Mevlâna’nın diliyle kâfir
Beyitlerin başındaki rakamlar, Tahir’ül Mevlevi’nin Mesnevi tercümesindeki rakamlardır.
Buyurun yorumsuz olarak okuyun:
271- “Bu, yani, mü’min, temiz ve zirâate kaabiliyetli bir arazidir. Öbürü, yani, kâfir ise, çorak ve kötü bir yerdir. Yine mü’min, melek gibi masumdur, kâfir ise şeytan ve canavar misalidir.”
638- “ Kâfirler, siccin (cehennem) cinsinden oldukları için dünya siccininden, yani zindanından hoşlandılar ve ona yaklaştılar.”
639- “Peygamberler ise ıllıyyîn (cennet) cinsinden oldukları için can ve gönül ıllıyyînine girdiler.”
640- “Bu sözün sonu gelmez. Onun için biz, hikâyemizin kalanına devam edelim.”
1375- “Taşlar ve taş yürekli kâfirler, o cehennemin içine zar ve mahcup olarak girerler.”
3241- “Ne kadar kâfir vardır ki, kendilerinde din sevdası mevcuttur. Onların seddi de şunun bunun kibri ve namusudur.”
3312- “Şüphesiz vahşileşmiş düşman kâfirlerin kanı da ok atanlara ve mızraklara karşı mubah olmuştur.”
3313- “Muhârib kâfirlerin karıları, çocukları esir edilir. Çünkü o kâfirler akılsız, merdud ve zelîl mahlûklardır.”
4112- “Git, kâfirlere karşı şiddetli bulunan eshâb-ı kiram meşrebinde ol. Yabancıların dostluğuna karşı toprak saç, yani onlardan yüz çevir.”
4273- “O alçak kalpazanlar, yani, mürailer, münafıklar ve kâfirler; gündüzün, yani, kalbi münevver zevatın düşmanıdırlar. Altın gibi olan halis ve muhlis mü’minler ise, gündüz gibi nurlu olan o zevat-i kiramın âşıkıdırlar.”
4476- “Kâfir de, mü’min de Allah der. Fakat ikisinin arasında mühim bir fark vardır.”
4477- “Bir dilenci ekmek dilendiği için Allah der. Bir mütteki ise tâ samîm-i rûhundan gelen bir ihlâs ve coşkunlukla Allah’ı zikreder.”
4478- “Eğer dilenci, söylediği sözün, yani, Allah lafz-ı şerifinin ne demek olduğunu hakkıyle bilseydi onun nazarında ne eksiklik, ne de fazlalık kalırdı.”
4479- “O ekmek talibi, saman için Mushaf taşıyan eşek gibi senelerce Allah der.”
5755- “Kâfirler görüp anlayacaklardır ki onlar, toprak kadar da cömertliğe nâil olamamışlardır.”
5756- “Kâfirlerin vücudundan gül ve meyve yetişmedi. Bütün temizlikleri bırakıp fesaddan başka bir şey aramadı.”
5757- “Onların her biri diyeceklerdir ki gidişimde çok geri gitmişim. Keşke ben de toprak olaydım.”
7646- “Kör bir kâfirin sırrının zikredilmemesi evlâdır. Nasıl ki cehennem dumanının irem bağından uzak kalması daha hoştur.”
9495- “Bütün kâfirler küfran-ı nimette bulundukları halde, onların hepsine karşı bizde merhamet vardır.”
9496- “Benim, köpeklere de merhametim vardır. Niçin insanların attıkları taşlardan inlerler diye onlara acırım.”
9497- “Isıran bir köpek için: İlâhi; onu bu tabiattan kurtar, diye dua ederim.”
9498- “Ya Rabbi; şu köpeklere o düşünceyi ver ki, insanlara sokulup da taşlanmasınlar, derim.”
9499- “Cenâb-ı Hak Enbiyâ ve Evliyâyı âlemlere rahmet olmak üzere dünyaya getirmiştir.”
9785- “Cenâb-ı Hak, müşrik necis demiştir. O necaset onun dışında değildir.”
9786- “Müşrik ve kâfirin dışı mülevves değildir. O necaset onun ahlâkında ve dinindedir.”
9787- “Bu zahirî necasetin pis kokusu yirmi adımlık yerden duyulur. Batıni necasetin pis kokusu ise Acemistan’daki Rey şehrinden, Şam şehrine kadar gelir.”
9788- “Ve hatta göklerde çıkar da cennetteki hûrilerin ve oranın hazini bulunan Rıdvân’ın genzine kadar gider.”
10958- “Âdem evlâdının mü’minleri, bal arısı gibi bal madeni oldular; kâfirleri ise yılan gibi zehir menbaı...”
10959- “Zira mümin, nebatın, -yani; rızkın- seçilmiş ve helâlini yer de, mahsulü hayat veren arı gibi olur.”
10960- “Kâfir ise irin şerbetinden içtiği için, rızkından kendisinde zehir peyda olur.”
10961- “Allah’ın ilhamına mazhar olanlar hayatın ta kendisi kesilirler. Hevâ ve hevesin güzel gösterdiği şeylere uyanlar ise ölüm zehridir.”
15064- “Kâfirler, şeytanın hemcinsi bulundukları için, ruhları şeytanların çırağı olmuştur.”
15065- “Yine o kâfirler; şeytanlardan yüz binlerce kötü huy öğrenmişler, hakikati görmemek için akıl ve kalp gözlerini adeta dikmişlerdir.”
“MEN BENDE-İ KUR’ANEM EGER CAN DAREM
MEN HÂK-İ REH-İ MUHAMMED MUHTAREM
EGER NAKL KUNED CÜZ İN KES EZ GÜFTAREM
BİZAREM EZ U VEZ AN SUHEN BİZAREM”
“Can bedende durdukça ben Kur’an’ın hizmetindeyim, Hz. Muhammed’in yolunun tozuyum. Kim benden bunun dışında bir şey naklederse ben ondan da naklettiğinden de şikâyetçiyim” diyen Mevlana Celaleddin Rumi’ye Allah’tan rahmet dilerim.