Bugün günlerden 12 Ocak 2013 Cumartesi... Yani bizim Milli
Gazete’nin kuruluşundan bu yana 40 yıl geçmiş... 12 Ocak 1973’ten bu yana bir
gazete yaşıyorsa, üstelik yayıncılık hayatını ilkelerinden hiç sapmadan
sürdürebiliyorsa şapka çıkartılır doğrusu... Sakın ola ki bu gazetede felanca
süre kadar yazdım diye bunları dile getirdiğimi sanmayın. Beni tanıyorlar iyi
bilirler, neyse o derim, neyse o diye yazarım. Bir gazetenin Türkiye
koşullarında 40 yılını tamamlayıp, 41. yaşına basması gerçekten de dudak
ısırtan bir oluşumdur. Çünkü Türkiye, iyi sayamadım kaç tane oldu, onlarca
ihtilal, darbe, muhtıra, adını ne koyarsanız koyun velhasıl omzu
kalabalıklardan ve onların yandaşları olan sivil erkandan müdahaleler
görmüştür. Sadece bu kadar mı Dünün
beyazcıları yarının siyahçıları olmuş, sık sık bunalım geçiren milletvekilleri
çıkmış, yine velhasıl öyle veya böyle bugünlere gelinmiştir. Bu günün mana ve
önemini ifade eden kısmı geçerken, bütün Milli Gazete çalışanlarının,
okurlarının bu mutlu gününü kutlarım. Tabii ki saygıdeğer rahmetli hocam Prof.
Dr. Necmettin Erbakan’a da bir kere daha Allah’tan rahmet dilerim.
***
Evet, dönelim spora... Sağolsunlar yöneticiler, sporcular,
hatta medyanın muhterem elemanları bizlere yazı yazacak malzemeyi
esirgemiyorlar. Ne mi olmuş Bakın hemen girelim işe... Fenerbahçe’nin hayli
yüksek maliyetli erkek basketbol takımı hüsran üstüne hüsran yaşıyor.
Euroleague’de üçte sıfır... Bizim ligde son farklı Anadolu Efes yenilgisi...
Derkeeeen, bu takım beklenen baskını yemiş. Yani, Aziz Yıldırım basmış idmanı
ve dalmış kim varsa... “Kendinize gelin. Bu ne rezalet. Doğru dürüst oynayın”
diye kalayı basmış. Başta Coach Piagiani, herkes şaşkın... Neyse... Sonuç
Yenilenen Maccabi karşısında bile farklı yenilgi... Keşke Aziz Bey baskın
sırasında, Coach’a biraz da taktik verseydi. Yapar mı Yapar yapar... Zamanında
da erkek takımının hocası Hallil Üner’den kız takımına kondisyon vermesini
istemişti. Eee ne de olsa eski basketbolcu beee...
***
Quaresma , okuduğuma göre 6,5 milyon avroya Katar’a transfer
olmuş. Onu da zaten orası paklardı. Asıl mesele bu değil... Peki, nedir Şu; Bu
ülkeye giden eski Beşiktaşlı futbolcuların siyah-beyazlı kulübe kaç para
bonservis ödeyerek alındıklarını şöyle bir sıralayalım. Tabata 8,5 milyon,
Delgado 4,5 milyon dolar... Quarsma’nın parası olan 7, 5 milyon avroyu dolara
çevirip 14 milyon dolar dersek eder mi 27 milyon dolar. Oyuncuların kendi
aldıkları paralar hariçtir bu rakamdan... Buradan bir bakın bakalım, Türk
futbolunun yöneten en baştaki zat-ı muhterem ne mahirmiş... Sonra Beşiktaş
nasıl battı diye kafa yoruyoruz. Asıl önemlisi de bu müesseseyi batıranı
futbolun başına getiriyoruz. Varsa benzeri lütfen bilgilendirin ki cahil
kalmayalım.
***
Üç kulübün başkanına PFDK’dan hak mahrumiyetleri cazaları
yağdı. O kadar korkmuşlar, o kadar sinmişler ki sormayın gitsin. Ne komik! Hak
mahrumiyeti nedir, hemen yazayım. O yönetici protokol tribününe giremez. Kulübü
adına resmi yazışma yapamaz. Hepsi bu... Gider maçını bir dostunun locasından
aslanlar gibi izler. Yazışmaya gelince, her yönetimde en az başkan hariç 14
yönetici var. Birileri alır kalemi çiziktirir be... Siz bu komik hale gelmiş
cezalar yerine bassanıza 100 bin doları... Tekrarında katlasanıza... Hiç
olmazsa bu paralarla tesis yaparsanız falan...