1-         Hasan el-Basri (öl:110/728) eserleri;

-           Tefsirul Kuran, Kirae. Risaletun fil Kader. Fedailul Mekke. Feraid, Risaletün fil Tekalif, Şurutul İmame, Vasiye, İstiğfaratül Munekkizetü Minennar, Esmaul İdrisiyye, Risale, Hutbe, Ehadisul Muteferrike

2- Ömer b. Abdülaziz (öl:101/720) eseri;

- Reddu alel Kaderiyye

3- Hasan b. Muhammed (öl:99/717) eseri;

- Kitabul irca, Kitabul Reddu alel Kaderiyye

4- Ğeylanul Dımeşki. Eseri; Hutbe

5- Vasıl b. Ata (öl:131/748) eseri;

- Kitabul Meanil Kuran, Tevbe, Hiteb fil tevhid vel adıl, Menzile Beyne Menzileteyn, Sebilül Ma’rifetul hak, Ma cera beynehu ve beyne Amr b. Ubeyd, Esnaful Murcie, Tabakatü ehlül ilmi vel cehl, Hutbe

6- Amr b. Ubeyd (öl:144/767) eseri;

- Eczau selase mie ve sittun minel Kur’an, Ahbaru Amr b. Ubeyd ve Kelamuhu fil Kur’an ve izhari bid’a

7- Cehm b. Süfyan (öl: 12/745)

***

Ehli Sünnet akidesi ile ilgili yazılmış ve hala insanların akidelerini yönlendiren eserler de şunlardır.

  1. Nesefi
  2. Taftazani
  3. Tahavi
  4. Fıkhı Ekber
  5. İmam-ı Maturudinin eserleri
  6. İmam-ı Eşarinin eserleri
  7. İbn-i Teymiye’nin eserleri (Bu konu tartışmalı)

İnanç Esaslarının Tarihsel Serüveni

İnanç Esalarının tarihsel süreçlerini şu şekilde tespit edebiliriz.

***

  1. Evre (Mutekaddimun)

Bu dönem, Hasan Basri ve Ebu Hanife ile başlar. Hasan Basri’nin öğrencilerinden Vasıl b. Ata, onun ders halkasından ayrılarak Mutezile mezhebini kurdu. Mutezile, rakiplerini yenmek için felsefe ve aklı kullanınca, Ehl-i Sünnet alimleri ona karşı müdafaya geçtiler. Böylece iki ana ekol doğdu. Ehli Sünnet ve Ehli Bidaat. Bidaat ehli, fikirlerini yaymak ve ehli sünnetle mücadele etmek için kelam ilmini meydana getirdiler. Ehli sünnet alimlerinin karşı çıktığı kelam, batıl görüşleri savunan kelamdır. Ama kelam ilmi zamanla ehli sünneti savunan bir ilim haline gelecektir. Ama ilk ortaya çıkışı tam tersi olmuştur. Çünkü ilk kelamcılar ehli sünnet muhalifi mutezili, cehmi, kaderi alimleridir.

Ebu Hanife, İslam’ın inanç esaslarını bozmaya çalışanlara karşı Fıkh-ı Ekber adlı bir kitap kaleme alır. Bu kitapta konular, muhaliflerin iddialarını çürütecek tarzda kaleme alınmış olup dağınıktır. Ama bu alanda ehli sünnet alimlerinin ilk ciddi çalışması olup, daha sonraki tüm çalışmaları etkilemiştir. Ehli sünnet inancının temelini oluşturmuştur.  İmam-ı Maturudi’ye temel olmuştur. Ehli Sünnetin diğer önemli akide kitaplarından olan Akidei Tahavi de Fıkhı Ekberi esas aldı.

İkinci Devre (hicri 240’dan sonraki dönem)

 Bu dönem, Mutezile mezhebinin Abbasilerin desteğini alarak ehli sünnet alimleri üzerinde baskı ve zulümlerini artırdığı dönemdir. Bu dönemde Ehli Sünnet müdafası bayrağını Hanbeli Mezhebinin kurucusu Ahmet b. Hanbel yapmış, Abbasilerin eziyet ve baskılarına direnmiş, bu uğurda hapis ve işkenceye maruz kalmıştır. Bu döneme ehli sünnet alimleri mihne (yani baskı ) dönemi demişlerdir. Ama Ahmet b. Hanbel’in bu direnişi meyvesini vermiş ve Mutezile mağlup olduğu gibi Ehli Sünnet düşüncesi de daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmiştir.

