Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde 12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından gerçekleştirilen ilk idamlar arasında yer alan Necdet Adalı'nın yargılanması ve infazı, yıllar sonra da tartışılan dosyalardan biri oldu. 22 Ağustos 1958'de Ankara'nın Etimesgut ilçesinde doğan Adalı, 1977'de İsmetpaşa'daki bir kahvehaneye düzenlenen, iki kişinin öldüğü ve bir kişinin ağır yaralandığı silahlı saldırıyla ilgili davada ölüm cezasına mahkûm edildi. Karar 12 Eylül'den önce verilmesine rağmen infaz, darbenin ardından Millî Güvenlik Konseyinin onayıyla 7 Ekim 1980'de gerçekleştirildi. Adalı, aynı gün idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu ile birlikte 12 Eylül yönetiminin ilk infazları arasında yer aldı.
Necdet Adalı'nın hayatı Ankara'da başladı
Necdet Adalı, 22 Ağustos 1958 tarihinde Ankara'nın Etimesgut ilçesinde dünyaya geldi.
Dönemin siyasi atmosferinde Marksist ve sol görüşlü bir militan olarak tanımlanan Adalı'nın adı, 1970'lerin ikinci yarısında Türkiye'de giderek artan sağ-sol çatışmaları sırasında yaşanan bir silahlı saldırının ardından kamuoyuna yansıdı.
Adalı'nın yaşamı, hakkında verilen ölüm cezasının infaz edildiği 7 Ekim 1980'de, henüz 22 yaşındayken sona erdi.
1970'li yılların siyasi çatışmaları davanın arka planını oluşturdu
Necdet Adalı'nın yargılandığı olay, Türkiye'nin yoğun siyasi şiddet yaşadığı 1970'li yılların sonlarında meydana geldi.
Farklı siyasi gruplar arasındaki silahlı çatışmaların, saldırıların ve siyasi cinayetlerin arttığı bu dönemde güvenlik ve kamu düzeni ülkenin en önemli sorunları arasındaydı.
Adalı hakkındaki dava da bu ortamda, 10 Temmuz 1977 tarihinde Ankara'da gerçekleşen silahlı saldırı üzerine açıldı.
İsmetpaşa'daki kahvehane saldırısı davanın merkezinde yer aldı
Dava dosyasına konu olan olay 10 Temmuz 1977'de Ankara'nın İsmetpaşa semtindeki bir kahvehanede meydana geldi.
Mahkeme kararında yer alan anlatıma göre kahvehaneye gerçekleştirilen silahlı saldırıda Mehmet Ali Gözlem ile Sıtkı Aydın hayatını kaybetti, Dursun Gümüş ise ağır yaralandı.
Saldırı sonrasında yürütülen soruşturma Necdet Adalı dahil birden fazla kişiye uzandı.
Adalı ve beraberindeki sanıklar, saldırıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla yargılandı.
Askerî savcılık ölüm cezası talep etti
Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Askerî Savcılığı, 14 Ağustos 1979 tarihinde davaya ilişkin talebini mahkemeye sundu.
Savcılık, İsmetpaşa'daki saldırıda iki kişinin öldürülmesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle Necdet Adalı ve diğer bazı sanıklar hakkında ölüm cezası istedi.
Yargılama Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askerî Mahkemesinde devam etti.
Mahkemenin kararı ise yaklaşık iki ay sonra açıklandı.
Mahkeme Necdet Adalı hakkında ölüm cezası verdi
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askerî Mahkemesi, 2 Ekim 1979 tarihinde davadaki hükmünü açıkladı.
Mahkeme, Necdet Adalı ile Kemal Ergin'i, kahvehane saldırısında iki kişinin öldürülmesi ve bir kişinin ağır yaralanmasıyla ilgili olarak ölüm cezasına mahkûm etti.
Aynı olay kapsamında yargılanan diğer sanıklar hakkında ise farklı hükümler verildi.
Kaynakta iki sanığın 10'ar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldığı, iki sanığın ise delil yetersizliği nedeniyle beraat ettiği belirtiliyor.
