Bugüne kadar, bu ülkede, yerli ve milli olmanın pek kıymeti bilinmedi. Uluslararası bağlantıların, uzaktan kumanda aletlerin, kimi ülkelerin parlatmaları olursa, size farklı bakan topluluklar olur.
Bizim adam, bizim çocuk… Bizim mahallenin delikanlısı… Şu bizim sokaktaki adam değil mi? Bizim köylü yahu... O bizim… Diye devam eden sıradanlaşmalar, önemsizleştirmeler, kendimize dönüşü zorlaştırmıştır.
Fiyakalı adamlar, yandan çarklılar, bu topraklara yabancı olanlar… Yabancıların Türkiye’deki temsilcileri gibi hareket edenler, hep öne çıkmış, Anadolu’nun has çocukları kenara itilmiştir.
Bu anlamda iki kişiden bahsedebiliriz… Rahmetli Erbakan hocam… Ve şehit Muhsin YAZICIOĞLU…
Millet, bu iki liderin de kıymetini pek bilemedi. Zira bu iki liderin de, arkaları, önleri… Sağları solları açık ve berraktı… Kirlilik gezinmiyordu adım attıkları alanda.
Kimseye dayanmamışlardı. Kimseden icazet almamışlardı. Güçlü ülkelerde ittifak kurmamışlardı.
Önce Allah’a, sonra millete dayanarak siyaset etmişler, gerçekleri halkla paylaşmışlardı… Mücadelelerinde Anadolu’nun insanları… Toprağı, teri ve karakteri vardı.
Uluslararası arenadaki oyuncular öylesine ustalaşmışlar ki, herhangi bir ülkede, kendi çıkarlarına hizmet etmeyecek kişi ve kuruluşları… İnsanları, partileri kolay kolay barındırmazlar.
Rahmetle andığımız başbakan Sayın Erbakan’ın başına gelenleri bir bakın… Milletten en çok oyu almış… Parlamentoda çoğunluğu elde etmiş… Lakin askeri ve sivil bürokrasi direniyor. İktidar olmaması için her yolu deniyor.
Yalan, yanlış... İftiralar, karalama kampanyaları gırla gidiyor.
Her gün bu milletin gözünün içine içine ısmarlama yalan dolan haberler sokuşturuluyor. Desiseler, hileler meydanı kaplıyor.
Nihayetinde, Muhsin YAZICIOĞLU, o 28 Şubatın mimarlarının karşısına çıkıp, milletin iktidar yaptığını niye engelliyorsunuz? Hükümete güvenoyu vereceğiz, diye, milletin sesi olmuştu.
Sonra… Sonrası malum. Tehditle, şantajla tehditler… Eğer, hükümet devam ederse, darbe olur, darbe yaparız diyen insanların alenen konuşmaları.
Demirel’le ittifak halindeki 28 Şubatçıların seçilmiş iktidarı devirmeleri.
Bugünlerde, Erbakan hocanın kıymetini bilenler çoğalıyor… Rahman’a kavuştuktan sonra… Ne yazık ki.
Aynı şey, Muhsin Yazıcıoğlu için de geçerli… O da milli ve yerliydi.
Tezek toplayarak okula giden bir köylü çocuğuydu.
Ülkesi için didindi, çırpındı… Bağımsız bir Türkiye sevdalısıydı.
Hâlâ çözülemeyen bir vakanın orta yerinde şehit edildi.
O da ahirete intikal edince, toplum eyvah, bu adamı niye tanımadık, niye şans vermedik diye hayıflandı.
İş işten geçmişti.
Son günlerdeki hadiselere bakınca, bu iki liderin de yokluğunu biz de toplum da hissetmeye başladı.
Mili ve yerli olmak, tek başına bir karakterdir. Bu ayrımı bile bu toplum yapamadı dünlerde…
Şimdilerde diz dövünenlere diyorum ki… Davası Türkiye... Davası İslam olan… Vatan olan bu iki liderin de fikirleri, düşünceleri, sevdaları yaşıyor… ve bir.
O yüzden… Peygamberler ebedi âleme göç ederlerken, davaları hep yaşamıştır ve yaşayacaktır…
Bu iki insan, peygamberlerin takipçisidirler… Bu gerçekle geleceği kurmak gerekmez mi?
Dün kıymet bilmedik diyenlere… Bari bugün kıymetlerini bilin, diyorum.