Bundan yaklaşık 30 yıl önceydi…

O dönem Millî Görüş’ün gençlik teşkilatı Millî Gençlik Vakfı (MGV), ülkenin hemen her köşesinde efsane etkinliklere imza atıyordu.

Tıpkı şimdinin Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Millî Gençlik Vakfı’nın (MGV) yaptığı etkinlikler gibi…

İşte İstanbul’da o etkinliklerden birisinde çok konuşulacak bir anekdot yaşandı.

Yer; İstanbul, Bağcılar…

MGV’nin periyodik olarak düzenlediği konferanslarından birine ünlü hatiplerden, Sultanahmet Camii Baş İmam-Hatibi Emrullah Hatiboğlu davetlidir.

Emrullah Hoca’yı almak için görevlendirilen MGV’li gençler yola çıkar.

Ama burası İstanbul’dur. Trafik yoğun. Hele hele bir de akşam saatleri olunca İstanbul trafiği tamamen felç olduğu için gençler ne yapacağını bilemezler.

MGV’li gençlerden Turgut Şen, bir refleksle, “Tramvay yoluna girelim!” der. Ki, o yıllarda Beyazıt, Sultanahmet’teki tramvay yolu sivil trafiğe kesinlikle kapalıdır. Böyle bir risk alır MGV’li gençler.

Ama o da ne! Araç tramvay yoluna girer girmez polis otoları yollarını keser, hemen;

- “Tramvay yoluna girmek yasak, bilmiyor musunuz? Nereden gelip nereye gidiyorsunuz böyle?”

MGV’li gençlerden Turgut Şen, tüm cesaretini toplayarak cevap verir;

- “Memur bey, biz MGV’ye gideceğiz!..”

Turgut Şen’in bu cümlesinden sonra aniden, hiç umulmadık, beklenmedik bir gelişme olur; polisler hemen yolu açarlar! Üstelik önlerine bir de eskort polis aracı düşer, sirenleri de çalarak çok kısa bir süre içinde varacakları yerin çok yakınına, Gülhane Parkı’nın hemen bitişiğine gelirler.

Polisler, MGV’li gençleri orada bırakıp hemen görev bölgelerine dönerler.

MGV aracındaki herkes şaşkındır!

Mesele az sonra anlaşılır; polis memurları, “MGV’ye gideceğiz” cümlesini “DGM’ye gideceğiz!” şeklinde anlamışlardır ve o andan itibaren müthiş yol açma öyküsü de böylelikle herkesin şaşkın bakışları arasında gerçekleşmiştir.

Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Sultanahmet’te, Gülhane Parkı’nın hemen yakınında bulunması hasebiyle polisler MGV’li gençleri çok kısa bir sürede bölgeye ulaştırmışlardır.

Öykünün geri kalanını Turgut Şen’den dinleyelim;

- “Biz tabii zaten neredeyse geç kalmışız. Emrullah Hatiboğlu Hocamızı daha fazla bekletmeden almak için Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin orada bir tur attıktan hemen sonra geldik, Emrullah Hocamızı aldık ve vaktinde de konferansa yetiştirdik.”

***

Anekdotu aktaran Turgut Şen, halen Saadet Partisi Kâğıthane İlçe Teşkilatı’nda oldukça aktif bir Millî Görüşçü.

Saadet Partisi Kâğıthane İlçe Teşkilatı’nın 20 yıldır düzenlediği geleneksel, “Her Pazar günü, camide sabah namazından sonra kahvaltı ve sonrasında da yarım saatlik sohbet toplantılarını” düzenleyen, konukları da organize eden isim.

Dinleseniz, daha ne öyküler var Turgut Şen’de. Teşekkürler…

PROGRAMDAN FARKLI NOTLAR!..

* Saadet Partisi Kâğıthane İlçe Teşkilatı’nın 20 yıldır devam ettirdiği “Sabah Namazı Buluşmaları”na davetliydim, dün sabah. Öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş (birkaç kez), Millî Gazete yazarı Siyami Akyel başta olmak üzere çok sayıda bilinen, tanınan isimler programa konuk olmuş.

