Gerilimli bir zaman sürecindeyiz. Sağlıklı bir ortam olmadığı her yönüyle ortada. Sorunları görmemek duyarsızlık ve sorumsuzluk. Ne yana dönsek savaş kavga, çatışma, hırlaşma ve gerilim var. Bunlar hemen herkesi etkiliyor ne yazık ki. İnsanın dengesini bozan durumlardır bu olumsuzluklar. Özellikle çok ateşli olunan zamanlarda göz görmez, kulak duymaz, duygular baskın olur.

İnsanı geren, çığırdan çıkaran bu durumlarda Müslümanların düşünüşlerinde çok temel vurgu olarak sabır öncelenir. Sabır bir ibadettir aynı zamanda. Olumsuzluklara karşı koyma bilincidir sabır. Telâşın, aceleciliğin önüne geçildiği andır.

Müslümanlar en acılı dönemlerinde birbirlerine “sabır” duasında bulunurlar. Kargaşa zamanında sabır, gerilim zamanında sabır, öfke zamanında sabır, umutsuzluk zamanında sabır, heyecan ve coşku zamanında sabır. Sabır insan sağlığı açısından da önemli.

Gerilim günümüzün en büyük açmazı. En sıradan olaylar birden tırmanışa geçiyor, doruğa eriyor ve artık önüne geçilemez bir durum alıyor. Müslümanların saran bir hastalık öfke, nefret ve sabırsızlık. İnsanlar kendilerini belli bir yere ait olarak gördüklerinde tarafların çekişmelerinin ateşine atılıyorlar. Sonra da o ateşin yakıcılığında can havliyle çırpınıp duruyorlar.

Müslümanlar çok parçalı durumda. Her parça bir ada gibi. Bu adalar kendilerini hak sahibi görüyorlar. Kendilerinden başkalarını yadsıyorlar. Kendi kör doğruları içinde bir sarmala düşüyorlar ve karabasan gibi kendi içlerinde boğuşuyorlar sonra da boğuluyorlar. Kendi tuzaklarına düşüyorlar.

Gerilime kapılanlar bir koro hâlinde sağa sola saldırıyorlar. Bu saldırıların önüne geçilemiyor. Her geçen gün uçurumlar büyüyor.

Müslümanların aralarında sağlayacakları istişareler, sohbetler, dostlukların önü kesiliyor.  Birbirlerine bakmaya tahammülleri yoktur. Birbirilerini bir kaşık suda boğacak kadar nefret yüklüdürler.

Bizi Müslümanlar ilgilendiriyor. Elbette insanlık en temel sorunumuz. Önceliği kendimize vermek durumundayız. Bu, bir bencillik değil. Müslümanların huzura kavuşması sadece kendileriyle sınırlı kalmıyor. Olumsuzluk halkaları giderek yayılıyor bütün insanlığı içine alıyor. Müslümanların yaşadığı insanlığın en güvenilir alanıdır, bölgesidir. Bugünün bölük pörçük olmuş Müslümanlarını kastetmiyoruz elbette. Tarihimiz ve medeniyetimizin bütünlüğünden söz ediyoruz. Onların insanlığa açmış olduğu alandan, güvenden ve sağlıklı ortamdan söz ediyoruz. Hayal dünyasında değiliz, gerçekler dünyasını kastediyoruz. Ölçülerimiz olumsuzluklar üzerine değil, güzellikler, iyilikler üzerinedir.

Zaman çok hızlı bir akışta. Müslümanları kuşatan olumsuzluklar elbette büyük bölümü kendilerinden kaynaklanıyor. Aydınlarından, bilgelerinden ve şairlerinden. Çünkü onlar da sorumluluk alanının dışına çıktılar ve taraf oldular. Küçük bir adayı tercihte bulundular. Çıkarlar insanların hakikatlerini oluşturuyor. Ondan vazgeçmeyi göze alamıyorlar. En gerilimli zamanlarda suhulet ve sabır önermeleri gerekirken taraf olmayı tercih ediyorlar. Bu da Müslümanların hareket alanlarını daraltıyor ne yazık ki.

Müslüman olmak bir şans, bu, herkese nasip olmaz. İyi bir Müslümanlar olmak ve bunu bilgelik düzeyine taşımak da bir erdem. Müslümanların kendi içinde olgunluk yolunda erdemliliğe ulaşma çabasında olmalı. Ateşe yakıcı malzeme taşımak yerine söndürmek için su ve toprak olunmalı. Gerilim hemen her adaya zarar veriyor ve yatıyor kül ediyor. Bir daha da toparlanılamıyor. Gerilim öfkeyi tırmandırıyor, öfke gözleri karartıyor, kulakları sağır eden perdeler geriyor.

Sabır diyoruz bir kez daha sabır... Sabır... sabır.. sabır...