Şu günlerde insan hakları ile ilgili nutuklar dinliyorsunuz. Bin bir türlü yalan, dolan, dalavere yetmiş çeşit kılıklara girilerek bol keseden savruluyor.
“Dünya insan hakları günü”ymüş bilmem ne kepazeliğiymiş.
İnsanları tanımayan, inançlara düşmanlık duyan ve bunu da eylem planında sergileyen bir sürü sergerde insan hakları savunucusu kesiliyor. İnsanlıktan nasip alamamış, insanı hayvan gibi sevk etme gayretkeşleri kendilerini ellerine geçirdikleri imkânlarla efendi (onlar buna “beylik” diyorlar) başkalarını kendilerinin ve zihniyetsizliklerinin kölesi zannediyorlar. Acı akıbetlerini sezdikleri zamanlarda da zulüm ve ihanetlerinin dozajını artırıyorlar. Bunlar dünyayı eşeklerin, köpeklerin keyfe mayeşa at oynattıkları arena haline getirdiler.
Ülkemizde de insan haklarına büyük darbeler vuruluyor. Haklar gasbediliyor. İnanç hakkımız, inancımızı yaşama hakkımız, okuma-öğrenme hakkımız, ülke menfaatlerinde birileriyle eşit faydalanma hakkımız, iş eşitliği hakkımız, konuşma ve yazma hakkımız, düşüncelerimizi ifade etme hakkımız, çocuklarımızı inandığımız istikamette yetiştirme hakkımız velhasıl insan olarak doğuştan bize verilen bütün haklarımız egemenliği kendilerinden menkul biri kısım zevat tarafından gasbediliyor. Sonra da bu zümre kalkmış “insan hakları” nutukları çekiyor ve bu hakların edebiyatını yapıyor. Bunlar kendilerini akıllı, el alemi sersem zannediyorlar. Bunları protesto ediyoruz. Ve yüce Rabbi’mizden zâlimlere daha fazla mühlet vermemesini talep ediyoruz. İslâm’ın yaşanmadığı / uygulanmadığı hiçbir yerde zulüm eksik olmaz. Kimseye hakkı kullandırılmaz. Egemenlikleri kendilerinde toplayanların zulmü dayanılmaz boyutlara varır. Peygamberimiz Efendimiz “Veda haccı”ndaki “Veda Hutbesi”nde bu durumu çok açık beyanlarla bildirmiştir.
Bizler de inancımızı yaşamazsak hiçbir zaman haklarımızı kullanamayız. Mazlumluktan yakamızı asla kurtaramayız. Hidayete ermemiz ve hidayetin nimetlerinden istifade etmemiz Allah ile insanlar arasına konulan mâniaları kaldırma ve sadece Allah’a kulluk yapmakla gerçekleşir. Hepimizin selâmeti için, bunun çalışmasına hep birlikte bir an evvel başlamalıyız.
Mahlukâtın içinde en mükemmel varlık insandır. Mükemmel olan insana mükemmel hakları Allah (c.c.) vermiştir. İşte bu hakları kullanamamanın sıkıntısını çekiyor insanlık âlemi. Bir kısım haydut tâifesi kendilerini üstün, başka insanları köle zannediyor. Ellerine geçirdikleri imkânları ve yanlarına aldıkları satılmışları / piyonları kullanarak herkese zulmediyorlar. Buna hep birlikte insanlık âlemi dur demelidir. Namık Kemal’in şu sözü iyi anlaşılmalıdır:
“İnsan idi, insan idi, insan idi amma
Üç beş köpeğe olmasa sermaye bu insan.”
Merhum Osman Kemâli’nin şu mısralarını da ekleyelim:
“Zarf-ı insana bürünmüş nice hayvan var ki
Ânâ insan demek insanlara bir bühtandır.”
Bizim inancımızda Hâlık’a hürmet ve mahluka hizmet vardır. İnsan Rabb değil, abddir/kuldur. Bir insan Rabb’ine bağlandığı O’nun ölçülerine uyduğu kadar azizdir.
•Kur’an-ı Kerim’de 8 yerde insanların özelliklerinden bahsedilir. Bunlar: Nisa Sûresi, âyet: 128. Meâric Sûresi, ayet: 19. Hacc Sûresi, âyet: 66. İsra Sûresi, âyet: 11 ve 100. Kehf Sûresi, âyet: 54. Ahzab Sûresi, âyet: 72. İbrahim Sûresi, âyet: 34.
•Peygamberimiz buyurdu ki: “ İnsanlara acımayana Allah (c.c.) acımaz.”
İnsanlar iki sınıftır:
Bir kısmı dinde kardeştir sana;
Öbür kısmı yaratılışta eştir sana…
İnsan haklarının korunması bu espriyle gerçekleşir. Gerisi laf ile güzaftır.