* Halit Özgür Atak… Saadet Partisi Kâğıthane ilçe başkanı. 1969 Yozgat doğumlu. Millî Görüş partilerinde çeşitli görevlerde bulundu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun. Mali müşavir. Programın girizgâhını Halit Bey yaptı. “Hafta sonu inşallah hep beraber Ankara’da Saadet Partimizin kongresindeyiz. Türkiye’nin Saadet iktidarına ihtiyacı var. Bu kongre yeniden şahlanış ve yeni bir hamle kongresi olacak…” dedi.  

* Buluşmada, yarım asrı zikzaksız geride bırakan, ikinci elli yıla son hızla hazırlanan ve programlanan Millî Gazete’nin logosunda yer alan “Hak Geldi Batıl Zail Oldu” ayeti üzerine sohbet ettik. Ayet-i kerimenin tefsirini Diyanet açıklamasıyla paylaştık.

* Sonrasında da liyakat, ehliyet gibi alanlarda bazı anekdotları aktardık. Millî Gazete’nin bugüne kadar, 50 yıldır attığı manşetlerle nasıl “emri bi’l-ma’ruf ve nehyi ani’l-münker” görevini ifa ettiğini yansıtmaya gayret gösterdik.

ARKA MASALARDAN GELEN NOT!

* Kâğıthane Ortabayır Mahallesi Merkez Camii’nde sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra mütevazı bir salonda çorbamızı içtik. Burası bir Türkmen lokantasıymış. Çok içten karşıladılar. Kâğıthane Saadetliler salonu tıklım tıklım doldurdu. Camide de hatırı sayılır bir cemaat vardı.

* Program devam ederken arka taraftan bir not geldi. Şöyle bir baktım; notta şunlar yazılıydı, bir emoji eşliğinde; “Hocam arka tarafa ses gelmiyor?”. Tabii hoparlör yok, sesi biraz da daha yükselttik ama bu kez de sesimiz kısılmasın mı? Hay Allah!..

* Programın sonunda, katılımcılardan Millî Gazete’ye ilişkin yoğun dilek ve temennileri dinledik, konuştuk, notlar aldık.

* Hasılı kelam, sabah namazı buluşması, çorba ve sohbet oldukça bereketliydi. Darısı diğer katılımcıların başına! Kısacası, bu bereketli ortamdan istifade etmek hoştu, güzeldi… Tüm emeği geçenlere teşekkürler…

MUSTAFA SEVİM’E RAHMETLE…

* Bugünün, 24 Ekim tarihinin Kâğıthane açısından bir önemi daha var; Kâğıthane İmam Hatip Lisesi’nin kurucusu Mustafa Sevim, bugün saat 10.00’da Sanayi Mezarlığı’ndaki kabri başında, Kâğıthane Anadolu İmam Hatip öğrencileri, velileri ve öğretmen-idarecilerin de katılacağı programla, dualarla anılacak. 

* Mustafa Sevim, 7 Ekim 1979 tarihinde şehadete ermişti. Önceki yazımda bahsettim; Mustafa Sevim, tüm engellemelere, tüm taş koymalara karşın Kâğıthane Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni inşa etmek için tüm gücünü ortaya koydu. Bu yolda şehadete erdi.

* Sanayi Mahallesi’nde bulunan bir araziye 5 katlı bir imam hatip okulu yapmak için belediyeye başvurdu, Sevim. İzin çıkmaması üzerine “Ben yaparım bu okulu” dedi ve belediyenin tüm engellemelerine karşın dozeri alarak alana sürdü ve inşaatı başlattı. İlk başta tek katlı yapılması planlanan okul, şimdiki haliyle tamamlandı. Durumu iyi olmayan öğrencilere esnaf arkadaşları ile birlikte yardımcı oldu.

* Rabbim rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Amin.