1980 ve 2000 li yıllar, yeni oluşumların bir ümit olarak

gösterildiği, ancak temelde karşılığını bulamadığı yıllardır. Aslında; 2000 li

yıllardaki yeni oluşum, 1980 deki yeni oluşumun beklenen karşılığı

bulmamasıdır. Mevcut sistem, önce kendi muhalefetini oluşturarak ilerlediği

yolun sonuna geldi. Önce fotokopiye başvurdu, şimdi ise aslı gibidir e

oynamaya çalışmaktadır. Asıl olanın kenarda tutulduğu bir sistemden sonuç

beklemek boştur.

Çıkar ilişkilerinin merkezi haline gelen her yeni oluşum

sayesinde sistem biraz daha nefes almakta, millet ise daha da kan

kaybetmektedir. Üstelik bu yapının, muktedir siyaset isteyenleri, tabanı hiçbir

zaman kendisinin olamayacağı bir yapı ile sağlamaya zorlaması büyük bir

çelişkidir. İşte asıl vesayet bu çelişkiden doğmakta ve millet lehine muktedir

siyaset de bu yapıya karşı çık(a)mamaktadır. Bedel ödemeye yürekleri

yetmeyenler, maalesef sürekli kukla liderlerle avutulmaya devam edilecektir.

Milletin Görüş ü sulandırılarak geçici çözümlerle

yaşanan kayıpların telafisi ancak öze dönüşle mümkün olacağı ve bunun bedelinin

gittikçe artığı ortadadır. Bu bedelden kaçış ise, yeni bedeller ödemeyi

doğurmaktadır. Bu bedelden kaçan hiç kimse vazgeçilmez olmadığını görecek, bu

bedeli ödeyen herkes de vazgeçilmez olacaktır. Sistem tarafından bir türlü

istikametinden vazgeçirilemeyen bir araç var ve bu araçtan yolcular indirilerek

yürütülen süreci sona erdirmeden gerçek çözüm bulunamayacaktır. Ve bu gerçek

çözümü istemediğimiz sürece, bu araçtan daha çok yolcu indirileceğine şahit

olacağız. Bizi bu araçtan indirmemeleri için tek çaremiz ise; gerçek çözüme

olan inancımız olacaktır.

Ayrışma değil, bütünleşme istiyorsak dönülecek adres;

1997 şartlarıdır. Bu tarihten itibaren, bu ülkeyi yıpratan, ortak

kazanımlarımızı heba eden tutumlar incelenmeli, kurulan kumpaslar

aydınlatılmalıdır. Çünkü kayıp hepimizin kaybı olmuştur. Günlük çekişmelerden

sıyrılıp, ortak geleceğimiz için birlikte hareket etmek isteyenler mazilerine

dönüp baksınlar ve geçmişte üretilen bahanelerin bugün dayanılmaz ağırlığını

yeniden hissetsinler. Çünkü vicdan bunu gerektiriyor.

Ne başkanlık ne de yeni anayasa tartışmaları ile

kaybedecek zamanımız yoktur. 1980 sonrası değişen dini anlayış dolayısıyla,

Müslümanların bugün Türkiye yi taşımayacak kadar zayıf bir hale nasıl

dönüş(türül)müş olduğuna cevap bulmak zorundayız! Bu noktada, millete çare

olarak sunulan Meclis teki 4 parti, birbirlerinin türevi olduğundan çare olarak

gösterilemez! Çünkü millet 4 ten büyüktür. Dünya 5 ten büyük olduğu gibi