Basralı Abdullah K Said el - Küllâb (V. H. 240 dan biraz sonra) Mutezile, Cehmiye, Şia ve Kaderiye mezhepleriyle mücadele etmiş ve onları yenmiştir. Ardından ehli sünneti savunan yeni bir kelam ilmini meydana getirmiştir. Böylece ehli bidaatın kelam ilmine karşılık ehli sünnetin kendi kelam ilmi doğmuş oldu.

***

Üçüncü Evre

İmam-ı Eşari

Bu dönem Ebul Hasan El-Eşari’nin ortaya çıktığı dönemdir. El-Eşari, önceleri Muteziliydi. Daha sonra hocası Mû’tezile imamlarından Ebû Ali El – Cübbâi arasında yaşanan üç kardeş ile ilgili tartışmadan sonra Mutezili ekolünden ayrılmıştır. 40 yıl Mutezili ekolünde kalan ve onlar arasında en üst seviyeye çıkan birisinin bu mezhepten ayrılıp, görüşlerini çürütmeye çalışması, Mutezili düşüncesine vurulmuş en büyük darbedir. Daha sonra mutezili mezhebinden ayrıldığını duyurdu. Ardından ehli sünnetin en büyük akide mezhebi olan eşari mezhebini kurdu.

Başlıca düşüncesi

  1. Allah’ın zatı, sıfatları, nübüvvet, ölümden sonra dirilme ile ilgili konularda akli ve nakli deliller getirdi.
  2. Şianın imamiye kolunu red etmek için eserler yazı.

Eserleri

  1. İbane
  2. Usuli diyane
  3. Kitabul Luma
  4. Makalatı İslamiye

***

Daha sonra islâm felsefesinin gelişmesi ve Farâbî ile İbn-i Sînâ felsefelerinin şöhret ve taraftar bulması sebebiyle, Eş’arî akidesine zıd olan felsefî nazariyelere de cevap verebilmek için llm-i Kelâmı daha da genişletmek, nazarî ve aklî ilimlerin en yükseği mertebesine çıkarmak gerekti.

Ardından felsefenin islam akidesini bozmaya çalışması üzerine ilmi kelam daha da güçlendirildi. Bu alanda Kâdı Ebû Bekir el-Bâkıllâni (Vefatı: H. 403) eserler kaleme aldı.

***

MEZHEPLER TARİHİ-3

İmam-ı Maturudi

Ehli sünnet imamlarından bir diğeri de Ebû Mansur Mu-hammed b. Muhammed b. Matamûd el-Mâtürîdî (H. 280/336)’dir.  Ehli bidaatla tartışmalara girişmiştir. İmam_ı Maturudi Hanefi Mezhebine mensup olup, İmam-ı Ebu Hanife’nin fıkhı ekberini esas alarak mezhebini kurmuştur. Eserleri

  1. Kitabu Tevhit
  2. Makalat
  3. Şerhu Fıkhı Ekber
  4. Te’vilül Kur’an

***

Ardından  İmâm-ı El - Haremeyn Ebu El - Meâlî El -Cüveynî, (Vefatı, H. 478) Ebu Bekr El - Bakillânî’nin llm-i Kelâmını daha fazla genişletmiştir.  El - İrşâd adlı eseri, daha sonra gelen Kelâm ulemâsının değer verdiği mühim bir kaynak olmuştur.

Dördüncü Devre

Hüccetü’I - İslâm Ebu Hânı i d Muhammed El - Gazâlî (H. 450 -505) ‘nin zuhur etmesi ve getirdiği yeni Kelâm ekoliyle, llm-i Kelâmın üçüncü devresi ve «Müteahhirûn» denilen kelâmcıların mezhebi başlar.

 Bu dönem aynı zamanda İbn-i Teymiye’nin ortaya çıktığı dönemdir. İbni Teymiye, akide ile ilgili bir çok eser yazmıştır. En önemli eseri el-Akidetül Vasitiye’dir. O, Şia ehli ile sapık tasavvufçularla mücadele etmiştir. İbn-i Teymiye, kelam ve felsefeyi red ederek ilk dönem alimlerin anlayışını savunmuştur.

***

ÇAĞIMIZ

Akaidle ilgili tartışmalar günümüzde de büyük hızla devam etmektedir. Bir tarafta ehli sünnet alimleri ve onların çalışmaları varken diğer tarafta ehli bidat (şia) yoğun bir şekilde Müslümanların düşüncelerini ifsat etmeye çalışmıştır. Ayrıca Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan Vahhabi düşüncesi de temelde selef anlayışını ihya etmek için ortaya çıkmışken, katı ve aşırı tutumu ile ayrı bir proplem teşkil etmiştir.

