bizim insanlarımız tartışmayı bilmiyorlar… Tartışırken, neyi, neden masaya yatırdıklarını… Konunun içeriğini… Neyi amaçladığını... Neyin öngörüldüğünü hesaba katmadan, takım atışmasına başlıyorlar.
Dini kaygılar taşıyan yaklaşımlara peşinen karşı olan bir kesim var ülkemizde. İslam dedin mi, amiyane tabirle, amanın öte dursun, yaklaşmasın, diyen bir kesim var ülkemizde.
Bu takım, genel olarak dine ve dinin iklimine karşıdır.
Laikliği de, sırf kendi zihninde ve düşüncesinde bir yere oturtmuştur ve dini hayattan uzaklaştırma olarak idrak ettiği için benimsemektedir.
Birisi bir taş atıyor kuyuya… Bizim akıllılar suyu bulandırıp, taşı görünmez kılıyorlar.
Neymiş efendim, müftüler nikâh kıyamazmış… Böylesi absürt bir söz, ancak patagonyada söylenir.
İnsanlar evlenirken, dinen de nikâh kıymayı gerekli görürler… Bir imamın karşısına geçmeyi, duayla, rahmetle ellerini birleştirmekten haz alırlar.
Kimileri, belediyelerin tayin ettiği memurların karşısında evetleri çoğaltarak nikâh kıyarken, kimileri, buna ek olarak soluğu bir din adamının karşısında alabiliyorlar… Ne var bunda?
Yeni bir düzenlemeden bahsediliyor.
Daha önce, belediyelerin kıydığı nikâhı, bundan sonra, müftüler de kıyabilecekmiş… Düğün salonunda belediyenin memuru olmayacakmış da bir din adamı olarak müftü yahut müftünün tayin ettiği bir din adamı, duayla, kıraatla nikâh kıyacakmış… Yine iki tarafın rızasını açık, aleni herkesin duyacağı şekilde isteyecektir…
Yine şahitler tutacaktır.
Bu evliliği kayıt altına alacaktır.
Bütün misafirleri tanık olarak görecektir… Yani, mevcut durumun dışında bir değişiklik yok… Daha önce, belediye memurunun kıydığı nikâhı yeterli görmeyenler, soluğu bir de imamın yahut bir din âliminin karşısında alıp, orada da, inancımızın emrettiği şekliyle evlilik aktini pekiştiriyorlardı…
Bundan sonra ne olacak peki? Yani, sözü edilen tasarı kabul edilirse, ne değişecek?
Dileyen, belediye memurunun kapısını çalar, mevcut hal ile yetinir, nikâhı öyle kıldırır… Dileyen, müftüyü çağırır, aynı işlemi ona yaptırır… Bir de dua okutur, inancı gereği rahatlar… Ne var bunda?
Bir bardak suda fırtına koparmanın ne anlamı var?
Bu toplumun gerçeklerine, ihtiyaçlarına gözünü kapamakla hakikat değişmiyor ki?
Dini referanslı açılımlara peşinen karşı gelmek, kimilerde hastalığa dönüşmüş durumda. Bu tür ezber protestolar, dine karşı tavır geliştirmeler doğru işler değildir… Bir insanın inancına, düşüncesine, hayat tarzına karşı gelmek doğru mudur?
Mademki, herkes kendi ihtiyaçlarına göre… Başkasını mutsuz etmeden yaşamaya devam edecek, o halde, ben Müslümanım, bu şekilde de, evlilik aktimi tamamlamak istiyorum, diyenlere laf çoğaltmak gericilik değil midir?
Laikliği din gibi algılayan arkadaşlar… Vazgeçin bu faşist tutumlardan… Kendinizi ve fikirlerinizi doğruluk merkezine oturtup, başkalarına ırgat muamelesi yapmayın…
Kendinize gelince fikir ve inanç özgürlüğü… Başkasına gelince tu kaka öyle mi?
Bu anlayışınız ortaçağda bile yok… Önce konuyu doğru okuyun, doğru tartışın… Sonra empati yapın… Ama faşistlik yapmayın lütfen.