Bugüne kadar Mevlânâ hakkında yazılan ve konuşulanların çoğunluğu "Mevlânâ da aşk", "Mevlânâ da Sema", "Mevlânâ da insan sevgisi", "Mevlânâ da musiki" gibi konulardır.

Ben bu sütunlardan Mevlânâ nın "Cihad" hakkındaki keskin sözlerini yorumsuz olarak size sundum. Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkında kullandığı ağır kelimeleri ben bugüne kadar hiçbir yazımda veya konuşmamda kullanmadım.

Mevlânâ: "Can bedende durdukça ben Kur an ın hizmetindeyim, Hz. Muhammed in yolunun tozuyum. Kim benden bunun dışında bir şey naklederse ben ondan da, naklettiğinden de bizarım" diyerek Kur an ın hizmetinde olduğunu beyan etmiş, bin beş yüzün üzerinde ayetin tefsirini Mesnevisinde açıklamış, yedi yüz kırk beş hadisin ışığı doğrultusunda insanlığa yol göstermiştir.

Tatlı suyun hasta ağızlarda acı hissedilmesi gibi Mevlânâ nın doğru sözleri de eğri gönüllerde yamultularak yorumlanmıştır. Mevlânâ buna işaret ederek şöyle der.

"Cana can katacak olan sözler, nil suyu gibi latiftir. İlahi o latif sözleri kıpti meşrep olanların gözlerine kan olarak göster." (Mesnevi şerh: T. Mevlevi beyit 15803)

Kur an-ı Kerim de firavunun kavmi üzerine bir ceza olmak üzere tufan, çekirge, bit, kurbağa ve kan  indirildiği haber verilir. (K.Kerim A raf 133) Tefsirlerin açıklamasına göre Nil nehri Kıptilere kan görünmüş, Müslümanlara su görünmüş. Müslümanlar ondan içebiliyor, Kıptiler içemiyormuş. Mevlânâ bu olaydan ilham alarak mesnevisinde Nil nehri gibi olduğunu, Kıpti ye kan Sıpti ye su göründüğünü ifade eder.

MEVLÂNÂ DA ŞARAP

Mevlânâ Mesnevisinde şaraptan çokça bahsetmiştir. O Kur an da bahsedilen şarabı kastetmiştir. (K.Kerim Muhammed 15, Mutaffifin 28, İnsan 5) Ancak;  ayık gezmeyen ayyaşlar onun şarabını da kendi kokmuş şarapları zannetmişler. Mevlânâ ise bu şarabın Allah aşkı olduğunu, Allah aşkının verdiği sarhoşluğu yüz küp şarabın veremeyeceğini şöylece ifade eder: "Yegane olan şahın benzeri olmayan Allah ın- kokusundan husule gelen sarhoşluğu, yüz küp dolusu şarap kafada husule getiremez."  (Mesnevi şerhi: Tahir-ül Mevlevi beyit 8394)

Bu dünyada içenler yarın ahrette cennet ırmaklarından ve tesnim şaraplarından içemeyeceklerini, bu dünyada içmeyenlerin de cennette içeceklerini şöylece haber verir.

"Dünyada bir iki gün içmeyi terk edersen, ebedi bulunan cennet şarabına ağzını daldırır, kana kana içersin." (Mesnevi Şerhi: Tahir-ül Mevlevi beyit 131)

MEVLÂNÂ DA SEMA VE RAKS

Bülbülün sesini bir defa dinleyenler ömür boyu karga sesinden zevk almazlar.

Hasta yavrusunun başında onun iniltisini yüreği paralanarak dinleyen anne dünyanın en güzel sesinden zevk almaz.

Moğol istilasıyla yurdun her tarafı, yıkılmış taşlar, kesilmiş başlar arasında. Hanende ve sazendeler arasında gönül eğleyemez. Ölü evinde oynayana veli denmez, deli denir.  Velilerin o durumlarda zevki insanlara zulmedenlerin zulmünü ortadan kaldırmak ve o zulmü ve zalimi kırarken çıkardığı sesten sema yapıp zevk almaktır.

