Bundan bin yıl önce hadisleri şerh eden değerli alimlerimiz kıyamet hadislerinin şerhinde "haber verilen bütün kötü durumlar yaşanıyor" diyorlar.
Ondan sonra gelen her asır insanları aynı şeyi söylemiş.
Babanız da "durumlar kötüye gidiyor" diyor. Onun dedesi de onun dedesinin dedesi de aynı şeyi söylüyordu.
Peki ama dünyamızda iyi şeyler söyleyen, yaşayan ve iyi bir dünya için mücadele veren insanlar nereden geliyorlar
Yine bu sütunlarda 08/02/2000 tarihinde "Gâvurun işi zor" başlıklı makalemde Rabbimiz, kirlenen sularımızı yağmurlarla arındırdığı gibi kirlenen dünya insanını da yağmur suyundan daha saf çocuklar yaratmakla temizliyor demiştim ve insanları bozarak çıkar sağlayan küfür, inkar çetelerinin işinin zor olduğuna dikkat çekmiştim.
Bir kere şunu bilelim ki bütün ruhlar yaşıttırlar. Yaşlılık bedenlerimiz içindir. "Gönül kocamaz" deyimimiz bunu güzel ifade eder. Her insanın ruhu Rabbin varlığını kabul etmiştir ve Rabbimiz de her doğan çocuğun içini dışını tertemiz yaratmıştır.
Musa aleyhisselâm ile firavunun mücadelesinde görünüşte güçlü olan firavundu. Müslümanlar zayıf (Müstez af) kabul ediliyorlardı. Firavun bütün ilim adamlarını, aydınlarını topladı, halkın huzurunda Musa aleyhisselâmla tartışma yaptırdı. İlim adamlarının tamamı halkın huzurunda firavunun gözleri önünde Musa aleyhisselâmın safına geçtiler. Rabbe secde ettiler. Firavun un "Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestikten sonra asacağım" tehdidine aldırmadılar.
Ağzı hasta olmayan altı milyar insanın hepsi çoban çeşmesi, şeker pınarı suyuyla karşılaştığında ondan avuç avuç içerler. Dilleri, renkleri, ırkları, kültürleri tatlı sudan içmeye mani olmaz. Çünkü o suyu ve o dili yaratan Rabbimizdir.
İşte biz bu çağda altı milyar insanın insanla, tabiatla ve Rabbiyle ilişkilerini düzenleyen Rabbin kitabıyla buluşturuverirsek dili, ırkı, rengi, kültürü bu buluşmayı reddetmez. Kabul ettiklerini görüyor ve işitiyoruz.
Çağımız aydınları da firavunun aydınları gibi İslam a geçince çağdaş firavunlar da İslam a geçenlere çağdaş işkence uyguluyorlar. Fransa da milletvekili ve en büyük düşünür unvanını alan insan Müslüman olunca adının basında anılmasını dahi yasaklıyorlar. Yazdığı bir kitabı Fransa sınırları içinde yasaklıyorlar. İngiltere de bir numaralı müzisyen iken bir anda yok sayıveriyorlar.
Ama medeniyetleri kuranlar firavun sarayında bir eli yağda bir eli balda köle olarak yaşamaktansa çölde hür olarak yaşamayı tercih eden Musa aleyhisselâm ve onun ümmetleridir.
Zalimlerin zulmünü şarkılarla türkülerle alkışlayıp halkı uyutarak yal yalamaktansa Allah ın kelamını dinleriz, söyleriz ve yaşarız diyenler, şehirlerde çöl ateşini göğüsleyenler milenyum çağını şekillendirecekler.
Bir ismi "Afüv" olan afvedici Allah a iman edenler gönüllerine afvı almışlar. İyiliği anlatmak için yola koyulmuşlar. Yol kenarında onlara taş atan, sataşan, hakaret edenlere aldırmadan, onlara da ekmek atmaya, iyilik yapmaya, yanmasınlar diye yüreklerine imanı tebliğ etmeye devam ediyorlar.
Yolcu yolundan kalmamalı. Ağız dalaşlarına dalmamalı. "Neme lazım" dememeli. Altı milyar insan "Bana lazım" demeli.