“HDP barajı aşamazsa ortalık karışır, bu nedenle oyum HDP’ye.” Seçim öncesi bu tür yaklaşım gösterenlerin sayısı az değildi. Evet, plan tuttu ve HDP barajı aştı. Hatta beklentinin çok üstünde bir sonuç elde ettiler. Aynı zamanda oy dağılımı ironik bir tabloyu da ortaya koydu: Türk Milliyetçisi parti ile Kürt Milliyetçisi parti eşit sayıda milletvekili çıkardılar.

Peki, ortalık duruldu mu

Hayır. Daha fena karıştı.

Bu demektir ki ta başından itibaren; soruna konulan yanlış teşhis, önerilen çözümler ve uygulamalardaki isabetsizlikler aynen devam ediyor.

Peki, doğru olan ne

Gözümüzü iyi açmamız yeterli. Olanlar tüm çıplaklığıyla ortada. Devletin benimsediği Irkçı, ayrımcı ve ayrıştırıcı politikalar sorunun kaynağını teşkil etti. Önce sekülerleştirme projelerini devreye soktular; 1000 yılı aşan İslam kardeşliği ve kuvvetli birliktelik bu yolla unutturulmaya çalışıldı; bölgede canlı olan dini hayat ortadan kaldırıldı, bölgenin sosyal dokusu değiştirildi. Yapılanlar bir nevi intihardı. Maalesef bu cinayetler devlet eliyle işlendi. Yanlış iliklenen ilk düğme misali, geçmiş dönemlerde uygulanan yanlışlıklar bu dönemde de devam ediyor. İyi niyetli olmak ayrı, devlet yönetmek ayrı bir şey. Bilerek ihanet edenler hariç, muhtemelen laikçi safların beklentisi şuydu: Dini bölgeden kovarsak yerine laiklik gelir. Bu arada ortaya çıkan boşluğu yabancıların doldurduğunu da not etmemiz lazım.

Düşünebiliyor musunuz; geçtiğimiz asırda yekvücut olarak İslam toprakları birlikte savunulmuştu. Cephede omuz omuza çarpışmış, aynı kabirde koyun koyuna yatmakta olan milletin çocukları şimdi birbirlerini boğazlamaya kalkıyor.

Doğruyu bulmak için her şeyin sil baştan yeniden ele alınması gerekir. Öyle NATO’yu da işin içine dâhil edelim anlayışıyla bu işlerin üstesinden gelinemez. Mesele daha da derinleşir. Hem kimi kime şikâyet ediyorsunuz

Bir de şu garipliğe bakın: Batı’da sistem çökerken, Doğu’da, insanlığın umudu, dünyaya Saadet düzeni sunma potansiyeli olan Müslümanlar, birbirlerini boğazlamakla meşgul.

Evet, Batı çöküyor, Batı’nın müdahale gücü kalmadı. Bu durumun fevkalade farkında olan zalimler, işleri arkadan idare etme yolunu seçtiler. Müslümanların zayıf yönlerini araştırmışlar, meseleleri çok iyi biliyorlar. Ayrışmaya sebep olacak noktaları önceden tespit etmiş, araya fitne tohumlarını çoktan ekmişler. Yeni Dünya Düzeni, Büyük Ortadoğu Projesi gibi, bu coğrafyayı parçalara bölme ve yutma planları boşuna yapılmadı. Gafil iktidarların desteği de alınarak yıllarca bu hain planlar üzerinde çalışıldı. 100 yıl önce olduğu gibi, şimdi gene coğrafyamızı kana bulamak için devredeler. Ama kuvvet ve kudret sahibi olan Allah fırsat vermeyecek inşaAllah. Batı, kendi sorunlarından dolayı içine kapanacağa benziyor. Güçleri azaldığı için kendi yerlerine, yerel unsurları devreye sokmaya başladılar. İçeride ve çevremizde gelişen savaşlar onlara vekâleten yapılıyor. Tetiğe basan parmaklar ise yerel taşeronlara ait.

Uzunca bir zamandan beri kardeşler arasına döşenen mayınlar şimdi bir bir patlatılıyor. Geçtiğimiz yüz yılda yapılan savaşlardan daha fazla tahribat olmaması için herkesin daha dikkatli ve daha insaflı olması gerekir.