Bugün ehli sünnet inanç esaslarına şu kollarda saldırılar yapılmaktadır.

  1. Şia
  2. Vahabbi
  3. Hristiyan ve Yahudilik
  4. Felsefe ve Materyalizm

Günümüz alimleri, bunlarla fikri alanda mücadele halinde oldukları gibi, eski alimlerden destek olarak yollarına devam etmektedirler. Bu konuda sürekli eserler yazarak insanları aydınlatmaktadırlar.

***

İnanç Esaslarımız

İnanç esasları, bu dinin temeli olup, nasıl inanacağımızı, Allah’ı, Esma ve Sıfatlarını,  Nübüvet, Melek, Ahiret Gününü, Kader, Cennet, Cehennem gibi inanç ile ilgili konuları ele alır.

İslam inanç esasları ile ilgili tarih boyunca birçok çalışma yapıldığı gibi, bu konu ile ilgili yapılan çalışmalara çeşitli isimler verilmiştir. Bunlar;

  1. Fıkh-ı Ekber
  2. Tevhid İlmi
  3. Usulu Din
  4. Akaid
  5. Kelam İlmi

***

Akaidin Sözlük ve Terim Anlamı

Sözlük anlamı olarak Akaid, düğümlemek anlamına gelen akd kökünden türemiş olan akîde kelimesinin çoğuludur. Aynı kökten türeyen i’tikad kelimesi ise; düğüm atmışcasına bağlanmak, bir şeye gönülden inanmak, o şeyi gönülden benimsemek anlamına gelir. O halde Akîde gönülden bağlanılan şey demektir.

Terim olarak akîde: İslâm Dini’nde inanılması ve reddedilmesi gerekli olan esaslara denir. Bu esaslardan bahseden ilme de Akaid ilmi denir.

***

Akaid İlminin Konusu

Akaid’in konusu İslâm’da inanılması ve reddedilmesi gereken esaslardır. İslâm akîdesini oluşturan konular, Kur’ân-ı Kerim’de ve mütevâtir hadislerde farklı yorumlara gerek bırakmayacak şekilde açık ve kesin olarak yer alan hükümlerdir. Meselâ, Allah’ın varlığı ve birliği, melekler, kitaplar, peygamberler, âhiret, küfür, şirk, münâfıklık vs. ile ilgili, Kur’an’da anlamı açık ve kesin  hüküm ifâde eden âyetler akaid ilminin konusudur.

***

Akaid İlminin Önemi ve Gayesi

Akaid ilmi İslam dininin temel inançlarını ortaya koyar. İslami ilimleri bir bina olarak düşünürsek bunun temeli akaid’dir. Akaid’de yanlış olması, binanın çökmesine neden olur. Bu nedenle akaidi bir Müslüman’ın çok iyi öğrenmesi gerekir. 

İnsanların hayata bakışları ve dünya görüşleri inancıyla alakalıdır. Bu nedenle inancının sağlam temellere dayanmış olması gerekir. Akaid ile bir Müslüman’ın hayata nasıl bakacağı, olayları nasıl yorumlayacağı yani bir Müslüman’ın kimliği inşa edilir. Bu nedenle insanlara ilk verilecek bilgi akaid ile ilgili olanıdır.

***

Akide İlminin Konumu

İslami ilimler içerisinde en şereflisi ve büyüğü akaid ilmidir. Bir ilmin büyüklüğü ona duyulan ihtiyaçla örtülüdür. Ayrıca, akaid ilmi sahibini dünya ve özellikle ahiret saadetine sahip olmasını sağlar.

İnsanlar bu ilim sayesinde Rablerini daha iyi tanıyarak ona karşı bir muhabbet elde etmiş olurlar. Kişi Allah’ın kendisine vaadini ve yanlış yaparsa vereceği cezayı bildiğinde hareketlerini daha doğru bir şekilde yapmış olduğu gibi, düşüncesini de her türlü kötülüklerden arındırmış olur.

Akaid sayesinde ğaybi bilgiye yani ahret bilgisine de sahip olur. Bu bilgi, ahrete hazırlanmasına ve tedbirli olmasına yol açar. Çünkü akıllı kişi, geçici zevk ve eğlencelerin değil, ebedi bir hayatı mutlu bir şekilde nasıl elde edeceğinin arayışı içinde olur.

***

Akaid sayesinde kesin delillerle bilgiler (ma’rifet) elde edilir ve kul ebedi saadete kavuşur.