Filistin de yapılan seçimin sonucunda HAMAS ın çıkması, batı nın İslam ülkelerine karşı yürüttüğü politikaların arka planını deşifre edici bir tepkiyi beraberinde getirmiş gözüküyor. Bu yönüyle Hamas ın seçim kazanması elbette önemlidir, ama bundan daha önemli olanı Hamas ın seçim kazanmasının bir sembol olarak işaret ettiği anlamdır. Konunun daha iyi anlaşılması için Hamas ın seçimi kazanmaması halinde (ki emin olunan bu ihtimaldi), mesela İsrail şimdiye kadar yürüttüğü şiddet politikalarından ve Batı Filistine karşı tutumundan herhangi bir değişiklik yapacak mıydı Böyle bir ihtimal, şimdiye kadarki gelişmelere bakılarak, sözkonusu edilemez. İsrail, bir yandan kışkırtıcı beyan ve uygulamalarıyla Filistin halkının verdiği tepkiyi gerekçe göstererek Filistin yönetiminden "şiddet"in durdurulmasını isteyecek, diğer yandan "barış sürecini" (İsrail in gerçekten böyle bir hedefi var mı ) baltalamaya devam edecekti. Bir başka ifadeyle diplomasiye konu olabilecek şeylerin dışında farklı bir konuyu seçim vesilesiyle Filistin halkı beyan etti. Müslüman olduğunu ve bu temelde hayatını ve varlığını yeni bir bilinçle kurmak istediğini.

Öte yandan benzer bir gelişme Mısır da yapılan seçimlerde kendini sınırlı bile olsa dışa vurdu. İhvan-ı Müslimin in, Batının istemlerine tam uygun ve Arap dünyasının (aynı zamanda İslâm dünyasının) bu istemlere bukağısı olan mübarek yönetimi tüm tedbir ve engellemelere rağmen Mısır halkından aldığı desteğin tercümesi de aynı anlama gelir. Nitekim Mübarek, Hamas ın temsilcilerinin ziyaret talebini geri çevirirken, görünüşte diplomasiye riayet ediyor resmini verirken, gerçekte hem Filistin de hem Mısır da ortaya çıkan Müslüman halkların varlığını red, hatta inkâr maksadını dile getirmektedir.

Bu arada önemli bir ipucu ve açıklayıcı bir tartışma Amerika daki bazı düşünce merkezlerinde güncellik kazandı. Bunlara göre, Amerika nın müslüman ülkelere yönelik fiili politikasını şekillendiren "seçim ve demokrasi" söyleminin beklenenin tam aksi sonuçlara dönüştüğüdür. Yani Amerika, hakkı olduğuna inandığı "yeni imparatorluk" "hülya"sını gerçekleştirmenin yolunun Ortadoğu dan geçtiğini farkedebildiği için, buna destek sağlayıcı yönetimlerin oluşumunda "seçim ve demokrasi"ye sıkıca bel bağlamıştı. "Demokrasi"nin hayat öpücüğü gibi ihtiyaç duyduğu özgürlüğü "Sonsuz Özgürlük" şişgin balonuyla Afganistan a, demokrasinin kendini savunma babından çıkarılan "önleyici saldırı" fermanıyla Irak a girmesi bunun içindi. Ne var ki, Amerika, Avrupa nın, özellikle İngiltere nin oryantalist birikimine kendi birikimini eklese de, bir defa "imparatorluk" ruhundan yoksunluğu, ikinci olarak Ortadoğu nun kadim-ül Kudema insan coğrafyasını algılama yetersizliğiyle boğuşmaya başlayacaktır. Geometrik demokrasi ve seçim söylemi, Müslüman halkların cebirsel kavrayışı şart koşan varlığı karşısında çuvallayarak "yeni imparatorluk" manyağına dönüştürecektir Amerikayı da, aynı zamanda Avrupa yı da. Zaten Avrupa nın bulup bulacağı, kirli dağarcığından çıkarttığı karikatür olayı olacaktır.

Özetle, Müslüman halklar, Batı nın, Necip Fazıl ın benzetmesiyle "onbaşı kültürü seviyesi"ne ite kaka oturtulmuş eklenti yönetimlerine ve Batı nın yüzlerce yıldır kin, düşmanlık ve iki yüzlülük üzerinde yürüttüğü politikalara rağmen, şartların ve imkanların az bir fırsat vermesiyle kendi medeniyet değerlerine ittibada gösterdikleri azimle adeta diriliş devinimine başlıyorlar. Toynbee (1889-1975) nin 60 lı yıllarda önce Amerika da, sonra Avrupa da ortaya çıkan hippi (çiçek çocuklar) hareketini yorumlayan bir yazısında dile getirdiği Batı (hıristiyan) uygarlığı karşısında iddiasını hâlâ sürdüren İslâm medeniyeti rekabetinde ibrenin İslâm dan yana kaydığını, ama gönlünde yatanın Batı (Hıristiyan) medeniyetinin yeniden hakimiyetini kurması olduğunu belirtiyordu. Bunu bir öngörü olarak alsak bile, Batı uygarlığının, bütün şaşaalı görüntüsüne rağmen, İslâm medeniyetinin diriliş yollarını, el yordamıyla da olsa açmaya başlamasıdır. Batı, ne kadar görmezden gelinse de, İslâm a ve Müslümanlara göre kendini yeryüzünde yeniden konumlandırmaya çalışmaktadır. Müslümanları, HAMAS ı, Irak taki direnişçileri "terörist" ilan etmesi, gerçekte Batı nın sorunudur.