Hakikatin divaneleri nerede

Geçmiş yüzyılların aşk harmanını gökleri savuran erlerin

bıraktıkları hakikat gönül dünyamızın gök kuşaklarıdır. Hayatı muhabbet tadında

yaşamak lazımken bunu farklı boyutlara götürmek zor iş.

Yüzümüzü HAKK a çevirelim.

Hayat dudaklarının güzel kokusudur. Sen görününce

binlerce altın güneş seni karşılar sen yürüyünce çöl çiçekleri açar. Dünya

lalelerini yayar. Sen oturunca yedi kat gök dervişler gibi ayaklarının önünde

rükua varır. Bütün varlıklar önünde geçit resmi yapar. Denizler, bulutlar ve

seller kudümler gibi ses verir. Yıldızlar, solgun rakkaseler gibi özleyişten

sarhoş dönerler. Bütün vücutları sevgiyle ürperten bir musiki arar. Bu musiki

senin ruhundan yayılan namedir.

Ey Allah ım ey ezeli ve ebedi aşk!

Mevlana nın bu satırları neler söylüyor Biraz düşünmek

lazım. Hayatın gereksiz telaşeleri içinde geçen demlerin sıkleti ortada. Niye

bu duyarlılıkta yaşamak istemiyoruz Çok zor iş. Bunun erleri bu gün yok

denecek kadar az.

Kimse kendi hakikati ile karşılaşmak istemiyor!

Sıradan yaşayan, hayatı kendi seyrinde devam edip götüren

binlerce insana hiç lafım yok. Muhatabım davasını kendisine aşk meselesi

yapanlara. Dava delisi diyebileceğimiz insanlar nerede Bu insanlar hep dünün

dünyasında mı olacak

Zamana giydirdiğimiz çelik blokları kıralım.

Ezelden ebede yaşamanın mutluluğunu özünde duyanlar için

aşktan davadan başka bir şey yok ve olamaz da.

Her gün kendi insanlık kalesini taş taş üstüne kurma

bahtiyarlığını ulvi gerçek olarak gören ne kadarda az insan var. Biyolojik

varlık kategorisini kimse adamlık zannetmesin. İnsan olarak yaratılan kişinin

birince meselesi adam olmak zirve hakikati de Müslüman olmaktır.

Mızmız, pısırık, her şeyden şikayet ederek sünepe hayat

yaşamaya mahkum edilenlerin bu gidişata dur demeleri şart.

Adamlık aşkla olur.

Hakka muhabbet, yaratılana muhabbet, börtü böceğe

muhabbet dahası muhabbete aşkla müptela olmak.

Kendinden kaçmaktan söz edenler var heyhat daha kendi

bile olamayanlara yaşadığı zamanları anlamayanlara onlara evet onlara önce

varlıktan söz edecek daha sonra aşktan dem vuracağız!

Kuru bilgi dünyasının sığ sularında yüzenler önce şunu

bilsinler ki hakikat kimsenin tekelinde değildir. Aşkın bu ebedi yolu bu günde

kendi erlerini yetiştiriyor onları varlık dünyasının sırlarına vakıf ediyor.

Zaman kendi başına bir değer ifade etmez o nu değerli

kılmak için kendi varlığımızda bulunan Hakk ın tecellisinden bir nefes vermek

şart.