Mevlânâ sema nedir bilir misin Dedikten sonra cevap veriyor: "Sema: Nefs ile harp etmek, yarı kesilmiş kuş gibi toprak ve kan içinde çırpınmaktır. Sema: Musa peygamberin asası gibi her solukta Firavunun sihirlerini yutmak yok etmektir" (Mesnevi Şerhi: Tahir-ül Mevlevi 14/318)

Allah ın erleri; Güneşi görünce gülümseyen gül gibi, şafak vaktinde seher yeliyle şakıyan bülbül gibi, zindanı delerek hürriyet ışığına kavuşan mahpus gibi, yağmur taneleriyle ıslanarak sevinen bozkır toprağı gibi, Leyla sına kavuşan Mecnun gibidir. Onlar Allah ın dinini engelleyen elleri ve engelleri kırarken, Allah yolunda akıttıkları kanları içinde raks ederler.

"Merdan ilahi, yani ricalullah, raksı, meydan başında ve kendi kanları içinde ederler" (Mesnevi Şerhi: Tahir-ül Mevlevi beyit 7825)

Raks dan sonra açtığı el, kırdığı gerdan ve attığı göbek sayısınca alacağı parayı düşünerek kuyruk sallayarak kavuk sallayıp raksetmez.

Mevlânâ onlar için Ayının armut görünce oynamasını örnek göstermiştir.

"İnsanlık hırsının icabını ayrı ayrı görür ve bilirsin. Fakat ayı gibi maksatsız raks edersin." (Mesnevi Şerhi: T. Mevlevi 7824)

DEF ÇALMAK

Leyleğin «Lek-lek-lek» diye ötüşünü Arapça olarak "her şey Senin için Ya Rabbi" diye anlayanlar coşmak, heyecanlanmak için Tefe, Davula veya Kös e ihtiyaçları yoktur. Kudüs ü, Mısır ı, Irak ı, İran ı, Yemen i, Kuveyt i, Ürdün ü fetheden ashabı coşturmak için, Osmanlıdaki gibi Mehteran bölüğü yoktu. Onların davulu içinden "Kün-tüm-Kün-Tüm-Kün-Tüm, HAYRA ÜMMETİN" diye vuruyordu. "Siz iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak ve Allah a iman etmek için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz." (K. Kerim Al-i İmran 110)

Şair:

Kalbim davul gibi gece gündüz vuruyor.

Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu dem.

Cihad vaktin hatırlatıp duruyor.

Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu dem.

"Dökme su ile değirmen dönmez"

içi üşüyen insanın üzerine on yorgan atsanız yorganlar soğuktan titrer.

Mevlânâ bu gerçeği de şöyle ifade eder:

"O gibi zevatın mudripleri, içlerinden def çalarlar; hatta denizler onların çüşu huruşundan köpük saçarlar." (Mesnevi Şerhi: T. Mevlevi 7827)

Mevlânâ def çalmadığı, içki içmediği, raks yapmadığı gibi bunları yapanları tenkit etmiştir.

Ahi teşkilatını kuran, Ahi Evren in hocası ve kayınpederi Evhadüddin in (563/1183 635 = 1238) sema yaptığı Mevlânâ ya bildirildiğinde bu yaptığının zina suçundan bile ağır olduğunu çünkü bu yolun devamlı zina yolu olduğunu söylemiş Mevlânâ.

(Bakınız kelime dergisi sayı 12, sayfa 36 Mikail Bayram, Eflaki, Menakıbul arifin Nşr. T. Yazıcı Ankara 1959 2/439)

Hayatta hiçbir insanın eserini ben de dahil başkasının gözü ve gönlüyle okumayınız.

Kendiniz o eseri alınız, okuyunuz. Her eser size sizin kabınız kadar sunacaktır. Başkasının kabı size az veya çok gelebilir.