabilirler... Bir gün "Kahrolsun ABD" bayrağını kimselere bırakmazken, bir başka gün ABD ile kol kola girmenin gerektiğini savunabilirler... Bu söylediklerim birer varsayım değil, şu 60 yıllık hayatım boyunca yaşadığım ve gördüklerimdir.
Bir zamanlar Marksist çizgide en uç noktada bulunan bir şarlatanı bir başka gün kapitalizmin kucağında keyif sürerken görebilirsiniz. Uzun süre ABD emperyalizmine karşı mücadele verdiklerini söyledikleri halde şartlar değişip ABD kucağına oturmakta çıkarları olduğunu gördüklerine hiç tereddüt etmeden o kucakta kendilerine hemen bir yer açmayı becerirler. Bu bakımdan şarlatanlar gerçekten çok beceriklidirler(!)
Kısacası kendileri fırdöndü gibi dönüp durmalarına rağmen kendilerinden başka herkesi eksik ve yetersiz görürler, sanki kendileri doğrunun miheng taşıdırlar... Bunlarda hiç utanma olmadığı gibi yüzleri de kızarmaz... Çok pişkindirler... Bu fırdöndülükleri kendilerine hatırlatıldığında bilgiç bir tavırla kendilerinin doğru yerde durduklarını, değişimde fayda olduğunu, sabit kadem olmanın sakıncalarını sıralarlar.
Kısacası, münevverlerin ya da aydınların ayağa kalkıp topluma öncülük etmemeleri ya da edememeleri sebebiyle meydan şarlatanlara kalmış ise o toplumda artık doğru çizgide yürüyor olmak meziyet olmaktan çıkar, fırdöndülük meziyet ve iş bilmek olarak anlaşılmaya ve takdim edilmeye başlanır.
Etrafınıza baktığınızda münevverleri mi yoksa şarlatanlar mı çoğunlukta görüyorsunuz Ne dersiniz... Eğer münevverler çoğunlukta ama şarlatanlar prim yapıyor diyorsanız bu çok daha kötü bir duruma işet eder. Bir avuç şarlatan gürültüleri ve yanar dönerlikleri sebebiyle ön planda görünüyor ve olayları yönlendiriyor demektir ki o toplumda artık yapacak fazla bir şey kalmamış demektir. Şahsen zaman zaman üzüntüye kapılsam da ümitsiz değilim... Yeter ki şarlatanlara prim vermekten onları bir halt sanmaktan vazgeçelim.