Mahkeme saldırının planlı gerçekleştirildiğine hükmetti
Mahkeme kararında saldırının gerçekleşme biçimine ilişkin ayrıntılı bir anlatı da yer aldı.
Karara göre Necdet Adalı, Kemal Ergin ve Seyfettin Cem'in 10 Temmuz 1977'de bindikleri bir taksiyi silah zoruyla gasp ettikleri ve bu araçla İsmetpaşa'daki kahvehanenin bulunduğu bölgeye gittikleri kabul edildi.
Mahkeme kayıtlarında Ali Demirel'in önce kahvehaneye girerek aranan kişilerin içeride bulunduğunu diğer sanıklara bildirdiği belirtildi.
Ardından Adalı, Kemal Ergin ve Arslan Törer'in kahvehaneye girerek hedef alınan kişilere ateş ettikleri mahkeme kararında yer aldı.
Saldırıda iki kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı
Mahkemenin kabul ettiği olay örgüsüne göre saldırıda Mehmet Ali Gözlem ve Sıtkı Aydın öldürüldü.
Dursun Gümüş ise silahlı saldırı sonucunda ağır yaralandı.
Mahkeme, Adalı ile bazı sanıkların öldürme eylemine doğrudan katıldığı, diğer bazı sanıkların ise eyleme yardım ettiği sonucuna vardı.
Bu değerlendirmeler, Necdet Adalı hakkında verilen ölüm cezasının hukuki temelini oluşturdu.
Soruşturmadaki ev araması dosyaya delil olarak girdi
Yargılama dosyasındaki bir diğer önemli başlık, soruşturma sırasında gerçekleştirilen ev aramasıydı.
Mahkeme kararına yansıyan bilgilere göre Necdet Adalı, Kemal Ergin, Arslan Törer, Yunus Kıvılcım ve Osman Nuri Yazgan'ın birlikte kaldıkları belirtilen evde arama yapıldı.
Kaynakta bu aramada çeşitli silahlar ve patlayıcı maddeler bulunduğunun mahkeme kayıtlarında yer aldığı belirtiliyor.
Söz konusu bulgular da dava dosyasının değerlendirilmesinde kullanılan unsurlar arasında gösterildi.
Karar 12 Eylül darbesinden önce verildi
Necdet Adalı'nın idamıyla ilgili en önemli tarihsel ayrıntılardan biri, ölüm cezasının 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra değil, darbeden yaklaşık bir yıl önce verilmiş olması.
Mahkeme, Adalı hakkında 2 Ekim 1979'da ölüm cezasına hükmetti.
Ancak o dönemde ölüm cezalarının uygulanabilmesi için yargısal aşamaların yanı sıra dönemin anayasal ve yasama prosedürlerinin de tamamlanması gerekiyordu.
Bu nedenle mahkeme kararıyla infaz arasında yaklaşık bir yıl geçti.
Askerî Yargıtay ölüm cezasını onadı
Necdet Adalı hakkında verilen karar daha sonra temyiz incelemesine gitti.
Askerî Yargıtay 2. Dairesi, 16 Temmuz 1980 tarihinde ölüm cezasını onadı.
Böylece dosyadaki yargısal incelemenin önemli aşamalarından biri tamamlandı.
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığının 26 Temmuz 1980'de idam dosyalarını Başbakanlığa gönderdiği, Başbakanlığın da dosyaları Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ilettiği aktarılıyor.
Avukatları kararın yeniden incelenmesini istedi
Necdet Adalı'nın avukatları, ölüm cezasının kesinleşmesine yönelik sürece karşı hukuki girişimlerde bulundu.
Kaynakta avukatların 3 Ağustos 1980 tarihinde, kararın Askerî Yargıtay Daireler Kurulunda yeniden ele alınması amacıyla Askerî Yargıtay Başsavcılığına başvurdukları belirtiliyor.
