Dershanelerin kapatılması tartışmaları giderek bir kesim tarafından çatışmaya dönüştürülürken, iktidar kanadı da niçin böylesine bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarını anlayamamanın şaşkınlığını yaşıyor. Olaya dışarıdan bakanlar ise özellikle iki gazetenin başı çektiği tartışmanın niçin böylesine bir kavgaya yol açtığını, diğer yandan meselenin neden ‘olmak ya da olmamak’ noktasına getirildiğini, mesele eğer hizmet ise sanki başka bir hizmet yolu yokmuşçasına hizmetin getirilip dershane işletmeciliğine bağlanmasını, çözmeye çalışıyor. Her ne ise beni işin cemaat boyutu fazlaca ilgilendirmiyor. Herkesin kendine göre bir yoğurt yiyişi olacaktır. O bakımdan dün bu köşede “Dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmak” başlığı altında düşüncelerimi ifade etmeye çalışmış, kapattık demekle de bu meselenin çözülemeyeceğine vurgu yapmıştım. Bu arda dünkü gazetelerde Özel Dershane Sektör Temsilcileri’nin kamuoyuna duyuru şeklinde konuya bakışları yer aldı. Doğrusunu söylemek gerekirse serinkanlı ve meseleyi gerçek boyutu ile ele alan bir kamuoyunu bilgilendirme metniydi. Tümüne katıldığım metin olayı hissi bir yaklaşımdan kurtararak dershanelere niçin ihtiyaç olduğunu ortaya koymaya çalışıyor, bu arada işin hukuki boyutuna da dikkat çekiyordu. Kısacası, bir kesimin dershanelerin kapatılmasını savaş sebebi haline getirmesi karşısında dünkü gazetelerde yer alan açıklama toplumun tüm kesimlerinin desteğini alacak nitelikteydi. Bu sebeple Özel Dershane Sektör Temsilcileri’nin duyurusundan kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Metin altına imza atacağım şu iki cümle ile başlıyordu:
“Keşke dershaneler bu kadar gerekli olmasa!..
Okullarımız herkese eşit ve kaliteli eğitim sunabilse…”
Bu temenniye katılmamak mümkün mü
Daha sonra şu görüşlere yer veriliyordu:
“Çanakkale’deki ve Çankaya’daki, Çankırı’daki ve Çemişgezek’teki ana baba, çocuğuna iyi bir gelecek sağlayabilecek eğitim olanaklarına sahip olsa…
Her çocuk bir başka çocuğu (çocukları) geçmek zorunda kalmadan kendi bilgi ve yetenekleriyle kendine uygun okullarda okuyabilse, kendine uygun iş-meslek olanaklarına kavuşabilse…
Keşke çocuklarımız sadece yavaş öğrendikleri için ya da daha fazla öğrenme arzusuyla özel derse ihtiyaç duymuş olmasa…
***
Şimdi soruyoruz!
Neden MEB, eğitim sistemini iyileştirmek yerine özel dershaneleri dışlamak istemektedir
Devlet, iyileştiremediği sistemi içinde özel ders alma gücü olana ayrıcalık tanımış, yoksul halk çocuklarının elinden dershane fırsatını almış olmayacak mı ”
Bu sese kulak vermek gerekiyor. Dershaneler ille de kapatılacaksa bu kurumları ihtiyaç olmaktan çıkartacak adımlar atılmalı, okullarımızın öğretmen açığı kapatılmalı, 35–40 kişilik sınıfların yerine 20 öğrenciyi geçmeyecek sınıflara ulaşılmalı, tüm okullarımız laboratuara kavuşturulmalı, ek derse ihtiyaç duyacak olan öğrenciler için ister okullarda ister Halk Eğitim Merkezleri’nce kurslar düzenlenmek suretiyle açığın kapatılması adımlarının atılması gerekiyor. Bu adımlar atıldığında zaten veliler ve öğrenciler dershaneye daha az ihtiyaç duyacaklardır. Hiç ihtiyaç duymamaları ise kesinlikle mümkün değildir. Benim öğrencilik yıllarımda dershaneler böylesine yaygın değildi. Olanlar da genellikle daktilo, muhasebe ve lisan kursları ağırlıklıydı. Buna rağmen çocuklarına özel ders aldıran veliler yok muydu Elbette vardı. Bazı veliler kendi yapamadıkları ve başaramadıklarını çocuklarında görme isteğiyle özel hocalar tutarlardı. Bu uygulama bugün de devam ediyor. Dershaneler kapatıldığında daha da yaygınlık kazanacaktır.
Dershaneler eğitime alternatif olmamalı, ama duyulan ihtiyacı en aza indirecek adımlar atılarak ihtiyaç ortadan kalkınca dershaneler en aza inecek, eğitime alternatif bir görüntü vermekten çıkacaktır.