Başlık uzun ama okuyacaklarınız da çok çarpıcı... Tabii ki yine belgeli, yani açık kanıtlı. Bu arada Arif Nadir Almaç’a da ince bir gönderme olacak. Yine belgeli, yine kanıtlı...

Neyse sadede gelelim.  Efendim; Fenerbahçe’nin Diego Ribas’ı transferinde girişimler, işin takibi, sonuçlandırma gibi bölümlerde önemli rol oynayan kim biliyor musunuz Hatta bu mimar stattaki mini törende de Diego ile onlarca kare fotoğraf da çektirdi. Sarıldı, öptü Diego’yu... Kim mi Aziz Yıldırım’ın, Galatasaray kongre üyesi ortanca kardeşi Acar Yıldırım. Böylece Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki son günlerin buzları da kırılmış oldu(!) Ezeli rekabet-ezeli dostluk böyle olur işte. Belgeli haber...

Devam edelim. Beşiktaş’la Önder Özen’in yolları ayrıldı. Şimdi yazan çizen, konuşan kıyamet gibi. Ama bendeniz daha ismi telaffuz edildiğinde, “Haydaaa, olmaz öyle şey. Beşiktaş kafayı mı yedi” diye yazıp, konuşmuştum. Sonunda ne yazık ki yine haklı çıktık. Önder Özen’i de çok satıhta da olsa tanıtmaya çalışmıştım. Ama anlaşılan oydu ki Beşiktaş yönetimi çok toydu. Ve bir televizyon kuruluşunun dolmuşuna çoktan binmişti. Şimdi indi. İnmesine indi ama böcek möcek neler neler çıktı ortaya... Ya işte böyle... İnsanlar henüz hak etmedikleri yere gelirlerse aslında kabahat onların değil onlara bu yolu açanlarındır. Tıpkı Milli Takım’ı Avcı’ya emanet ettiğimiz gibi...

Kulüpler yayın gelirlerini alamadıkları için federasyona başvurmuşlar. Transfer yapmakta güçlük çektiklerini, bir şekilde ödeme yapılmasını istemişler. Federasyon da tutmuş, 65 milyon lira mı, dolar mı ne, böyle bir ödeme yapmış kulüplere... Bu parayı da taksitlerle yayıncı kuruluştan alacakmış. Umarım alabilir. Ekrana çıkarmadık eski topçu, futbol ulaması bırakmayan yayıncı kuruluş bizlerden aldığı paraları ne yaptı ki Sadece bende dört tane var. Ama reis ne derse odur... İşte Türk futbolunun hali pür melali...

Federasyona yarın gireyim. Bugünlük şu Arif Nadir Almaç’a bir sesleneyim. Efendim, dün yazdığım Ilgaz’la ilgili anılarımın Fenerbahçe Faruk Ilgaz Sosyal (pardon sosyal olamaz) Tesisleri’nin önünden 1981’de geçerken dışarı kokular yayılırmış, şimdi ise nefis kokular çıkıyormuş. Arif kardeş; sana bir önerim var, ya da senden bir ricam var. O da şu: Oralara bir git. Ve de önce Galatasaray, sonra da İstanbul Yelken’de birer yemek ye... En sonunda o şimdi güzel kokular yayılan yere git. Ama hep aynı şeyleri ye... Ekmeğe varıncaya kadar. Bak bakalım ilk ikisinde verdiğin 35–45 lira arasının üç katını üçüncü de verecek misin, vermeyecek misin Bir de Fenerbahçelilere sor bakalım, maalesef ve de ne yazık ki, o civarda hangi tesisleri tercih ediyorlar. Baktım, Faruk Ilgaz adının önce konmayışına tepki göstermemişsin... Yaşasın adalet!