Ancak bu süreç devam ederken Türkiye'nin siyasi ve hukuki yapısını kökten değiştiren gelişme yaşandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980'de yönetime el koydu.
12 Eylül darbesi infaz sürecini değiştirdi
12 Eylül askerî darbesinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisinin faaliyetleri sona erdi ve ülke Millî Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından yönetilmeye başlandı.
Bu yeni dönemde daha önce verilmiş ölüm cezalarının infaz süreçleri de askerî yönetimin gündemine geldi.
Necdet Adalı'nın 1979'da verilen ve 1980'de Askerî Yargıtay tarafından onanan ölüm cezası da bu dosyalar arasındaydı.
İnfaz konusunda son aşamaya 6 Ekim 1980 tarihinde gelindi.
Millî Güvenlik Konseyi infaza onay verdi
Kenan Evren başkanlığında 6 Ekim 1980'de toplanan Millî Güvenlik Konseyi, ölüm cezası bulunan bazı mahkûmların infazlarının gerçekleştirilmesine onay verdi.
Necdet Adalı da bu isimler arasında yer aldı.
Bu kararın ardından infaz için beklenmedi ve ölüm cezası ertesi gün uygulandı.
Adalı'nın infazıyla ilgili tarihsel tartışmaların önemli bölümü de kararın bu kadar kısa sürede uygulanması ve 12 Eylül yönetiminin idam politikaları üzerinde yoğunlaştı.
Necdet Adalı 7 Ekim 1980'de idam edildi
Necdet Adalı, 7 Ekim 1980 tarihinde sabaha karşı Ankara'da idam edildi.
22 Ağustos 1958 doğumlu olan Adalı, infaz edildiğinde 22 yaşındaydı.
İnfazın Ankara'nın Altındağ ilçesinde gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Adalı'nın ölüm cezası, 1977'deki kahvehane saldırısıyla ilgili olarak verilen mahkûmiyet hükmüne dayanıyordu.
Mustafa Pehlivanoğlu da aynı gün idam edildi
Necdet Adalı'nın infaz edildiği 7 Ekim 1980, 12 Eylül döneminin idamları açısından simgesel tarihlerden biri haline geldi.
Aynı gün sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu da idam edildi.
Böylece sol görüşlü Necdet Adalı ile sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu'nun infazları, 12 Eylül askerî yönetimi döneminde gerçekleştirilen ilk idamlar olarak kayıtlara geçti.
Bu iki infaz, sonraki yıllarda 12 Eylül yönetiminin idam politikaları tartışılırken sık sık birlikte anıldı.
12 Eylül döneminde toplam 50 kişi idam edildi
12 Eylül askerî darbesinden sonraki dönemin bilançosu aktarılırken kaynaklar arasında sayılandırma biçiminden kaynaklanan farklı ifadeler görülebiliyor.
Yaygın tarihsel kayıtlarda 12 Eylül 1980 ile 1984 arasındaki süreçte toplam 50 kişinin idam edildiği belirtiliyor. Bunların 48'i siyasi/adli hükümlüler olarak çeşitli sınıflandırmalarda ele alınırken, iki infaz askerî suçlar kapsamında ayrı değerlendirilebiliyor.
Bu nedenle bazı kaynaklarda “48 idam”, bazılarında ise toplam sayı üzerinden “50 idam” ifadesine rastlanıyor.
Necdet Adalı ise darbenin ardından infaz edilen ilk isimlerden biri olması nedeniyle dönemin en çok bilinen idam mahkûmları arasında yer aldı.
Necdet Adalı'nın idamı yıllar sonra yeniden tartışıldı
Adalı'nın idamının üzerinden yıllar geçtikten sonra yargılama ve infaz sürecinde görev alan bazı isimlerin açıklamaları kamuoyuna yansıdı.
Dönemin Sıkıyönetim Mahkemesinde hâkim olarak görev yapan Ali Fahir Kayacan'ın, daha sonra yakalanan Arslan Törer'in ifadesine dayanarak Adalı'nın suçluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı.
