Biz devletin verdiği Sümerbank ceketleri giyerdik.

O kadar çok patates çıkardı ki, kuru fasulye olunca iki

defa kuyruğa girerdik

Geçen hafta, Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa

Ünal ın ev sahipliğinde hoş bir kahvaltıdaydık.

Kimler vardı; Lütfullah Göktaş, Neşat Kırcalı, Ahmet

Hakan Coşkun, Fatih Atik, Ali Rıza Koç.

Hepimizin ortak özelliği, Balıkesir İmam Hatip Lisesiydi.

İnsan nereden nereye demeden edemiyor.

Taleal Bedru yu okuduğunda, herkesi ağlatan Lütfullah

Göktaş, yıllar sonra NTV nin Roma temsilcisi olarak çıktı karşımıza. Şimdi

Başbakan ın basın müşaviri.

Okulun voleybol takımının karizmatik kaptanı Neşat

Kırcalı, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ın sağ kolu.

Okuldaki şiir yarışmalarının değişmez birincisi Ahmet

Hakan, Hürriyet in popüler yazarı.

Balıkesir İmam Hatip in genç neslinden Fatih Atik, ATV

Grubunda haber müdürü.

Ali Rıza Koç... Resimdeki tek işadamı. Öyle az buz değil

ama. Hayatı; Tarladan Shangaya diye kitap bile oldu.

Bizdekileri saymıyorum, Yunan Parlamentosu nda bile

milletvekilimiz varmış.

Ben de kahvaltıda öğrendim. Gümülcine Türklerindendi.

Bizim okul mezunu, Ahmet Hacı Osman, iki dönemdir Yunan Parlamentosu nda

milletvekiliymiş.

Gerçekten ne okulmuş be!

BATI CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Bu hatırayı, Irak ta Bush a ayakkabı fırlatıldığı gün,

bizzat Erbakan Hoca dan dinlemiştim:

  1961 yılıydı.

Yerli otomobil konusunda Milli Birlik komitesine bir brifing vermiştik. Çok

beğenildi. Bu çabaların sonucunda aynı yıl Ankara da Birinci Otomotiv Kongresi ni

düzenledik. Salonda ilgili mühendisler, işadamları, sektör yetkilileri vardı.

Bernar Nahum da, Koç Grubu nun temsilcisi olarak o toplantıdaydı. Herkes yerli

ve milli bir otomobilin heyecanı içindeydi. Nahum hariç. O salondaki heyecanın

aksine otomotiv sanayinin zorluklarından bahsetmekte ve yerli otomobil fikrine

karşı çıkmaktaydı. Hatta; şeftali üretmek otomotiv üretmekten hem daha kolay,

hem daha kazançlıdır demişti. İşte tam bu cümleyi söylediğinde salon karıştı.

Bağcıklı bir postal süzülerek kürsüye doğru gitti. En önde oturan genç bir

mühendis, ayağa kalkmış, bize otomobili siz ürettirmiyorsunuz diye bağırarak

ayakkabısını kürsüye fırlatmıştı

Rahmetli Erbakan, kahvesinden bir yudum almış, sonra

tebessüm ederek:

İşte tarihte ilk ayakkabı fırlatma eylemi Iraklı

gazeteciye değil, bizim o genç mühendise aittir demişti.

Geçen hafta Mustafa Koç; Yerli otomobil ticari intihar

olur deyince bu hatıra yeniden aklıma geldi.

Ve dedim ki; Batı cephesinde değişen bir şey yok!