Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Mert; çevik, zinde, hareketli, özü, sözü doğru yiğit, dostluğuna güvenilen adam gibi adama denir. Mert kimse adil olur. Namert ise; mert olmayan, arkadaşlığına güvenilmeyen, alçaklık eden, korkak, erdemsiz kimseye denir. Namert kimse, hain ve zalim olur. Mert ve namert kelimeleri, parti liderlerinin birbirlerini övmede ve yermede sıkça kullandıkları iki sözcüktür.

Mesela geçmiş zamanlarda Devlet Bahçeli’nin; “Sayın Başbakan bir gün iktidardan ayrıldığın dönemde eğer Cenab-ı Allah Milliyetçi Hareket Partisi’ne iktidarı nasip ederse, nerede ikamet edersen et, onun 20-30 metre karşısına, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazmazsam namerdim…” sözü bu kullanımın tipik örneklerindendir. Ve yine AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın; Bahçeli’nin iddialarıyla ilgili olarak, “Hukukta, müfteri yani iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Sen (Bahçeli) böyle bir iddianın sahibisin, eğer dürüstsen, diyorum ki bunu açıklamaya mecbursun. Açıklamadığın takdirde namertsin…” ifadesi de başka bir örnektir. İspatlarsan mertsin, ispatlamazsan namertsin kavgası… Kim mert, kim namert, tarih bunu en net bir şekilde yazacaktır.

 KARDEŞLİK

Kardeş denildiğinde, genellikle aynı anadan ve babadan dünyaya gelen kişiler, akla gelse de, aynı dine mensup olmayı ifade eden akide birliği ile de kardeşlik oluşur. HUCURAT 10: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan ittika edin, umulur ki merhamete ulaşırsınız” ayeti, akide kardeşliğini açıklayan belgelerdendir. Yeryüzünün neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar, hangi dili konuşuyorlarsa konuşsunlar, hangi kavme mensup ve hangi renkten olurlarsa olsunlar, bütün müminler birbirlerinin kardeşidirler. Bu kardeşlik, ümmet şuurunun ortaya konulduğu ve hayata yansıyan dayanışma ve işbirliği ile ortaya konulur. Bu kardeşlik için “akide birliği” temel şarttır. Bunun için, “Ancak müminler kardeştir” denilmiştir. Ulus devletlerde; “Müminler kardeştir” esası yerine “Almanlar veya İngilizler veya Ruslar veya Araplar veya Türkler ancak kardeştir” inanışı ikame edilmektedir. Bakınız “Avrupa Birliği”  aslında, Avrupa uluslarının birliği olmanın ötesine gerçekte bir Hıristiyan Yahudi birliğidir. Bu birliği meydana getiren amil unsur, ulus birliği değil inanç birliğidir. Müslümanlar ise kendi birliklerini kuracaklarsa bu, İslam itikadı üzerine inşa edilecek “İslam Birliği” olmalıdır. Bütün Müslümanlar “İslam kardeşliği” esasında birleşerek, tek ümmet olsalar, neler olur bir düşünün? Neler olmaz ki… Hayali bile insanı mutlu ediyor. Hangi ABD, hangi emperyalist devlet, hangi NATO, bu gücün karşısında dayanabilir ki… “İslam Birliği”nin gücünü bilen ABD, İsrail ve Batılı ülkeler, ümmeti ulus devletlere bölmüşler, parçalamışlar, yapay ayrılıklar üreterek birbirleriyle savaştırmaktadır. Ülkemizde bu oyunu fark eden tek hareket Milli Görüş olmuştur. Rahmetli Erbakan Hocamız, İslam ümmetini birleştirmek için çetin bir mücadele vermiştir. Bugün bu mücadeleyi Saadet Partisi aynı aşk ve azimle sürdürmektedir.

 ÇIKAR SİYASETİ

Müslümanlar olarak bilmemiz gereken gerçek, bir “din ve düzen” olarak İslam; ülkemizde ve İslam dünyasında kamusal alanının dışına çıkarılmıştır. İslam hâkim değil, mahkûm hale getirilmiştir. Din ve düzen olarak İslam’ın yerine ikame edilen şey ise; batının tanzim ettiği yanlış hak anlayışının ürünü “hile rejimi ile faizci kapitalist düzen, materyalist eğitim” olmuştur. Bunun anlamı; adil siyaset yerine, çıkar siyasetinin benimsenmiş olmasıdır. Bu siyasetin özünde; bencillik, hazcılık ve tüketim çılgınlığı, israf, rant ve şatafat vardır. Ülkemizi yaşanmaz hale getiren, bu çıkar siyasetidir. Milletimiz, bu siyaset sayesinde faizin, haksız vergilerin, israfın, doların kölesi haline getirilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki ülkemizde bu çıkar siyasetinin baş yürütücüsü AK Partisi ve tek akıl Erdoğan olmuştur. Bunu söylememiz; AK Parti ve Erdoğan düşmanı olduğumuzdan değildir. Bizim, AK Parti ve Erdoğan’ın icraatları ile ilgili söylediklerimiz, sevgi şefkatimizin göstergesidir. Gören görüyor, görmeyene de Cenab-ı Allah görmeyi nasip etsin. Biz Milli Görüşçülerin hareket noktası şefkat ve sevgidir. Amacımız; öncelikle milletimiz başta olmak üzere tüm insanlığın saadetidir. Yaşadığımız maddi ve manevi krizden kurtulmanın yolu, her alanda şuurlu bir devlet politikası ile mümkündür. Bu ise ancak Milli Görüş ile gerçekleşebilir. Milli Görüş’ün iktidara gelmesi, milletimizin uyanması ve şuurlanması ile mümkündür. Saadet Partisi, bu görevi yapmaktadır. Millet olarak kurtuluşumuz; haklı bir zihniyetin, doğru bir metodun ışık tuttuğu, sağlam bir siyasetin çizdiği, üstün bir stratejinin gösterdiği ve ehil bir kadronun yönettiği, aziz milletimizin özü olan Milli Görüş iktidarındadır.

 AYHAN YARAMIŞ

AHZAB 23: “Müminlerden öyle adamlar vardır ki Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Bir kısmı da can vermeyi beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (davalarını) değiştirmediler.” Asrımızda “iman ve cihat” ehli bir mümin olmak çok zordur. Bu zoru başaranlardan bir dava eri daha Hakk’a yürümüştür. Ayhan Yaramış ağabeyimiz… Ayhan ağabeyimiz; Milli Nizam Partisi’nin kuruculuğundan başlayarak Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nde Tokat/Niksar İlçe Başkanlığı görevlerinde bulunmuş “davasının delisi” şuurlu bir mümin idi. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın sadıklar ve karamanlar arasında saydığı nadir insanlardan biriydi. 21 Ekim 2018 akşamı 76 yaşında aramızdan arılan Ayhan ağabeyimize Allah’tan rahmet, evlatlarına, sevenlerine, camiamıza sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. 22 Ekim Pazartesi günü Niksar Ulu Camii›nde yoğun bir katılımla kılınan cenaze namazı sonrası Melikgazi Mezarlığı›nda defnedilen Ayhan ağabeyimizin ruhu için bir Fatiha okuyalım. Selam hidayete tabi olanlara…