Karar sürecinde görev yapan emekli askerî hâkim Hamdi Sevinç de yıllar sonra verdiği röportajlarda Adalı dosyasının nasıl ilerlediğine ilişkin açıklamalar yaptı.
Hamdi Sevinç infaz sürecine ilişkin görüşünü açıkladı
Hamdi Sevinç'in yıllar sonra aktardığına göre Necdet Adalı hakkındaki ölüm cezası 12 Eylül'den önce verilmiş ve Askerî Yargıtay tarafından onanmıştı.
Sevinç, normal süreçte dosyanın TBMM'ye gönderileceğini belirtti.
Ancak 12 Eylül'ün ardından anayasal düzenin değişmesiyle infaz konusunda Millî Güvenlik Konseyi devreye girdi.
Sevinç ayrıca, Meclis veya yeni bir kurucu yapı oluşturulana kadar ölüm cezalarının infazının ertelenmesi gerektiği yönündeki görüşünü Sıkıyönetim Komutanlığına bildirdiğini söyledi.
Kendi anlatımına göre bu görüşünün ardından hakkında sıkıyönetim kanalıyla soruşturma başlatıldı.
Necdet Adalı'nın davası 12 Eylül tartışmalarının simgelerinden biri oldu
Necdet Adalı'nın dosyası yalnızca işlenen suç ve verilen mahkeme kararı üzerinden değil, ölüm cezasının uygulanma koşulları ve 12 Eylül askerî yönetiminin hukuk politikaları açısından da sonraki yıllarda tartışıldı.
Adalı hakkında ölüm cezasının askerî darbeden önce verilmiş olması, buna karşılık cezanın darbeden sonra Millî Güvenlik Konseyinin onayıyla uygulanması dosyanın ayırt edici noktalarından biri.
Bu nedenle Adalı'nın infazı, Türkiye'deki ölüm cezası ve askerî darbe dönemlerinin hukuk sistemi üzerine yapılan tarihsel değerlendirmelerde de yer aldı.
Necdet Adalı hakkında bilinenler
| Merak edilen | Yanıt |
|---|---|
| Adı soyadı | Necdet Adalı |
| Doğum tarihi | 22 Ağustos 1958 |
| Doğum yeri | Etimesgut, Ankara |
| Ölüm tarihi | 7 Ekim 1980 |
| Öldüğünde kaç yaşındaydı? | 22 |
| Ölüm yeri | Altındağ, Ankara |
| Siyasi kimliği | Marksist, sol görüşlü militan olarak tanımlanıyor |
| Yargılandığı olay | 10 Temmuz 1977 İsmetpaşa kahvehane saldırısı |
| Olaydaki bilanço | İki kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı |
| Ölüm cezası tarihi | 2 Ekim 1979 |
| Kararı veren mahkeme | Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askerî Mahkemesi |
| Askerî Yargıtay onayı | 16 Temmuz 1980 |
| MGK infaz onayı | 6 Ekim 1980 |
| İnfaz tarihi | 7 Ekim 1980 |
| Aynı gün idam edilen isim | Mustafa Pehlivanoğlu |
| 12 Eylül'den önce mi mahkûm edildi? | Evet |
| 12 Eylül'den sonra mı idam edildi? | Evet |
Necdet Adalı'nın 22 yıllık yaşamı idamla sona erdi
Necdet Adalı'nın yargılanmasından infazına uzanan süreç, Türkiye'nin en çalkantılı siyasi dönemlerinden birinde gerçekleşti. 1977'de meydana gelen ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan İsmetpaşa kahvehane saldırısıyla ilgili davada yargılanan Adalı, 2 Ekim 1979'da ölüm cezasına mahkûm edildi.
Askerî Yargıtay'ın 16 Temmuz 1980'de hükmü onamasının ardından Türkiye 12 Eylül darbesine sahne oldu. Millî Güvenlik Konseyi 6 Ekim 1980'de infaza onay verdi ve Adalı bir gün sonra, 22 yaşındayken idam edildi.





