Ne oluyor? Neler oluyor? Yok, hani alışık olduğumuz durumun dışında bir durumla karşı karşıyayız. Siyasette fırtınalar kopuyor. Bu fırtınalara gel gör ki bir avuç kelebek kanadı yön veriyor. Hakikatin ne anlama geldiği, hakikatin ne kadar güçlü olduğu ve etki yaptığı ortada. Evet, bir hakikat meşalesi her kesimden destek, her kesime ışık veriyor. Dikkat edin artık iktidar değil hakikat meşalesi sistem ve oyun kuruyor.
Doğru güçtür. Doğru olan her zaman ve her durumda kazanır. Bir yerde doğruluk varsa o yerde bereket, o yerde imkân doğar. Doğru olacağız. Doğruların arkasında duracağız. Doğrular üzerine ısrar edeceğiz. Kurmaca algılarımız bir gün yerle yeksan olacaktır. Uydurduğumuz her algı, her sanal gerçeklik sebebi ortadan kalkınca yok olaya mahkûmdur.
Siyaset açısından fırtınalı günler yaşıyoruz. Ne yazık ki süreç daha da fırtınalı olacak. Bu fırtınalı günler gelip geçecek ve geride gemisine doğru yol aldıran kaptanlar kalacak. Siyaset yapısı gereği matematiksel bir süreç değildir. Yani siyasi alanda doğru budur yahut doğru şudur demek mutlaklık cihetinden oldukça zordur. Bu yüzde siyaset denklemlerin sürekli değiştiği kısa ve uzun vade hesapların günden güne dönüştüğü süreçleri yönete bilme sanatıdır.
Siyaset Ankara’dan başka görünür İstanbul’dan başka, Diyarbakır’dan başka görünür İzmir’den başka ancak ne olursa olsun siyasetin merkezi Ankara’dır ve Ankara’nın aldığı kararlar bağlayıcı ve belirleyicidir. Ankara’nın sert rüzgârları Ankara’nın karanlık sokakları her yönü ile ülkenin genel gidişine yön verir.
Siyaset yorar, siyaset tüketir, siyaset insanı böler ve gruplara ayırır. Ancak bilgelikle oluşan bir siyaset insanı kuşatır ve bütünleştirir. İnsanın zihni, gönlü ve aklı bölünürse kargaşa başlar. Hareketlerde insan merkezlidir. Bir hareketin zihni, gönlü ve aklı farklı şeyler söylerse, hareket kargaşa yaşar. Bu yüzden aklın verdiği fikir esas alınmalı bu fikir gönül tarafından desteklenmelidir. Siyasi oluşumlarda akıl tartışmasız olarak üst yönetim ve genel başkandır. Bu bağlamda gelen başkanlık makamının vereceği bütün kararların esas alınması gerekir. Ayrıca alınan bu kararın hareketin gönül dünyasını oluşturan teşkilatları tarafından desteklenmesi ve dengelenmesi gerekir.
Durgun sularda balık avlamak gemileri sallamazken fırtınalarda kaplanlık yapmak zorludur. Hele bu fırtınayı siz başlattınız ve sizin kontrolünde olmasını istiyor iseniz süreç daha da zorlu olur.
İlkeleriniz ile irtibatınızın sağlamlığı oranında sağlamsınız. İlkeleriniz doğruluğu oranında güçlü ve etkilisiniz. Bu noktada temel sorun ilkelerinizin ne kadar esneye bileceği sorusunun ilkesel olarak belirlenmesi ile alakalıdır. Vazgeçilen şey ilke olamaz. İlke vazgeçilemez olmak zorundadır. Ancak ilkenin diğer süreçlerle birlikte düşünülüp pratik uygulamaya geçmesini ve ilkenin yakın-uzak gelecekte nasıl etki edeceğinin planlanması aklın işidir. Tekrar etmekte fayda var akıl siyasi hareketler söz konusu olduğunda tepe noktadır.
Milli Görüş hareketi olarak varlığı ilkelerine bağlılığı ile kaimdir. Bu ilkeler kurucu lider ve yol arkadaşları tarafından belirlenmiştir. Bir kişinin bir işe ehil olduğuna bir önceki lider tarafından ehil görülen kişilerin karar vermesi gerekir.
Kurucu liderlerin işe ehil olduğu noktasında ittifak varlıksal bir durumdur. Lider ehil olduğu için liderdir. Liderin kendi dava arkadaşlarından ehil kabul ettiği yüksek meseleleri istişare ettiği kişilerin ehil olduğunun teminatı ise liderin tercihleridir. Bir liderin bir kişi hakkında yahut bir grup kişi hakkında işe ehil oldukları noktasında üst düzey bir şehadeti var ise liderin vefatından sonra mezkûr gurubun ehil oldukları tartışılamaz. İlkeler noktasında bir değişim yahut dönüşüm olmadığı sürece ehil heyet, kayd-ı hayat ile harekette söz sahibidir.
Şu bir gerçek ki Saadet Partisi bu ülkenin teminatı ve bu ülkenin ocağıdır. Ankara’da ne olursa olsun en kötü durumda bile bu milleti ayağa kaldıracak bilinç ve şuura sahip Saadet Partisi, milletin rahat uyumasının teminatıdır. Bütün devşirme hareketlere rağmen teşkilat olarak ortaya koyduğumuz duruş ve basiretli yaklaşımlar süreçler içerisinde ne kadarda haklı olduğumuzu gösterir olmuştur. “Erbakan demişti” nasıl bir atasözüne dönüştü ise; her hangi bir yıkıcı olumsuzlukta, “Sakin olun Milli Görüş hareketi var” cümlesi bir teminatın göstergesidir.
Saadet Partisi kritik bir dönemde devasa bir etki oluşturarak Türkiye yön vermeye başladı. Yani teminat olmaktan çıkıp gelecek olmaya evrildi. Şimdi bize düşen görev bu hareketin tepe noktasının yani ağabeylerinin ve genel başkanın vereceği karar sımsıkı sarılmak ve ne olursa olsun kararın arkasında durmaktır. Bilene saygı duymak ve bilenin verdiği kararı sahiplenmek gerekir. Türkiye tarihi bir kırılma anı yaşamaktadır. Bırakalım tarih kırılsın biz kırılmayalım…