PKK ve IŞİD terör örgütleri bağlamında güney
sınırlarımızda yaşanan gelişmeler, Türkiye nin Musul konusunda Lozan da ortaya
koyduğu gerekçeleri ve bunların önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. En
azından, Ortadoğu üzerinde Türk-İngiliz mücadelesi bir kez daha gündemde...
Her ne kadar sorun o dönemde Türkiye ve Irak arasındaymış
gibi gözükse de meselenin temelinde Türkiye-İngiltere rekabeti bulunmaktaydı.
İngiltere nin, Türkiye nin İran Körfezi nde İngiliz petrol yolunu tehdit
edebileceği yönünde şüpheleri, en az petrolün varlığı kadar önemliydi.
İngiltere nin mandası altındaki bölgede tamamen emperyal kaygılardan doğan
toprak bütünlüğünü koruma isteği de hiç kuşkusuz önemli bir yere sahipti.
Dolayısıyla, Musul sürecini ve bir anlamda bunun üzerine
inşa edilen İngiliz Ortadoğu sunu ve Türkiye politikasını anlamadan, ülkemizin
içinde bulunduğu durumdan nasıl kurtulacağıyla ilgili çıkış yolları
geliştirmeye çalışmak beyhude olacaktır.
***
Bilindiği üzere, Sevr Antlaşması na göre Irak toprakları
içinde görülen Musul, Türkiye tarafından Misak-ı Milli sınırları içindeydi.
Dolayısıyla, Musul un kaybı Misak-ı Milli den taviz vermek olarak
değerlendirmekteydi.
Bu tavizin beraberinde ciddi anlamda milli güvenlik
sorunlarına yol açacağı, o dönemde TBMM de yapılan sert görüşmelerde de
kendisini göstermekteydi. Dolayısıyla, Musul konusunda kavga sadece Lozan da
değil, kendi içimizde de verilmekteydi, aynen günümüzde olduğu gibi...
***
Musul un kaybının bölge halkının kaybı olacağı, hatta
daha da ötesinde bu kaybın Türkiye ye büyük maliyetlere yol açacağı da
değerlendirilmekte ve özellikle de Kuzey Irak Kürtleri üzerinde durulmaktaydı.
Buna göre Musul un kaybı, doğrudan doğruya Türkiye ile
Irak Kürtlerinin parçalanması sorununu beraberinde getirecekti. Zira Musul un
büyük bir bölümünü Kürtler oluşturmakta, benzer şekilde Türkiye nin Musul a
komşu olan bölgelerinde de Kürtler çoğunluğu oluşturmaktaydı.
***
Ankara hükümeti bu şekilde bir bölünme sonucunda, Anadolu
Kürtlerinin Türkiye ye entegrasyon plânının yanı başındaki yarım milyon
parçalanmış Kürt nedeniyle baltalanabileceği görüşünü savunmaktaydı.
Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya Bey, TBMM de
gerçekleştirilen gizli celselerin birinde Musul un Türkiye nin ayrılmaz bir
parçası olduğunu şu sözlerle dile getirmekteydi: Arkadaşlar bir insanı ikiye
bölmek veyahut herhangi bir parçasını ayırmak nasıl mümkün değilse, Musul u
Türkiye den ayırmak öylece mümkün değildir. Musul u talik etmek Musul suz sulh
etmek, sulhun fedasında Anadolu şarkide mühim bir cephe hazırlamak
demektir. Yusuf Ziya, 6 Mart tarihli
aynı konuşmasında devamla, hiç olmazsa Süleymaniye ve Kerkük ü alarak,
Türk-Kürt vahdetini sağlamanın Türkiye nin geleceği açısından önemi üzerinde
durmaktaydı.
***
Bu görüşmeleri İngiltere de çok yakından takip etmekte,
Ankara daki uzantıları üzerinden haberdar olmaktaydı. Milli ve güçlü politika
geliştirmenin önündeki en büyük engellerden biri olan istihbarat zafiyeti o
dönemde de söz konusuydu.
İngiltere nin buradaki karşı tedbirlerinden birini de,
Türkiye nin güneydoğusunu bölmek oluşturmaktaydı. Örneğin, Musul un tamamını
mandası altına almak ve Irak ın kuzeyini savunmak için Hakkari nin bir kısmını
Türkiye den kopararak buraya Nasturileri yerleştirmek ve İslam unsuru ile
Türkiye arasında bir tampon bölge oluşturmak bu düşünceler arasında yer
almaktaydı.
Bu bağlamda, günümüzdeki demografik dalgalan(dır)malara,
oyuna fazlasıyla dikkat etmekte fayda var!
zzzzz
Türkiye nin elindeki en önemli kozlardan birisi de Musul
Vilayeti ağırlıklı Irak Türkleri idi. Bu nedenle Ankara ya göre bölge
Türkiye ye verilmeliydi. Buna karşılık, İngilizler burada yaşayanların Türkmen
olduğunu söyleyerek, Türk olmadıkları karşı tezini geliştirmekteydi. İngiltere,
böylece Ankara nın elini zayıflatmaya çalışmakta ve bölge Türklüğünü kendi
içerisinde bölme sürecini de başlatmaktaydı.
Ve sonuç, İngilizlerin o dönemde başlattıkları bu
politika Türkiye de belli kesimlerce kabul gördüğünden dolayı, Türkiye güçlü
bir Türkmen politikası geliştiremedi ve sadece Irak ta değil, Suriye de de en
güçlü zeminini büyük ölçüde kaybetti. Şimdilerde ise onu tekrar toparlamakla
meşgul.
Yaşanan gelişmeler, Türkiye nin Kuzey Suriye ve Kuzey
Irak ta güvenli bir alan oluşturamadığı sürece bu sorunların devam edeceğini
göstermekte. Peki, bu nasıl olacak Bunun için bir kez daha tarihsel hafızaya
başvurmamız gerekiyor!