Şairin dediği gibi, "her ölüm, erken ölümdür." Nermin ablanın vefatı da, hiç beklenmedik bir anda, erken geliyor.
Ailesini ve sevenlerini, Türkiye deki ve dünyadaki bağlılarını derin acılara bırakarak ayrılıyor, dünyadan. Necmettin Erbakan ın 38 yıllık hayat arkadaşı, Türkiye nin en çalkantılı günlerinin yakın şahidi, sadece çocuklarının değil, bütün Saadet Partililerin annesi gerçek yurduna geçiyor.
Türkiye Odalar Birliği nde Necmettin Erbakan la birlikte çalışan Nermin Hanım, hayatı da birlikte omuzlayıp yaşamını birletirdiğinde; en sıkıntılı günlerde güçlü yapısı ile ağır yükleri de sahiplendi. Eşinin en büyük yardımcısı ve destekçisi, biricik yaşam yoldaşı oldu. Evde oturup sadece çocuk yetiştirmeyi vazife bilmedi, zorlu siyasî yaşam içinde zaman zaman aktif görevlerde bulundu.
Kameralardan, afişe olmaktan hiç hoşlanmayan Nermin Hanım, özellikle seçimlerde kadın kollarında en ön saflarda görev aldı. 1994 seçimlerinde Türkiye yi şehir şehir dolaştı. Salon konferansları verdi. Ev sohbetlerinde konuştu. Sadece seçimlerle sınırlı değildi mücadelesi. Türkiye nin makus talihi onları yakından ilgilendirdi. Necmettin Erbakan ın attığı her adım engellendi. Kurduğu partiler, her seferinde kapatıldı. Yargısız infazlar, siyasî yasaklarla karşılaştılar. 12 Eylül döneminde Necmettin Erbakan, bir yıl cezaevinde kaldığında, Nermin Hanım dimdik ayakta çocuklarına anneliğin yanısıra babalık da yaptı. 2000 yılında bir konuşma nedeniyle verilen bir yıl hapis ve ömür boyu siyaset yasağı kararını da, çok ağır gelse de başı dik karşıladı. Çevresindekilere "Üzülmeyin, mahsun olmayın" diye teselli edecek kadar kuvvetli davrandı.
Nermin Hanım, dünyevî çalışmalarda bulunsa da asıl amacı ahiret idi. Yapılan her haksızlıkta, "Biz sabırla sınanmaktayız. Rabbimiz bunun mükafatını ahirette gösterecektir, inşaallah" diye tevekkülle karşılardı. Eşine ve kendisine yapılan her iftirada, mikrofonu eline alıp asla muhataplarına karşılık vermedi. Soylu bir suskunluğu seçti. Medyanın onca karalamalarına, kin duydu ama hanımefendiliği ve asaleti onu, öfkeli sözlerden hep uzak tuttu.
Bir sufi gibi yaşadı Nermin Hanım. Gecelerini ibadetle geçirdi. Adeta evini bir mescid haline getirmişti. Rabbini zikir ile tesbih etmeyi çok severdi.Sevdiği Rabbi de O na bir ikram olarak en güzel Ramazan gününde, ölüm için erken bir yaşta, onu dergahına kabul ediyor. Rabbimiz rahmet eylesin.
Ankara da her karşılaşmamızda Nermin ablaya o mücadele yıllarını anlatmasını ve yazıya geçirmeyi teklif ederdim. Belki bu konuşmalar yirmi yıla yakın bir zamandır tekrarlandı. Her seferinde "İnşaallah" derdi. Ama gazete ve televizyonlarda görünmeyi hiç sevmediği için, "İnşaallah" dese de, hiç hevesli olmadığı çok aşikârdı. İnşaallah, şimdi O na melekler güzel kayıtlarla ikram ediyorlardır.
Yaşadığı gibi buldu ölümünü de. Rabbe sevdası, karşılık gördü. Vefat ettiği hastahanede buluşan gençler, birbirlerine dağıttıkları cüzlerle, sayısız hatimlerle uğurladılar O nu. Hayırsever ve ince, duyarlı bir insandı. Hastaların hastalıkları ile ilgilenir, doktor tavsiye eder, alternatif tıp seçeneğini hatırlatır, en önemlisi içten dualarla moral verirdi. O rikkatli, kibar, hanımefendi sesi kulaklarımızdan hiç silinmeyecek. En zor anlarda bile metanetini kaybetmeyen asil duruşunu unutmayacağız.
Sadece Zeyneb, Elif ve Fatih in yüreği yanmıyor. Saadet Partililer, birbirlerine sarılıp başsağlığı diliyor. "Nermin anne"yi kaybetmek herkese çok zor geliyor. Tek tesellimiz, bir oruç günü ahiret yurduna gidiyor. Komşuları Merkez Efendi, evliyar, erenler diyoruz. Nermin abla da seçkindi, seçkinlerin arasına katıldı diye ölümüne imreniyoruz. Ailesine, sevenlerine, bağlılarına sabırlar diliyoruz. Makamı cennet olsun.