Türkiye’de yönetim sistemi bir kez daha değişirken, uzun vadeli düşünmek ve dünyada ortaya çıkan yeni trendlere uygun bir sistem tasarlamak gerekiyor. Çünkü küresel sistemin reçetelerini uygulayan hükümetler, bu ülkeye sadece vakit kaybettirdi. Dünün fırsatlarını her gün “müjdeli” haber vererek ucuz harcayanlar, bugünün risklerini “önlem paketleri” ile geçiştiremedi. Bu gerçek dikkate alınmadan ekonomiye istenilen şekilde yön verilemez. Milletimizin yüzünü ağartacak işler yapmak için önce ekonomi zihniyetiyle yüzleşmelidir.

Yüzleşmeyi sağlayacak “Ekonomi Toplantıları Dizisi” başladı. İlk bölümde, “Ekonomimizde karşılaştığımız sorunların, küresel sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceği” işlendi. İkinci bölümde, “Bizim de kendimize ‘yanlışı nerede yapıyoruz?’ sorusunu sorma” vaktinin geldiği vurgulandı. Üçüncü bölümde; “Kısa vadede çözüm olabilirmiş gibi görünen, oysa uzun vadede daha büyük sorunlara neden olabilecek uygulamalardan mutlak suretle kaçınma” yollarının altı çizildi. Sezon finali ise; gerekli hasar tespitlerinin yapılarak “Kalıcı hasar”ların önlenmesi olacak. Çünkü krizin geçici olması, hasarın da geçici olmasına bağlıdır!

Konkordato, kalıcı hasarların oluşmasının bir göstergesidir. Bu gösterge; kafasını kuma gömmek, duvardaki çatlakları sürekli kapatmak yerine temeldeki sarsıntıya odaklanmayı tetikledi. Bugüne kadar ekonomideki kaymayı bankalar, dış politikadaki kaymayı zirveler örtüyordu. Zararlarımız öylesine arttı ki, artık şapkamızı önümüze koyduk ve ciro ile kârın aynı kapıya çıkmadığını gördük. Geldiğimiz noktada ödeme kolaylığının, ödeme gücü olmadığı anladık. Bu açıdan ekonomiye yön vermesi gerekenler, “bankaları kredi vermeye davet” etmeyi, “orta vadeli plan” açıklamayı bırakmalı, sanayicinin önünü daha net görebilmesi açısından, yatırıma, üretime, ihracata harcanacak payı artırmalıdır.

Bunun için faizsiz ve üretim ortaklığını destekleyen yeni uygulamalarla, genç nüfusun ekonomi için fırsata dönüşmesi sağlanmalıdır. Böylelikle Türkiye’yi geleceğe taşıyacak inancın, kararlılığın, plan ve projeleri ortaya konabilir. Bir ekonominin istikrardan daha çok ihtiyaç duyduğu şeyin, herkesin hakkını aldığı bir ortam sağlaması olduğu anlaşıldığına göre “ekonomi dizileri”ne devam edilmelidir. Çünkü durum kritik, vaziyet klinik!