Dört yıl olmuş… Bazen bir mesele çıkıyor, Nedim Hoca olsa nasıl yapardı diye düşünüyorum; . Birlikte hizmet ettiğiniz büyüklerin yokluğu en çok böyle anlarda hissediliyor. Bizim için Nedim Hocamız, fikrine güvendiğimiz, görüşünü almadan adım atmak istemediğimiz insanlardan biriydi.
Onu sadece bir hoca olarak hatırlamak bence eksik olur. Yıllarca ders verdi, sayısız öğrenci yetiştirdi; bu doğru. Ama asıl derdi insandı. Bir gencin okuması,söz konusu olduğunda elinden geleni esirgemezdi. Akile’de yaptığımız işlerin temelinde onun bu hassasiyeti vardır.

Nedim Urhan Hocamız, 1935 yılında Artvin’de dünyaya geldi. İlk öğrenimini Artvin’de tamamlarken aynı zamanda Şavşat’ta hafızlık eğitimine başladı. Açılışını (1951) gazete küpüründen öğrendiği İstanbul İmam Hatip Okuluna kaydolmak üzere, o günün zor şartlarında köyünden İstanbul’a doğru tereddütsüz yola çıktı. Hafızlık eğitimini İstanbul’da Reisülkurra İsmail Efendi’nin nezaretinde tamamladı.
Öğrencilik yıllarında Celalettin Ökten, Ömer Nasuhi Bilmen, Hasan Basri Çantay, Ahmet Davutoğlu, Ali Yakup Cenkçiler, Ali Haydar Efendi, Gönenli Mehmet Efendi ve Mehmet Zahit Kotku gibi dönemin meşhur alimlerinden İslami ilimleri tahsil etti. Gönenli Mehmet Efendi’nin himayesinde yetişirken bir yandan da çeşitli camilerde imamlık görevinde bulundu.
Gönenli Mehmet Efendi’nin himayesi kısmını, gençlerimize örnek olması adına biraz açmak istiyorum: Nedim Hocamız, 1951 yılında Darı Vapuru ile İstanbul’a 15 günde gelmişti. İstanbul’da kendisini himaye edecek kimsesi yoktu. Babası, köylülerinden birine mektup yazarak Nedim Hocayı Sirkeci’de karşılamasını istirham etmişti. Köylüsü kendisini karşılayıp İstanbul İmam Hatip Okuluna bıraktı ve ayrıldı. Üzerinde yamalı bir Rus paltosuyla; yorgun ve bitkin bir hâlde Celalettin Ökten Hocanın odasına girip meramını anlattı. Ancak Celalettin Hoca bu hâlinden dolayı tereddüt ederek “Velin gelirse kaydını yaparım” dedi.

