TRT’nin 2016-2017 sezonu tanıtım lansmanı, farklı dizilerde ve programlarda yer alan ünlü isimlerle birlikte Kız Kulesi’nde yapılmış. Programda TRT Genel Müdürü Şenol Göka yaptığı konuşmada diyor ki, “Ağırbaşlılığımızdan ve efendiliğimizden asla taviz vermeyeceğiz”… TRT Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla kürsüye gelen başka bir isim de diyor ki, “Anadolu coğrafyası çok kültürlülükle harmanlanmıştır. Biz de milli kültür inşa etmek zorundayız”…
Lafa geldi mi her şey kolay… Milli kültür inşası nasıl yapılacak? TRT bugün 7 bin 500 çalışanıyla medya sektörünün en büyük kurumudur. Fakat reyting alanında hiçbir başarısı olmayan programları ekranlara getirmekte en mahir kurumdur. Devletin asık yüzü ve devletin asık çehresi, tüm programlarına ve dizilerine sinmiş durumdadır. Eğer bunu ağırbaşlılık kavramıyla izah etmeye çalışırsanız, şöyle bir soru sorarlar, “Devletin asık yüzü ne zaman ağırbaşlılık oldu?”
Peki, TRT ne zaman milli kültür inşasında bulundu? Ya da bulunuyor? Hangi programı, hangi dizisi, hangi yapımı milli kültür inşası için ekranlara getiriyor? Yaptığı milli kültür inşasından zerre miktarınca bir örneği gösterebilir misiniz?
AKP hükümeti, işbaşına geldiğinden beri devletin en stratejik ve verimli kurumlarını özelleştirmeye devam ediyor.
Türkiye’nin stratejik kurumlarının başında gelen Türk Telekom, üç otuz paraya özelleştirildi. Memleketin birçok yerinde, birçok verimli ve stratejik fabrika, bir şekilde özelleştirildi. Peki, hiçbir albenisi olmayan, özel televizyonlarla yarışması ve onları geçmesi mümkün görünmeyen TRT’yi neden özelleştirmiyorsunuz? TRT, en az 10 tane tematik, spor, kültür, çocuk vs. kanalıyla bu milletin sırtında kambur olan bir yayın organı olmaktan başka ne anlam ifade ediyor? Özelleştireceksiniz, ama bu milletin sırtından, elektrik faturalarından elde edilen trilyonlarca liralık bölümü ortadan kaldıracak bir yasal düzenlemeyi de yapıp, ondan sonra özelleştireceksiniz… Bugün TRT; reklam gelirlerinden beslenmiyor. Bugün TRT; kendi kendini amorti edecek bir yapı sergilemiyor. Tamamen milletin elektrik faturalarına sırtını yaslamış durumda ve buradan gelen paraları har vurup harman savuruyor. 1990’lı yıllarda yayın hayatına başlayan özel televizyonlar, TRT’nin yayıncılık mantalitesini fersah fersah geride bıraktı. Çünkü yayıncılık işi devlet mantığıyla, bürokratik oligarşinin kucağında yapılamaz, zaten yapılamıyor da. Özel televizyonlar hem reytingde önde yürüyorlar, hem de kendilerine gelir getirecek reklamların toparlanmasında en kaliteli, kalite konseptli ve en verimli boyutuyla faaliyet gösteriyorlar.
TRT’ye reklam veren özel şirketler, TRT’nin reytingine yaslanarak kendi ürünlerine veya kurumsal kimliklerine yatırım yapma amacıyla mı bu işi yapıyorlar? Kesinlikle zannetmiyorum.
TRT’nin bütçesinde en büyük yekûnu tutan elektrik faturalarından kesintileri çıkarın, bu kurumda değil 7 bin 500 kişi, 75 kişi bile bırakmamak gerekir.
Maalesef TRT, gelenin geçenin iş bulduğu, yayıncılık noktasında ise medya dünyasında esamisi bile okunmayan bir yapı arz etmektedir. Özellikle haberlerini izlediğinizde tamamen iktidarın borazanı olmaktan başka bir iş yapmayan, ekranlara getirdiği dizilerle ve yapımlarla insanların ilgisini çekebilmekten aciz bir yapı sergilemektedir. Türkiye çok kültürlü ise yeni bir milli kültür inşa etmek gerekirse, Anadolu’nun tüm coğrafi renklerini, kültürel renklerini ekranlara getirme konusunda neden sıkıntı çekiyorsunuz?
Kendinize ait kaç tane formatınız var?..
Ve hangi programınız ilk yüz içinde kaça girebiliyor?