Yıllarca bu toprakların insanını kendi sinema ekranlarında yabancılaştırmaya çalışan Yeşilçam’ın, İslamî değerleri hedef alan sinsi algı operasyonları ve bilinçaltı çalışmaları bir bir ifşa oluyor. Türk sinemasının karanlık dehlizlerinde kurgulanan sahneler, inançlı insanları sinsi bir şekilde kötü gösterme gayretini gözler önüne seriyor.
Kutsal Ayetleri Dolandırıcıların Evine Gizlediler
Yeşilçam filmlerinde sıkça başvurulan sinsi yöntemlerden biri, kutsal değerleri ahlaki açıdan çökmüş karakterlerle yan yana getirmek oldu. Ortaya çıkan bir film sahnesinde; "dolandırıcı, üçkâğıtçı ve namussuz" olarak kurgulanan Yakup isimli karakterin evinde, duvarda Arapça "el mülkü lillah" (Mülk Allah'ındır) yazısının asılı olduğu görülüyor. Bu durumun tesadüf olmadığını belirten uzmanlar, Yeşilçam genelinde yalancı, düzenbaz ve dolandırıcı olarak çizilen karakterlerin evlerine Kur'an-ı Kerim ayetlerinin özellikle yerleştirildiğini ve gizlendiğini ifade ediyor.


Milli Görüş'ün Sesi Milli Gazete'yi Hedef Aldılar!
Kirli propaganda, sadece genel dinî sembollerle sınırlı kalmayıp inançlı kadroların gür sesi olan gazetemizi de hedef alıyor. Sahnede, ahlaki açıdan her türlü rezilliği barındıran Yakup karakterine, bilinçli bir şekilde Milli Görüş’ün kalesi olan Milli Gazete satın aldırılıyor. Bu kurguyla, dürüstlük ve ahlak mücadelesi veren dindar insanların ve gazetemiz okurlarının bilinçaltında "üçkâğıtçı" olarak damgalanması hedefleniyor.
Aynı sahnede, inançlı insanları karalamak için hazırlanan tezat ise dikkat çekici. Üçkâğıtçı olarak sunulan Yakup'un hemen ardından sahneye "takım elbiseli, temiz görünümlü ve Cumhuriyet değerlerini temsil eden" bir adam dahil ediliyor. Bu şahıs bayiden Cumhuriyet gazetesini alıp uzaklaşırken, "Müslüman olarak Selamünaleyküm" diyen Yakup'un selamına cevap dahi vermiyor. Müslümanların en mukaddes değerlerinden olan selamı hiçe sayan bu "temiz" görünümlü şahsın takındığı kibirli tavır, adeta bir erdem gibi sunuluyor. Hemen ardından ise dindar gösterilmek istenen Yakup karakteri, yoldan geçen bir kadına gayriahlaki bir şekilde bakarak "Maşallah, fıstık gibi" ifadeleriyle ahlaksızca tasvir ediliyor.
"Müslümanları Gücendirir miyiz?" Diye Hiç Düşünmediler
Milletin inancını ve değerlerini hiçe sayan bu senaryoları kaleme alanların, Müslüman Anadolu insanından ne kadar kopuk olduğu ise acı bir gerçek olarak yüzümüze çarpıyor. Filmleri hazırlayan zihniyetin, kutsal değerleri böylesine ayaklar altına alırken "En ufak bir tepki alır mıyız? Müslümanları gücendirir miyiz?" sorusunu kendilerine sorma gereği bile duymadıkları açıkça görülüyor. Bu sinsi bilinçaltı operasyonları, Yeşilçam’ın bir dönem kimlerin borazanlığını yaptığını ve bu aziz milletin değerlerine nasıl savaş açtığını bir kez daha açıkça ortaya koymaktadır.




