Şehit kanı ile sulanmış topraklarda yaşıyoruz. Fetihlerle elde edilmiş, uğruna oluk oluk kan akıtılmış topraklardayız fakat son üç asırdır bir kültür savaşına maruz kaldığımızın çok azımız farkında. Gençliğimizi hedef almış, İslâm’a, kimliğimize ve sahip olduğumuz tüm değerlere karşı yürütülen organize ve disiplinli bir düşmanla karşı karşıyayız. Vatan, millet, namus ve iman uğruna koşarak şehadete giden dedelerin torunlarını tanınmaz hale getiren bir popüler kültür canavarı ile mücadele ediyoruz.

     Adına moda, gelişim, uygarlık, çağdaşlık denilen kavramlarla diğer taraftan yeni medya araçları ile tam tekmil üzerimize gelen bir kültür emperyalizmi karşısında ağır hasar görmüş haldeyiz. Bu toprakların yani İslâm âleminin çocuklarına evrim teorisini tartışılmaz bir gerçek gibi anlattılar. Çıkarcılığı, hedonizmi ve konfor hastalığını hayatın merkezine aldılar. Kendisinden başkasını düşünmeyen, bireyselliği adeta bir hayat tarzı haline getiren yığınlar oluşturdular. Aile müessesesini yerle bir edecek, anne babaya saygıyı ortadan kaldıracak, merhameti, fedakârlığı hiçe sayacak bir zihniyetin oluşması için modayı kullandılar, dizi ve sinema filmleri çektiler, organizasyonlar düzenlediler. Ahlak ve maneviyatı yok etmek için başta sosyal medya kanalları olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarını kullandılar, yeni akımlar başlattılar, eğlence partileri, uygunsuz bir sürü program icat ettiler.

     Yıl içerisinde bilinen her özel günü, bayramı, tatili bu ifsat üzere değerlendirdiler. Bunların içerisinde şüphesiz yılbaşı programları ve eğlenceleri ayrı bir yer tutuyor. Yılbaşı geceleri artık binlerce gencimizin kötü alışkanlıklardan herhangi biri ile ilk defa tanıştığı gün olarak bilinmektedir. Hatta bu alışkanlık artık ömür boyu kendisinden kurtulmak için mücadele edeceği bir bela haline gelmiştir. Yılbaşı gecesi şehirlerin meydanlarında, otel salonlarında, belediyelerin mekânlarında isyanın ve israfın akıl almaz seviyelere ulaştığı bilinmektedir. Pırıl pırıl vatan evlatlarının kanına girildiği, akla hayale gelmeyen pisliklerin yaşandığı bir gece olduğu artık aşikârdır.

     İşte bütün bu yaşananlar İslâm topraklarında, Müslümanların inancı ile uzaktan yakından alakası olmayan bir kutlama sebebiyle. Müslümanlar yılbaşı gecesi, Hristiyan inancının Noel bayramını kutluyor. Hem de toplu bir şekilde. Dünyanın hiçbir yerinde bunun tam tersi bir örnek göremezsiniz.

     Eğer ortada bir kötülük varsa, bu kötülük alışkanlık haline gelmişse ve hatta diğerleri tarafından da normal olarak algılanmaya başlamışsa işiniz zor demektir. Biz burada Noel bayramını karalama derdinde değiliz, sadece Noel’i Müslümanların kutlamasına karşıyız. Yani bizim açımızdan kötü olan, Müslümanın inancına taban tabana zıt olan Noel’i kutlamasıdır. İşte tam da bu noktada Mekke’nin Fethi akıllara gelmeli. Anadolu Gençlik Derneği tarafından yıllardır yılbaşı Mekke’nin Fethi olarak kutlanmaktadır. Yılbaşı gecesi bir alışkanlık gereği dışarıya adım atan herkesin yönünü Mekke’nin Fethinin kutlandığı salonlara çevirmek lazım. İnsanları alkol, fuhuş ve benzeri günahlara bulaştığı ortamlardan kurtarmak için kurtuluşun şifresi olan fetihle buluşturmak lazım. Gönüllerin fethinin ne anlam ifade ettiğinin, tarihin en önemli olaylarından olan Mekke’nin Fethinin ne gibi hikmetler içerdiğini bildirmek lazım.

     Kalplerin kapılarının Tevhide açılması anlamına gelen fetih tam da yılbaşında konuşulmalıdır. Bütün sahte ilahları ret etme anlamına gelen fetih tam da yılbaşında konuşulmalıdır. Kula kulluğa, zalim diktatörlere, sahte ideolojilere hayır demek olan fetih tam da yılbaşı gecesi konuşulmalıdır. Fetih, izzet, onur ve şerefi bütün insanlıkla buluşturma mücadelesidir. Bu sebepten dolayı yılbaşı gecesi Noel kutlamayın, Mekke’nin Fethini anlamak üzere size en yakın programa gidin. Size en yakın kurtuluş kapısını aralayın.