İnsanlık tarihinin savaşları kesintisizdir. Her dönemde savaşlar ve çatışmalar var. Dün vardı, bugün de var. Bugün ise çok farklı. Miladi 2024 yılı görünümde kimi kesimlerce huzurlu bir yıl oldu. Kimileri ise yeni yılı daha umutla ve iyimserlikle bekliyor. Boşuna bir beklenti.

Modernizmi bir hayat anlayışı olarak sunanların kanlı yüzü bu geçen yılını geride bıraktık. Dünya hayatında hiçbir dahli, etkisi olmayan on binlerce çocuk, bir o kadar kadın ve masum insanlar acımasız bir şekilde öldürüldü. Öldürülmeye devam ediyor. 2025 yılına girerken yılın son ayı şenliklerle geçirilecek. Hıristiyanların bayramı kutsanacak. Müslümanlar da kutsayacak. İnsanlık kutsayacak. Hep birlikte. Geçen bir yılın insan ölümlerinin hasılası üzerine.

Müslümanların kimi kesimleri umarsız, bana ne deyip geçiştiriyor. Ölenler ölmüşse ölmüş gibi duyguları ağır basıyor. Kimi kesimleri birbirine düşmüş, birbirini yiyor. Üstün ırklarıyla, emperyalizmin kendilerine belirlemiş olduğu sınırları kutsuyor, onun üzerindekiler kendisine yetiyor sanıyor. Sadece sanıyor.

Üstün ırklılar diğer ırkları boğmaya hazır. Kendinden olmayanlara yaşama hakkı tanımak istemiyor. Eline geçse onları da boğacak.

Kapitalizm, liberalizm, sosyalizm ve diğer bütün izmlerin bulamacındaki Sünni Müslümanlar ile diğerleri karşıtları birbirlerine bileniyor. Onların derdi ne faşizm, ne Siyonizm, ne kapitalizmin vahşiliği ne var ne yoksa kendileri. İliklerine kadar faize bulaşmış bu kesimler birbirlerine üstünlük taslıyor. Ehlisünnet diye diye. Oysa ehlisünnet diyerek olanca zulümlere göz yuman, işine geldiği zaman slogan atan, istediği zaman susanlar topluluğu. Namazsız, niyazsız, cihadsız kalabalıklar. Bir gençlik sürükleniyor. Camilere giriyorsunuz ancak bir iki saflık yer tutuyorlar, gerisi sokaklarda ehlisünnet sloganlı ayinler düzenliyor.

Çocuklar ölüyor. Mevsim kış, çocuklar açıkta, açlıktan, çaresizlikten ölüyor. Zehirli gazların havasını soluyarak.

Emperyalizm bir oyun oynuyor, bir kralını ortadan kaldırıyor, sürgün ediyor, yerine modernizmi temsilen yenisini getiriyor. Kanlı bir yılın sonunda yılbaşını kendinden geçerek kutluyor ve kutsuyor.

Bir yıl geçti, biri daha geçecek, ardı sıra devam edecek. Hep aynı oyunlar, sahnelerle. İnsanlığın uyanışı zaman zaman beliriyor, insan umutlanıyor. Müslümanların uyanışı nöbetler hâlinde saman alevi gibi bir parlıyor, sonra da sönüyor, yerinde kapkara külleri kalıyor.

Sosyal medya klavye Müslümanları birbirlerine karşı celalleniyor. Birbirlerini yok etmeye hazır bir şekilde.

Gerek siyasal gerekse sosyal hayatın dengesizleri, zikzakları, iftiraları, yalan ve yanlışları birbirine karışıyor. Dün ile bugün, bugün ile yarın arasında ne olduğu, olacağı kestirilemiyor. İslâmcısı ırkçı, ırkçısı zaten ırkçı, liberali ırkçı, Kemalist’i ırkçı hemen bütün kesimler kendi ırkını yüceltiyor, kendileri dışında kim varsa suçlu suçsuz bakmadan ötekini etkileştiriyor ve ona karşı bileniyor. Terör örgütleriyle halkları bile ayırt etme gibi bir duyarlıktan yoksun. Bir terör örgütü karşı kavimden ise o halk, büsbütün terörist olarak görülür. Tıpkı Siyonistler gibi. Onların bakışında bütün Filistin halkı teröristtir.

Arap, Fars, Kürt, Türk, Acem kimler var ise birbirlerine düşman olmakla yükümlüdürler. Her halkın içinde teröristler vardır. Türk olan Marksist kimi terör örgütlerinden ötürü bütün bir Türk halkı terörist olarak mı algılanmalı? Bunu bütün halklar için düşünebiliriz. Suriye olayında Türkiye’deki ırkçıların bakışında Suriye’de yaşayan bütün Kürtler imha edilmeli, onlara yaşama hakkı tanınmamalı. Bu, bütün kesimler için geçerlidir. Irkçı Türklerin Arapları imha etme düşüncesi gibi. Yeni yılda da varsın ölsün Filistinli çocuklar.