Çok Şükür bizim ülkede, hangi branşta yazarsan yaz, hiç malzemesiz kalmazsın. Tam öyle zamanlar gelir ki, kafanı kaşımaya başlarsın pat diye düşüverir kalemine bir şeyler.
Efendim; ben bu satırları yazdıktan bir kaç saat sonra basketbolun finallerine ilk adımı atacağım. Bu müthiş seriden de yazacaklarım olacak. Ama önce başka önemli konulara girelim. Deniz Seki isimli sanat dünyasından bir bayanın uyuşturucu ile ilgili aldığı ceza Yargıtay tarafından onanmıştı. Bu onamanın ardından da, yanılmıyorsam bir ay geçtikten sonra da yakalama emri çıkarıldı. Ben bu satırları yazarken Seki henüz teslim olmamıştı, ya da yakalanmamıştı. Hatırlarsanız bu sütunlarda Seki için çıkan onama kararından sonra şöyle bir cümle kullanmıştım yazımda; “Aziz Bey üç buçuk ayını doldurdu onamada... Seki ise henüz bir günlük onaylı. Bakalım hangisi önce içeri gerecek. Tam bahis oynamaya elverişli bir durum...” Neyse, bizim ülkede kanunlar “Duruma göre işliyor, işletiliyor.” Ben Seki’nin yerinde olsam, ne kadar sanatçı varsa toplar, aralarına da inşaat işçisi, otomobil ustası falan, yani kendi mesleğinden olmayanlarla bir dizi yürüyüş düzenlerdim. Hazır Cumhurbaşkanlığı seçimleri de yaklaşmışken... Bundan sonrakiler içim tüyüdür.
İşimiz eleştiri ya... Yunanistan basketbol liginin müthiş kapışmasını NTV Spor veriyor. Sağ olsunlar! Durum 2-2 eşitlendikten sonra Osman Sakallı birader büyük heyecan içinde yayına veda ederken biz izleyicilere beşinci maçın ne zaman, saat kaçta oynanacağını söylemedi. Haklı mıyım Osman kardeş Ben maçı bu kanaldan izliyorum, hem de büyük keyif ve heyecanla... Sen de bana bir dahaki son maçın ne zaman, saat kaçta oynanacağını söylesene... Ama desene, söylemesem ne olur ki
Bir konu var önemli. Ama henüz yazmadım. Biraz daha bekliyorum. Şöyle ay falan dolsun, hatta geçsin.
Gelelim iki maile... Selim Sesler isimli okur, Show TV ile yazdıklarıma tepki gösterip, onları bir süre önce TMSF’nin devraldığını hatırlatıp, uyumakla eleştirmiş beni. Peki, Selim kardeş; TMSF bu kanalı bu maçlar oynanmadan almadı mı O halde Kosova’ya ve İrlanda’ya neden gidildi. Desene ucuz diye... Eh, galiba sen de ucuz politika yapıyorsun galiba...
İbrahim Şahin de benim Diego’nun transfer işini eleştirdiğimi, ama Galatasaray’ın Burak, Selçuk ve Muslera transferinde o kadar para ödendiğini neden eleştirmediğimi dile getirmiş. Yapma dostum; elmayla armudu toplama... Bir taraftaki transfer iç transfer. Ancak vergileri ödenirse ne ala... Ödenmezse iki elimiz yakalarında olur. Diego ise bonservissiz oyuncu. Bak İbrahim kardeşim; ben özellikle buraya dikkat çektim. Bonservisi olmayan bir oyuncuya 5 milyon imza parası, 1 milyon menajer parası ne demek diye onu sordum. Sen istersen sorma. Zaten benden başkası da soramaz ya...