Bir gazete yazarı kendi gazetesinin manşeti ile övünür mü

Evet, övünür!

Milli Gazete dün işte böyle çok konuşulacak bir manşetle çıktı;

İstismarın fotoğrafı

Mustafa Kılıç imzalı haberi gördüğümde işte bu dedim..

Terör örgütü PKKnın cenaze merasimlerinden yansıyan fotoğraf kareleri dini nasıl da istismar ettiğini açık seçik ortaya koydu.

Milli Gazete, terör örgütünün militanlarını cenaze namazı kılmaksızın, alkışlarla ve tabutla gömdüğünü belgeleyen fotoğrafları yayınladı.

Kendine özgü imamlar ve alternatif Cuma namazları ile Müslüman görünmeye çalışan ve böylelikle bölge halkının sempatisini kazanarak yeni taraftarlar edinmeyi amaçlayan örgütün militanlarını gayrı İslami usullere göre gömdüğü ortaya çıktı.

Adli suçlara bulaşmış sözde imamlarla vatandaşların gözünü boyamaya çalışan, düzenlediği alternatif Cuma namazları ile, bölge insanlarını camilerden soğutan, kimi gösterilerde Kuran-ı Kerimi emellerine alet eden PKKnın maskesini Milli Gazete düşürdü...

Kandil dağındaki kamplarda düzenlenen cenaze törenlerinde sıraya dizilen örgüt üyeleri PKK bayrağına sarılı cesetlerin başında alkış tutuyor. Konuşmanın ardından ayakta bekleyen militanlar ölen PKKlıyı alkışlamaya başlıyor. Duanın yerini alkış alıyor. Merasimlerde İslami herhangi bir görüntüye ise rastlanılmıyor.

Bir diğer fotoğrafta ise örgütün önemli isimlerinden Mustafa Karasu, cenazelerin başında konuşma yapıyor. Karasunun konuşma yaptığı sırada yanı başında duran cenazelerin torbaya sarılı olduğu görülüyor. Dua yerine alkışlarla omuzlanan PKK militanları daha sonra gömülmeye götürülüyor. Defin işlemleri sırasında son kez düzenlenen törende militanlar yine alkış tutup zılgıt çekiyorlar. Yan yana kazılan çukurların hemen önünde bekletilen cesetler mezarlık sorumlusunun yaptığı kayıt işleminden sonra kalın iplere bağlanan tahta tabutlarla mezara indiriliyor.

Tabutlardan çıkarılmadan toprağa konulan cesetlerin üzeri toprakla örtülüp mezarın başına yıldız simgesinin bulunduğu taşlar dikiliyor. Militanlar defnedilirken, herhangi bir dini merasime yine rastlanılmıyor. En çarpıcı ayrıntı ise ölen bu kişilerin büyük çoğunluğunun Müslüman ailelerin çocukları olması.

PKK ölen militanları adına düzenlediği gayri İslami cenaze törenlerinde bölücü başı Abdullah Öcalanı da unutmuyor. Defin işlemleri sırasında 11 militan ellerinde taşıdıkları Öcalanın resminin bulunduğu bayraklarla mezarlıkta hazır bekliyor. Tören sırasında bayrakları havaya kaldıran militanlar törenin ardından kısa bir yürüyüş yapıyor.

PKKnın iki numaralı ismi Murat Karayılan, Zerdüştlük ve Yezidiliğe övgüler düzmüştü. İşte PKKnın militanları için düzenlediği törenlerden fotoğraflara yansıyan bu kareler terör örgütünün son yıllardaki söylem değişikliğiyle İslam dinini istismar ettiğini bir kez daha ortaya çıkardı.

Başta muhabir Mustafa Kılıç olmak üzere, haberi manşete çeken Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaşı, Yazıişleri Müdürü Necmettin Çakmakı ve performansı her gün biraz daha artarak devam eden genç Haber Müdürü Gökçen Göksalı kutluyorum...

Ve bugüne dair merakım..

Bakalım bu denli muhteşem ve atlatma haberi necip Türk basını sayfalarında nasıl görecek!

Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!

Doğalgaza % 15, elektriğe % 10, asgari ücretli ve emekliye yüzde 3 küsür zam...

Gel de üstad Necip Fazılı anma;

Allahın bir pulunu bekleye dursun on kul,

Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul,

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,

Yaşasın kefenimin kefili kara borsa...

Merak ettiğim toplantı...

Saadet Partisi İstanbul İl Kongresi Sinan Erdem Spor Salonunda 4 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilecek.

Kongre öncesinde, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Makine Mühendisi hemşerim Selman Esmerer yazarları kahvaltılı bilgilendirme toplantısına davet etti.

Toplantı bugün Eyüpte..

Ben de orada olacağım..

Toplantıda neler oldu, neler konuşuldu, bilahare sizlere de anlatacağım...

Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste...

Yıl 2000...

Uğur Dündar aylar süren kulis çalışması sonucu Cem Uzanla çalışmak istediğini belirtip ekibi ile Star TV Haberin başına genel koordinatör oldu.

Özel donatılmış odası kendisini bekliyordu...

Odasına hayırlı olsun demek için çıkanlardan biri de kanalın 11 yıldır yükünü çeken, son olarak da şef olarak görev yapan kameraman Ali Öksüz idi.

Rizeli Ali son söyleyeceğini ilk anda Dündara ifade etti; "Arzum sizinle çalışmak ama kendi ekibinizle çalışmanıza da saygım var. Sizden ricam şu; tazminatımı ve diğer haklarımı almak isterim..."

Uğur Dündarın Ali Öksüze cevabı şu oldu: "Ben emekçilerin düşmanı değilim, hele senin gibi büyük bedel ödeyenlerin hakkı ise asla... Merak etmeyin beraber çalışmaya devam edeceğiz..."

Aradan kısa bir süre geçer..

Bir sabah Ali Öksüz o kötü sürprizle karşılaşır; şirket kartı güvenlikteki turnikelerden geçiş izni vermez...

Uğur Dündarın, "Hiç öyle şey olur mu, bütün haklarınızı alacaksınız" dediği Ali Öksüzün

-üstelik tazminatsız- işine son verilmiştir..

Ali Öksüz o günleri anlatırken, "Star haberde Uğur Dündarın atmış olduğu bir imzanın nasıl hayatları karattığını gördüm ve bana yaşattığı maddi ve manevi haksızlığın bedelini ağır ödedim. Uğur Dündar tarafından uğramış olduğum haksızlığı yıllarca içimden derin ah çekerek yaşıyor ve taşıyorum." diyor..

Malum, Doğan Grubu Star TVyi Doğuş Grubuna sattı...

Aydın Doğan da Uğur Dündara, "Sana göre koltuğumuz yok" diyerek kapıyı gösterdi...

Dündar da bunun üzerine Doğan Grubundaki -radyo dahil- tüm görevlerinden ayrıldı...

Uğur Dündarın Star TVde tazminatsız attırdığı çalışanlar, Aydın Doğanın Dündara kapıyı göstermesi...

Tüm bunlar bir film şeridi gibi geçerken o bilinen cümle zihnimde uyandı;

Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste

Denilenlere göre, Uğur Dündar gelecek seçimlerde CHPnin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacakmış!

Sizce ne yapar