Nedim Hocamız okulun girişindeki merdivenlere oturmuş ağlarken, İlim Yayma Cemiyetinin kurucularından Raşit Bağursak Ağabey ve Mahmut Bayram Hoca yanına gelip neden ağladığını sordular. Nedim Hoca durumu anlatınca Mahmut Bayram Hoca ile Raşit Ağabey, Celalettin Hocayı ikna ederek kaydı yaptırdılar. Fakat Nedim Hocanın kalacak yeri yoktu. İlim Yayma Yurdu yapılana kadar Mahmut Bayram Hoca ve Raşit Ağabey, Nedim Hocayı marangozhanedeki yazıhanede 4 yıl boyunca misafir ettiler.
Ardından onu, öğrenci ve yetim babası olan Gönenli Hocaya emanet ettiler; o da öğrenciliği bitene kadar Nedim Hocayı himaye etti. Her gün ders almak için Sultanahmet Camisine giden Nedim Hocanın günlük harçlığını Gönenli Hoca verirdi. Bir gün Nedim Hoca, Gönenli Hocaya: “Üstadım, size söz veriyorum; ben de ömrümün sonuna kadar sizin gibi talebeleri himaye etmeye gayret edeceğim” dedi. Nitekim öyle yaptığına bizler de yakinen şahit olduk. Bu sebeple öğrencileri Nedim Hocamıza “Nedim Baba” derlerdi.
Büyüklerimizden öğrendiğimiz bir şey var: Bir öğrenciye burs vermek, sadece o günkü ihtiyacını karşılamaktan ibaret değildir; o çocuğun nasıl bir insan olacağına da ortak olursunuz. Nedim Hocamız gençlik çalışmalarına bu gözle bakardı. İnancını, değerlerini bilen, yaşadığı topluma karşı sorumluluk taşıyan gençlerin çoğalmasını isterdi.
Akile de böyle bir düşünceden doğdu. 1983 yılında, merhum Erbakan Hocamızın öncülüğünde, Tahtakale esnafından hayırseverler bir araya geldi ve burs ile yardım çalışmaları başladı. İsmail Ergün Ağabeyimiz ve Nedim Urhan Hocamız bu çalışmaların başında yer aldılar. Amaç baştan beri yalnızca para yardımı yapmak değildi; imkânı olanla ihtiyacı olan öğrenciyi buluşturmak, hiçbir gencin okul hayatında yalnız kalmamasını sağlamaktı.

2015’te bu çalışmalar Akile Dar’ul Erkam Derneği çatısı altında daha derli toplu bir yapıya kavuştu. Bugün bu emaneti biz taşımaya çalışıyoruz. Bir öğrencinin önündeki bir engeli kaldırabildiğimizde aklıma hep bu yolu açan büyüklerimiz geliyor. Bugün yapılan her işin arkasında onların yılları, emeği ve duası var.
Hocamızda en çok takdir ettiğim şeylerden biri, emekli olduktan sonra kenara çekilmemesiydi. Üniversitedeki görevi bitti ama ilimle ve gençlerle bağı hiç kopmadı. İlim Kültür ve Eğitim Vakfındaki çalışmaları, AGD ve MGV’deki konferansları, verdiği dersler bunun en güzel örneğidir. Bildiğini anlatmaya, gençlerin arasında olmaya devam etti.

Merhum Necmettin Erbakan Hocamızla birlikte yürüdüğü yılları, Millî Görüş hareketinin ilk dönemlerindeki gayretlerini de unutmamak lazım. Ahlakı ve maneviyatı güçlü bir toplum için çalıştı; inandığı yolda istikrarını hiç kaybetmedi. Bütün bunların yanında gelecek nesillere karşı sorumluluğunu da hiç ihmal etmedi.
3 Ekim 2022’de vefat haberini aldığımızda hepimiz derinden sarsıldık. Ertesi gün ailesi, talebeleri ve sevenleriyle birlikte onu son yolculuğuna uğurladık. Dönüşte aklımdan geçen şuydu: Hocamızı anmak elbette bir vefa borcudur; ama asıl vefa, onun önem verdiği işleri yarım bırakmamaktır.

Akile Dar’ul Erkam Derneği olarak bugün de bu anlayışla çalışıyoruz. Zaman değişiyor; gençlerin ihtiyaçları ve dertleri değişiyor. Ama bir öğrencinin elinden tutmanın değeri hiç değişmiyor. Bize düşen, büyüklerimizin başlattığı bu hizmeti gücümüz yettiğince sürdürmek ve her gün biraz daha iyisini yapmaya çalışmaktır.
Nedim Urhan Hocamızı vefatının dördüncü yılında rahmetle anıyorum. Rabbim ondan razı olsun; ilim yolundaki emeklerini, yetiştirdiği talebeleri ve bütün hayırlı hizmetlerini kabul buyursun. İsmail Ergün Ağabeyimiz başta olmak üzere bu yolda emeği geçen bütün büyüklerimizin bıraktığı hizmetler devam etsin inşallah. Rabbim bizlere de bu emanete hakkıyla sahip çıkmayı nasip etsin.



